Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
10 KASIM’LARDA ATATÜRK’Ü SEVEN(!) ATATÜRK DÜŞMANLARI
Bir numaralı “Atatürk düşmanları” şimdilerde yeniden takiyyeye başladılar.
Zira koltuklar tatlı, makamlar, mevkiler yatlar katlar gözden çıkarılmayacak denli baş döndürücü.
Onlar için ideoloji, amaca ulaşmak için araç.
Asıl amaç neydi?
Dini istismar ederek köşeyi dönmek; sülale boyu zenginlik içinde yaşamak; görkemli makam, mevki ve koltuklara kavuşmaktı.
Kolay kolay gözden çıkarılacak dünya nimetleri mi?
Hatırlayın dün ne söylüyorlardı bugün ne söylüyorlar?
“Avrupa Birliği Hıristiyan Birliğidir” diye açıklama yapan “din bezirgânları”, dün söylediklerini unutup, bugün AB’ye girmek için, (daha doğrusu koltuklarını korumak uğruna böyle görünenler), her türlü kılığa girebiliyorlar.
Bundan 10 sene önce; “laik sistemi değiştireceğiz, laikler için; din karşıtı, adı ateizm olan başka din yaratmak isteyenler; Batı uğruna kendi yaşam biçimlerini empoze etmeye çalışanlar” diye çağdaş Atatürkçüler için tanımlamalar yapan Atatürk’ü 10 Kasım’larda seven(!) Atatürk düşmanları; 2008’in 10 Kasım’ında da yine “suni mesajlarla” takiyyelerini sürdürmeye devam ediyorlar…
“* Ne mutlu Türk’üm diyene lafını, tutup her yere yaza yaza ve bunu özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür.* Bugün Türkiye’de bir sistem bunalımı var. Halkına zıt, halkı ile barışık olmayan, ona düşman bir sistem bu.* Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik; bu millete, zorlatma şeklinde dayatılmış.* Milliyetçilik maalesef bir nevi bir ırkçılık şeklinde devam etmiştir. * Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en ziyade tahribatı vermiş olan, sistemin ilkelerinin birisi de laikli ilkesidir.
Hepinize soruyorum; hangi demokratik ülkenin, hangi Avrupa ülkesinin anayasasının başlangıcında bu tip ilkel maddeler vardır; soruyorum. Bu, ancak, Baas anlayışıdır... ”
Bunları ve bunlara benzer sözleri söyleyenler, bugün yüz seksen derece dönüşlü bir yaşamın içersindeler.
Dün söylediklerinden ötürü bugün hiç rahatsızlık duymuyorlar.
“Dün dündür bugün bugündür” pişkinliği içerisinde sırça köşklerde hayatın tadını çıkarmayı sürdürüyorlar…
İşte ilkel dedikleri Anayasamızda ki maddeler:
* MADDE 1. - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
* MADDE 2. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
* MADDE 3. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.
Ve 10 Kasımlar gelince, yine “muhteşem takiyyelerini” hakkını vere vere(!) gururla ve onurla ve de “utanmadan” yerine getiriyorlar…
ABD ve AB denilen sahte dostlarımızın, büyük desteklerle iktidara getirdiklerinden istekleri neler?
Atatürk’ü içinizden atın.
Resimlerini asıldıkları yerlerden indirin.
Heykellerini kaldırın.
Kemalizm’den vazgeçin.
Ve Güneydoğu’yu unutun…
Bunlara karşın birileri ne yapıyor?
Ulu önder’i “Mustafa” adıyla filmleştirip, sanki ülke yaratan bir kahraman değil de her yönüyle insani zaaflarla dolu, yalnız, karanlıktan korkan, içkici, kadın sevdalısı bir lider biçiminde gösterip sahte dostlarımızın beklentilerine, isteklerine büyük ölçüde ortamlar hazırlıyorlar…
Çevremizde ki “emperyalist akbabalar” Yüce Önder Atatürk’ü hangi davaya hizmet ettiği belli olmayan içimizde ki kişilere “Mustafalaştırılıp”, milletin bağrından koparıp attırmadıkça biliyorlar ki, Türkiye’yi bölemez ve Güneydoğu’yu topraklarımızdan kopartamazlar.
Ölümünün 70. Yıldönümünde ne yazık ki, onun aziz hatırasına, kahramanlığına ve büyük vatanseverliğine layık kararlılık ve tavırlar içinde olamadık.
Yarattığı parlak ve aydınlık Cumhuriyet, bugün “türbanlı Cumhuriyet” olarak, yüreğimizde isyan duyguları uyandırarak, adım adım yoluna devam ediyor…
Yerinde rahat uyu Atam, aymazlık devam ediyor, hâlâ İZİNDEYİZ(!)
BURHAN ÖZBEY