Son Haberler
26.05.2012 Cumartesi 00:31
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"12 Eylül Türkiye için milat olacak"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "12 Eylül Türkiye için bir milat olacak. Buna inanıyoruz. Onun için durmak yok. Ev ev dolaşacağız, kapı kapı çalacağız. Gelin bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Şimdi söz sizde, karar sizde. " dedi. 07.08.2010 21:35

AA - Erdoğan: "Antalyalı emekli kardeşime de soruyorum, memurların toplu iş sözleşmesinden emeklilerin de yararlanmasına 'evet' mi? Antalyalı işçi kardeşim birden fazla sendikaya üye olma, grev hakkının genişletilmesine 'evet' mi? Kadın hakları noktasında önemli ilerlemeler kaydettik. Şimdi de kadınlarımız için anayasada özel hüküm getiriyoruz. Onlara pozitif ayrımcılık uyguluyoruz. Kadın haklarının anayasal güvenceye kavuşmasına 'evet' mi? Kadınlarla birlikte çocuklar için, özürlü kardeşlerimiz için, yaşlılarımız için, şehitlerimizin dul ve yetimleri, gazilerimiz için özel haklara 'evet' mi?''
     Başbakan Erdoğan'ın sorularına her grup, ayrı ayrı ''evet'' yanıtını verdi.
     Bu arada, fişlenmenin tarihe karışacağına işaret eden Erdoğan, gruba seslenerek, ''Fişlenmenin tarihe karışmasına 'evet' mi?'', ''Yurt dışına çıkış kısıtlamasında keyfilik ortadan kalkıyor, 'evet' mi?'', ''12 Eylül üzerindeki dokunulmazlığı kaldırıyoruz 'evet' mi?'', ''Bu ülkede artık 12 Eylüller, 27 Mayıslar yaşanmasın diyoruz 'evet' mi?'' sorularını yöneltti. Bu sorular üzerine de mitingi izleyenler, Başbakan Erdoğan'a ''Evet'' karşılığını verdiler.
    
     -BELEDİYENİN AFİŞLERİ-
    
     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Büyükşehir Belediyesince şehrin çeşitli yerlerine asılan afişlere de işaret ederek, ''İlginç bir şey. 'Gürültü kirliliğine (hayır) diye bir şeyler asmışlar. Bu anayasa paketi içerisinde zaten buna karşı herhangi bir şey yok'' dedi.
     Erdoğan, yine mitingi izleyenlere seslenerek, ''Gürültü kirliliğine karşıyız değil mi? Ama bunun anayasa paketi içerisinde yeri yok. Trafik terörüyle ilgili bir şey var. Trafik terörüne karşıyız değil mi?'' sorusunu yöneltti, izleyicilerden ''Evet'' karşılığını aldı.
     Bölünmüş yolları trafik terörünün engellenmesi için yaptıklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''Peki bugüne kadar gelen CHP yönetimleri, bu ülkede ne kadar bölünmüş yol yaptılar, bunu söylesinler. Cumhuriyet tarihinde 5 bin 300 kilometre bölünmüş yol. Bizim dönemimizde 12 bin kilometre bölünmüş yol. Niye yapıyoruz bunları? Trafik terörünü minimize etmek için. 'Gürültü kirliliği' diyorlar. Sen belediye olarak ne iş yaparsın? Bu işe bakacaksın. Antalya'da hava kirliliği var mıydı? Vardı. Geldik, doğalgazı getirdik. Şimdi hava kirliliği var mı?''
     Başbakan'ın sözleri üzerine miting alanındakiler ''Yok'' yanıtını verdi. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, ''Bizim derdimiz bu. Biz dertliyiz, dertli. Biz bu millete aşığız aşık. Öyle aldatmaca, billboardlarla bu millet yutmaz'' diye konuştu.
     Erdoğan, kendisini, ''Türkiye sizinle gurur duyuyor'' diyerek destekleyen vatandaşlara da ''Biz sizlerle gurur duyuyoruz'' diye yanıt verdi.
     Anayasa oylamasında Antalya'dan büyük bir 'evet' beklediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'nin dünyaya açılan penceresinden bir büyük 'evet' bekliyorum. Türkiye'nin vizyon, marka şehrinden devasa bir 'evet' bekliyorum'' dedi.
    
     -ANTALYA'DAKİ YATIRIMLAR-
    
     Antalya'da eğitime önemli desteklerde bulunduklarını da anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 7,5 yılda kentte 4 bin 730 derslik yaptıklarını, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde 2 fakülte, 5 meslek yüksekokulu, bir yüksekokul, bir devlet konservatuvarı, 14 araştırma uygulama merkezi ile Antalya Teknokenti'ni hizmete açtıklarını kaydetti.
     Alandaki vatandaşlara, ''Kitapları bedava alıyoruz değil mi?'' diye soran Erdoğan, ilk ve orta öğretimde kitapların ücretsiz olduğunu, ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilere de kızlara daha fazla olmak üzere burs verildiğini söyledi.
     Bunda da pozitif ayrımcılık yaptıklarına işaret eden Başbakan, parayı da anneye verdiklerini dile getirerek, ''Babaya vermiyoruz. Niye babaya vereceğiz, hemen sigarayı tüttürecek ve kirli hava. Biz biliyorsunuz dumansız havadan yanayız. Dumansız hava. Onun için parayı anneye veriyoruz. Yerinde kullanılsın istiyoruz'' dedi.
     Üniversite öğrencilerine de 200 TL burs verdiklerini bildiren Erdoğan, Antalya'da uluslararası Antalya Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasına da öncülük ettiklerini söyledi. Antalyaılara yakışır hizmetlerin verilebilmesi için 7,5 yılda Antalya'ya yaptıkları sağlık yatırımının 275 milyon lira olduğunu vurgulayan Erdoğan, yapılan sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgi verdi.
    
     -''ARALIKTA ANTALYA'DA AİLE HEKİMLİĞİNE GEÇİLECEK''-
    
     Bu yıl aralık ayında Antalya'da aile hekimliğine geçileceğini belirten Erdoğan, ''İstediğinizde kapısını çalabileceğiniz doktorunuz olacak. Telefonla danışabileceğiniz özel aile doktorunuz olacak. Hiçbir ücret ödemeyeceksiniz. Ailenize özel'' diye konuştu.
     Başbakan Erdoğan, tarımda hayvancılık desteği için ödenen parayı 28 kat artırdıklarını ve 13 milyon Türk Lirası'na çıkardıklarını, Ziraat Bankası yüzde 59 faizle kredi verirken, bu yıl faiz oranını yüzde 7 - 13 arasına düşürdüklerini ve 73 kat artışla Antalyalı çiftçilere 630 milyon lira kredi verdiklerini anlattı.
     Aynı şeyin esnaf için de yapıldığını kaydeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2002 yılında sadece bin 600 esnafa Halk Bankası kredi verilirken, bu yılın altı aylık döneminde 13 bin 270 esnafa neredeyse bire 9 artırmak suretiyle tam 45 kat artışla 230 milyon lira kredi kullanma imkanı sağladıklarını söyledi.
     Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
     ''İşte bütün bunlarla birlikte 12 Eylül Türkiye için bir milat olacak. Buna inanıyoruz değil mi? Onun için buradan çıkınca durmak yok. Ev ev dolaşacağız, kapı kapı çalacağız. Gelin hep birlikte 'evet' diyelim. Gelin bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Tekrar ediyorum, her 'evet' demokrasiye davettir. Her 'evet' adalete davettir. Her 'evet' özgürlüğe davettir, hukuka davettir. Biz TBMM olarak üzerimize düşeni yaptık. Sizin bize yüklediğiniz emanetin hakkını verdik, şimdi söz sizde, karar sizde. Sevdamız millet, kararımız 'evet'. Sevdamız millet, oyumuz (Evet).''
     Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda, miting alanındakilere seslenerek, ''Ancak bizim bir ahdimiz var. Biliyorsunuz, neydi, şimdi gür bir sesle ve bayrakları kaldırarak'' dedi ve mitingi izleyenlerle birlikte, ''Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana herşey sizi hatırlatıyor'' dizelerini söyledi.
     Erdoğan, sözlerini, ''Gününüz kutlu olsun, Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun, 12 Eylül yeni miladımız olsun'' diye tamamladı.
    
     -AK PARTİ'YE KATILIMLAR-
    
     Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti'ye geçen, CHP'li Döşemealtı Belediye Başkanı Nurettin Tursun ve bazı CHP'li belediye meclis üyeleri, DP'li Taşağıl Belediye Başkanı Ahmet Alp ve bazı meclis üyeleri ile Manavgat'a bağlı Çolaklı'nın Bağımsız Belediye Başkanı Hasan Coşkun'un parti rozetlerini taktı.
     Antalyaspor'un Teknik Direktörü Mehmet Özdilek'in de izlediği mitingte, katılımların ardından Özdilek, ''Şifo Mehmet'' diye anons edilerek sahneye geldi ve Özdilek, Başbakan'a ''Recep Tayyip Erdoğan'' yazılı Antalyaspor forması hediye etti.
     Başbakan Erdoğan, kürsünün bulunduğu alanın yanında mitingi izleyen bazı özürlü vatandaşlarla da sohbet etti.
     Miting sırasında bir helikopter havadan güvenlik kontrolü yaparken, vatandaşların sıcaktan etkilenmemesi için miting alanında dev boyutlu 5 vantilatör konulduğu görüldü.
     Öte yandan, mitin meydanının yanındaki Kepez Spor Salonuna, ''Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü'' ve ''Türkiye'mizi seviyoruz 'evet' diyoruz'' yazılı pankartlar asıldığı gözlendi.
     Mitingin ardından Başbakanlık otobüsüne geçen Başbakan Erdoğan, kıyafetini değiştirdi. Buradan 112 Acil Çağrı Merkezine hareket eden Erdoğan, otobüsten yol kenarındaki vatandaşları selamladı.
     Bu arada, mitingden sonra, 16 yaşındaki bir çocuğun, Başbakan Erdoğan'ın dağıttığı birkaç oyuncak ve diş fırçasını alarak, ''Gel vatandaş, gel. Başbakan'ın oyuncakları bunlar. Oyuncak 5 lira, diş fırçası 1 lira''diyerek, satmaya çalıştığı görüldü.

YORUMLARINIZ
MELİH KÜÇÜKŞAHİN - 08.08.2010 10:16
OLAYI AK PARTİYE OY GİBİ ALGILATMAYA ÇALŞIAN BİR KISIM GÜRUH VAR. AMA İŞ O KADAR BASİT DEĞİL. TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ SÖZ KONUSU. AK PARTİ GELİR GEÇER. GELECEK NESİLLERİN DE BİZLER GİBİ DARBE TEHDİTİ ALTINDA YAŞAMAMASI İÇİN, DARBELERİ TARİHE GÖMMEK İÇİN, DAHA DEMOKRATİK BİR ANAYASA İÇİN, HAKSIZ İHRAÇLARI (ORDUDAN MAHKEME OLMADAN ATILAN VE GÖREVDEN ALINAN SAVCILARIN İTİRAZ HAKKI VE ADİL YARGILAMA HAKKI İÇİN) ORTADAN KALDIRMAK İÇİN AK PARTİYE HAYIR DESENDE, REFERANDUMA EVET DİYEBİLMEK BİR VATANDAŞLIK GÖREVİDİR.
SÖZDE DEMOKRAT GEÇİNİP TAKMA ADINA DEMOKRAT YAZAN, DARBE ANAYASASINI DESTEKLEYENLERE DE BİR SÖZÜM VAR.
DARBE ANAYASASINI DESTEKLEYİP ADI DEMOKRAT OLAN TEK CANLI TÜRÜ SİZSİNİZ MAALESEF. BÜYÜKLERİNİZ SİZE ÖĞRETMEDİ Mİ? YA GÖRNDÜĞÜN GİBİ OL, YADA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.
DEMOKRAT GÖRÜNÜMLÜ CUNTACI ZİHNİYET SİZİ...
mehmet bey - 08.08.2010 08:58
ikiz yasalar (4867 ve 4868 sayılı kanunlarla kabul edilen BM sözleşmeleri)
« : Temmuz 02, 2010, 12:35:14 ÖÖ »
Değerli arkadaşlar,

ekteki yasaları ve yasalarla kabul edilen BM sözleşmelerini incelemenizi tavsiye ederim.

Bu yasalardan haberdar olup da tepkisiz duranın vatanseverliğinden şüphe ederim.

Kemal Denizer





İSTANBUL BAROSU YÖNETİM KURULU'NUN
KAMUOYUNA DUYURUSU

Tarih : 13 / 06 / 2003

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun
T.B.M.M.'nin 04/06/2003 tarihli oturumda kabul
edilen ve Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunulan
4867 ve 4868 no.lu Yasalar hakkındaki 13.06.2003 tarihli yazılı açıklamasıdır.

04/06/2003 tarihli oturumda T.B.M.M.'de 4867 ve 4868 no.lu iki yasa kabul edilmiş ve Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunulmuştur.

İçtüzüğün 52. maddesi uyarınca öncelikle görüşülerek yangından mal kaçırılırcasına çıkartılan bu yasaları, aşağıda belirttiğimiz nedenlerle Türkiye'nin menfaatlerine uygun olmadığını saptıyoruz.

Bundan 37 yıl önce 1966 yılında kabul edilen ve 1976 yılında yürürlüğe giren bu sözleşmeler, daha önce de Türkiye'nin önüne konulmuş, ancak ulus devlete yönelik tehditler oluşturacağı düşüncesiyle onaylanmamıştır.

Her iki sözleşmenin 1. maddesi kelimesi kelimesine aynı olup aynen;

1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.

2. Bütün halklar, ........, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılamaz.

3. ...... bu sözleşmeye taraf bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler şartının hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir. denmektedir.

İkiz sözleşmeler olarak anılan bu sözleşmelerin bu maddeleri ÇEKİNCESİZ kabul edilmiştir.

Sözleşmelerin 2. maddeleri ile de devlet bu hakları güvence altına alır. Bu haklara saygı göstermeyi taahhüt eder.

Devletin saygı göstermeyi taahhüt ettiği bu maddelerde "ayrılmayı" da kapsayacak şekilde "kendi kaderini tayin hakkı tanınan" "uluslar" değil, "halklar"dır. Böylece, ülke bütünlüğünü tehdit eden eylemler "uluslararası güvenceye" kavuşturulmuştur.

Her iki sözleşmenin 1. maddesinin 2.bendine göre de Türkiye halklara göre ekonomik parçalara bölünecektir.

Burada söz konusu olan sıradan bir yasama faaliyeti değildir. Anayasa'nın 90. maddesi karşısında, TBMM kararıyla onaylanan bu sözleşmelerin "Türk kanunlarını değiştirici" özellikleri olacak, "iç hukukun bir parçası" kabul edilecek ve diğer yasalardan farklı olarak "Anayasa'ya aykırılıktan dahi ileri sürülemeyecek"tir.

Nitekim, onaylanan bu sözleşmelerin 2. maddesine göre; "Sözleşmede tanınan hakları kendi mevzuatında veya uygulamasında henüz tanımamış olup da bu sözleşmeye taraf olan devletler, kendi anayasal usullerine ve sözleşmenin hükümlerine uygun olarak, sözleşmede tanınan hakları uygulamaya geçirmek için gerekli olan tedbirleri ve diğer önlemleri almayı taahhüt ederler".

Üstelik, bu sözleşmeleri onaylayan TBMM'nin daha sonra bu sözleşmelerin içeriğini değiştirme olanağı da yoktur.

Ayrıca, Anayasanın 15. maddesinde; savaş, seferberlik, sıkıyönetim gibi olağanüstü hallerde dahi bu sözleşmelerde yer alan "hakların" kısıtlanamayacağı öngörülmüştür.

Bu sözleşmelerde yer alan ortak hükümle, BM bünyesinde oluşturulacak komisyon ve komiteler, Türkiye'de denetim yapma ve iç işlerimize doğrudan müdahale etme olanağına kavuşuyorlar.

Özetle, onaylanan "İkiz Sözleşmeler", ulus devletimizi ve egemenliğimizi tehdit eden yasalardır.

Bu yasalarla anılan sözleşmelerin uygulanmasının bağlayıcılık kazanmasının önlenmesi konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Evet 12 eylül milat olacak ve yukarda bahsedilen sevr antlaşmalarını kabul aden akp Türkiyemizin bölünüp parçalanması yolunda bir adımı daha gerçekleştirmiş olacaktır....Bu insanları yedikleri ekmek ve içtikleri su boğazlarında kalsn
recep ünal - 07.08.2010 21:41
sonuna kadar devam 12 eylulde 1 mılyıon kez evet yenı ve cağdaş bır ulke ıcın
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1