17 TRİLYONLUK BELEDİYE REKLÂM BÜTÇESİ VE YEREL BASIN
29 Mart yerel seçimleri yaklaşırken, AKP’li belediyelerin kesenin ağzını iyice açacakları gerçek. AKP iktidar olduktan sonra, birçok kentimizde olduğu gibi KOCAELİ yerel basını da, ne yazık ki, bir iki istisna dışında, sanki belediyenin yayın organı durumuna geldi.
Özel sektörden beklediği şekilde nemalanamayan yerel gazete ve televizyon patronları; süreç içerisinde, reklam ve ilan pastasından büyük paylar kapmanın hesabıyla, gazete ve televizyonlarını, yönetimin işbaşında olduğu beş yıllık süre içinde adeta AKP’li belediyelerin emrine tahsis ettiler.
Öncelikle, AKP’ye ve KOCAELİ Büyükşehir Belediyesi yönetimine muhalif, her zaman doğruları, gerçekleri yazan, halkın güven ve saygısını kazanmış yürekli, birikimli köşe yazarı ve televizyon programcılarına kapılarını kapadılar.
Başta belediye başkanları olmak üzere, yönetimleri ve bu partinin milletvekillerini, yerli yersiz öven, göklere çıkaran, patron sözünden çıkmayan, çaresiz, meslekte birikimsiz, deneyimsiz, üç kuruş harçlık karşılığında çalışan, ya da hiç ücret talep etmeyen yazar ve programcıları istihdam ettiler.
Bu nedenle de Kocaeli’de yerel basın; tarihinde olmadığı kadar, düştüğü durum itibarıyla, kötü bir dönem geçirmektedir. Okur kitlesinin büyük bölümü gazete ve televizyonlara özgür medya diye bakmamakta, yayınlanan haber ve yorumların objektif ve tarafsız olmadığına inanmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde, CHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Sefa Sirmen’le yaptığımız söyleşi sırasında, Sayın Sirmen’in açıklamasından Büyükşehir Belediyesi’nin 17(on yedi) trilyonluk reklam harcamasına dönük bir bütçe uyguladığını öğrendik ve çok şaşırdık. Bu kadar da olmaz “pes” dedik…
Bu satırların yazarı olarak, Başkan İbrahim Karaosmanoğlu’na Belediye yönetimi ve şirketleri olarak, yerel basına seçildiğiniz tarihten bu yana, toplam ne kadar reklam, ilan ve baskı parası ödediniz, gazete ve televizyonları ayrı ayrı belirtmek suretiyle açıklayınız diye kaç kez çağrıda bulunduk. Ancak bu zamana değin Başkan’ın bu konuda tek bir açıklamasına tanık olmadık.
Buradan bir kez daha kendisine soruyoruz;
Sayın Karaosmanoğlu;
17(on yedi) trilyonluk harcamaya yönelik reklam bütçesinin gerekçesini ve ayrıntısını üstlendiğiniz görev ve sorumluluk çerçevesinde Kocaeli Kamuoyuna açıklar mısınız?
Sevgili okurlar;
Şimdi de daha önce internette yayınlanan “Yerel Basın ve Yazıl(a)mayan belediye gerçekleri” başlıklı bir başka köşe yazımızdan, kimi bölümleri yeri geldiği için sizlerle paylaşmak istiyoruz.
X
“İktidarlar (yönetimler) büyük yazarları sevmezler. Büyük yazarlar, ülkelerinde ikinci bir hükümet gibidirler. Hangi rejim olursa olsun önemsiz yazarları sever. Asla büyük yazarları sevmez” (Alexandre Soljenitsin)
“Çünkü;
Büyük yazarlar; kalem gücünden ve yazmakta oldukları gazetelerin büyüklüğünden çok; dürüst, tarafsız ve meslek haysiyetini her şeyin üstünde tutarak, hiçbir erkin kuklası olmadan, çıkar gözetmeden, kendilerini üç kuruşluk dünya nimetlerine satmadan, yüreklice gerçekleri dile getirebilen onurlu kalemlerdir.
“Değerli okurlar,
“Bu konuda ki görüşlerimizi bir kez daha özetle belirtmiş olalım.
“Yerel basın, bugün Türkiye’de büyük çoğunlukla devlet kaynaklarından almakta olduğu paralarla yayın hayatını sürdürmektedir. Ülkenin hemen her yerinde yerel basının en önemli gelir kaynağı belediyelerdir.
“Yerel basında patronlar, (istisnalar hariç) belediyelerle iyi geçinmeyi belediye başkanları hakkında önemli sayılacak eleştirilere gazetelerinde ya da televizyonlarında kesinlikle yer vermemeyi düstur edinmişlerdir.
“O nedenle, her zaman, “söz dinleyecek ve dümene uyacak” köşe yazarı ve gazetecilere, gazete ya da televizyonlarında yer verirler!
“Kim ne derse desin, bir ilde ya da ilçede, yayın hayatında olup da belediyelerden gelecek tatlı kazancı (ilan, reklam ve baskı ücretlerini) kolay kolay gözden çıkarabilecek yerel gazete ve televizyon yoktur.
“Dolayısıyla, yerel basın yazılı ya da görsel olsun, (istisnalar hariç) tümüyle sırtını belediyelere dayamış olmanın önemli rantı ile varlığını sürdürmektedir.
“Belediyelerin vermiş oldukları reklamların pek çoğu da, aslında gerekmediği halde, yerel gazeteleri kendilerine bağlamak ve haklarında hoşa giden yazılar yazmalarını sağlamak amacıyla verilen reklamlardır.
“Şu ya da bu nedenle mevcut belediyelerle ters düşmüş, o nedenle de bir dönem ilan, reklam ve baskı işleri al(a)mayan “geçici kahramanlar(!)” konumuz dışı!.. Onlar bu belediyeler gider, gelecek belediyeler ile can ciğer olabilirler, olmaları da büyük olasılıktır…
“Dolayısıyla, ülke sathında, mesleki ahlak düzeyinde her zaman defolu olmayı yaşam biçimi haline getirmiş, pek çok yerel köşe yazarının (gazetecinin) kişisel çıkarları için, her dönemde ilin (ya da ilçenin) belediye başkanlarının “yağlı kalem köşe yazarı” olmaları çok sık rastlanan olaylardandır!..
“Yukarıda sözü geçen daha önceki her iki yazımızda da; bu konular üzerinde ayrıntılı olarak durmuştuk.
“Tabi ki her mesleğin nasıl “rezilleri” varsa az da olsa “vezirleri “(iyileri) de var. Ancak yerel basında “vezir” sayılanların sayısının pek fazla olacağını sanmıyoruz.
“Yazdıklarımız tahminlere dayalı savlar değil, yıllarca bizzat yaşadığımız ve yakinen gözlemlediğimiz tartışmasız hazin gerçeklerdir…”
X
Başkaca yoruma gerek var mı?
Takdir sizlerin.
Not: İçinde bulunduğu koşullarda; sürünen, geleceği kararmış, yarınlara umutla bakamayan, yolsuzluklar ülkesinin işsizlik ve aşsızlıktan tükenmiş talihsiz bireylerine, sevgili yurttaşlarıma; “iyi bayramlar” demenin bir anlamı olmayacağını düşünerek, daha gerçekçi bir temenni de bulunmak istiyoruz.
ALLAH HERKESE SABIRLAR VERSİN!...
BURHAN ÖZBEY