1919 YAZINDAKİ ANADOLU HALKI VE “MUSTAFA”
Başlangıçta söyleyelim.
Bu yazı, Atatürk’ü her ne akla hizmetse, “Mustafa” laştırıp, sıradanlaştırmak, daha da ötesi, sıradanlaştırmanın alt basamaklarına çekme gayretiyle, başarılarla dolu onurlu bir yaşamı küçültme çabasında olanlara mesaj olarak kaleme alınmıştı
Ayrıca
Bu yazı, ATATÜRK düşmanlarının ve ona karşı örtülü örtüsüz saldırgan davranan, “sahte dindarların”, “din istismarcılarının” ve “yobaz gafillerin” dikkatle ve ibretle okunması için yazılmıştır.
Gelelim şimdi konumuza.
Büyük ozan Ahmet Haşim’in, 3 Eylül 1919 yazında Manisa milletvekili Refik Şevket (İnce) beye yazıp gönderdiği mektuptan kimi bölümler şöyle.
Birlikte okuyalım:
“…Ankara’da Almanya imparatorunun Anadolu hastalıklarını tetkik etmek üzere gönderdiği bir heyet-i tıbbiyenin bazı büyük rütbeli erkânıyla görüştüm… anlamışlar ki Anadolu Türklerinin karınları kurtlarla mahmul (yüklü) ve kanları bu kurtların ifraz ettiği (salgıladığı) tufeyliyat ((parazitler) ile meşbu (dolu) bulunuyor.
Cinsi, yakın bir inkiraz (yok olma) ile tehdit eden bu hâlin sebebi nedir bilir misiniz? Noksan-ı tagaddi (gıda, beslenme eksikliği)…
Her ne kadar garip görünse de Anadolu Türkleri henüz ekmek imalinden bile bihaberler (habersizler).
Yedikleri mayasız bir yufkadır ki, ne olduğunu yiyenlerin midesine sormalı!.. Bilâ-istisna vasıta-i cerleri (nakil vasıtaları) olan kağnı hiç şüphe yok ki devr-i haceri (taş devri) keşfiyat ve alatındadır. ( Aletlerindendir)
Kağnı bir araba değil, fakat hayvana yapışıp… onun kanını canını emen bir canavardır!...
Evlerine gelince, onlar da öyle: Duvarlar, yontulmamış alelade taşların, çalı çırpının, leylek yuvasında olduğu gibi gelişigüzel dizilmesinden hasıl olmuştur…
Anadolu külliyen temizlikten mahrumdur.
Sakallı Celal’in dediği gibi en nefis icatları olan yoğurt bile pislik mahsulünden başka bir şey değildir.
Kaynamış süte kirli bir demir parçası yahut eski bir gümüş para atılsa sütün derhal yoğurda inkilâp edeceğini sen de bilirsin…
Anadolu hemen serapa (baştan başa) frengilidir.
Anadoluların güzelliği de bozulmuştur.
Bir köy bir kasaba veya bir şehrin kalabalığına bakılsa, heyet-i umumiyede o kadar topal ve topalların o kadar muhtelif envaı (çeşidi), o kadar cüce, kambur, kör ve çolak (eli veya kolu sakat) görülür ki, insan kendini şekl-i eşyayı bozan muhaddep (dışbükey) bir çamla etrafa bakıyorum zanneder…” (Sakallı Celal – Orhan Karaveli – Pergamon Yay. Sayfa. 45)
X
Sevgili okurlar:
Yüce Atatürk işte böyle bir ülke halkını zafere götürüp bugünlere taşımanın büyük başarısını ortaya koydu.
Dünya’da hangi lider, bitmiş tükenmiş bir ülke halkını harikalar yaratarak ayağa kaldırıp yeni bir ülke yaratabilir?
O halk ki, Ulu önder’in arkasında mucizeler yaratacak bir direnişin ve kahramanlığın unutulmaz örneklerini verdi.
Sen hâlâ böyle bir liderin muhteşem başarılarını ve dehasını görmezden gelip, kirli çıkarların için “din taassubuna ” bürünüp ona karşı hainleşebiliyorsan, bu ülkenin vatandaşı ve samimi bir Türk insanı olamazsın!
Eğer o büyük insan olmasaydı, hangi konumda ve kılıkta olursan ol, sen “hain yobaz”! Bugün özgür bir vatanda cirit atıyor olabilir miydin?
Sen! Atatürk düşmanı “çirkin yobaz siyasetçi”, gizli gizli düşmanlık beslediğin o “muhteşem insan” olmasaydı, bugün yumuşak koltuklarda “tatlı yaşam” sürüyor olabilir miydin!..
Şu hale bakın!
2008 Türkiye’sinde ülke nerelerden nereye geldi.
Hocaların, imamların mollaların taht kurduğu, semalarında “emperyalist akbabaların” vatanı bölüp parçalamak için son turlarını attığı kaos arenasına döndü.
Ülkeyi kim, kimler bu duruma getirdi?
Atatürk bugün yaşasaydı ya da “yaşatılsaydı” böyle mi olurdu bu güzel vatan?
Son söz:
Değerli okurlar.
Sözde Atatürkçü olunmaz!
Ulu Önder Atatürk’ü, saçma sapan senaryolarla “Mustafa” laştırıp abuk sabuk filmler yaparak, önemsizleştirmeye çalışmak boşuna çabalardır, hem de tarihe ihanettir.
O bir dev, hem de “dünya devidir!”
Bitmiş, tükenmiş bir halktan, muhteşem bir millet ve devlet yarattı!
Bunu herkes bilmeli ve onun büyüklüğünü kabullenmelidir!..
BURHAN ÖZBEY