3M rüşvet ve “Yağma Sofrası”
Bu sofracık efendiler yutulmaya hazır
Huzurunuzda titreyen şu milletin hayatıdır.
Şu milletin ki can çekişir, şu milletin ki acılıdır
Fakat çekinmeyin yiyin, yutun hapır hapır
Yiyin efendiler yiyin; bu iştah sofrası sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
……………………..
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!
Bugün ki mi’deler kavi, bugün ki çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
Yiyin, efendiler yiyin; bu haykıran sofra sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
***
Ünlü şair Tevfik Fikret 1912 yılında yazmış olduğu Han-ı Yağma (Yağma Sofrası) adlı şiirinin yukarıda ki dizelerinde; ülkenin başındakilere böyle sesleniyor. Daha doğrusu böyle haykırıyor…
Yaklaşık yüz yıl önce yazılmış bir şiir… O zamandan bu zamana yol güzergahında değişen hiçbir şey yok…
Çark yine bildiği gibi dönüyor, devran yine ayni devran!…
Bizi sürekli okumak lütfunda bulunan okurlarımız, yazılarımızı genelde şu konularda odaklaştırmaya çaba gösterdiğimizin sanırız ayrımındadırlar…
1- Kirli Medya
2- Kirli siyaset
3- Kirli bürokrasi
4- Kirli ekonomi
Bu dört kirliliği; en aza indirebildiğimiz takdirde, Türkiye’de yeni bir çağın başlayacağını söylemek ütopya olmaz. O takdirde sağlam ve güvenilir bir iktidarla, yolumuzun aydınlık, umudumuzun parlak olacağı kesin… Aksi halde yol yine çıkmaz!
Gelin bu kez de, dört kirlilikle geçmişte mücadele eden siyasetteki ünlü bir ismin, 2002 yılında yapmış olduğu konuşmayı anımsatalım: Evet, İçişleri Eski Bakanı Sadettin Tantan bakın demiş:
“ Kirlenmiş siyasetçiler, kirlenmiş bürokratlar ve kirlenmiş işadamları,; Bu üç grup bir olmuş ülkeyi soymuştur.
İç borç 80 milyar dolar, dış borç 120 milyara çıkmıştır.
Son üç yılda 60 milyar dolar çalınmıştır.
Bir üç yıl daha geriye gidersek, bu rakam 80 milyar dolardır.
Son 10 yılda bu para 100 milyar dolardır. Kanımızı bunlar emdi. Çocuklarımızın rızkını bunlar çaldı.
Bunların bazılarını Örümcek, Bufalo, Ahtopot gibi operasyonlardan tanıyorsunuz. Bir kısmını yargı önüne çıkardık.
Daha çok iş yapacaktık ama elimizi kolumuzu tutular.
Bizi engellediler. Onları koruyan bir yerde onların işbirlikçisi olan siyasi otorite harekete geçerek bakanlıktan uzaklaşmamı sağladı.” ( Oyun Bitti- Yaşar Gören- Ozan yayıncılık Nisan 2005)
***
Yağma sofrasının nasıl kurulduğunu;
Tüyü bitmemiş yetimin, garibanın, namuslu insanların helal kazançlarının, vatandaşın yatırmış oldukları vergilerin, doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar nasıl yenildiğini, yolsuzluklarla cesurca mücadele eden bir dürüst siyaset adamı işte böyle anlatmıştı.
Ne yazık ki… Avrupa Birliği’ne giriyoruz diye sevinç çığlıklarının, zafer naralarının atılmakta olduğu günümüz Türkiye’sinde;
İçimiz “damar” da kalmış(!) ve kalmaya devam eden, yolsuzlukların isyanı ile dopdolu!
Bu millet, kendisi aç ve sefalet içindeyken; çocukları işsizlik ve umutsuzluk girdabı içinde savrulurken, evlatlarının güzel günlerini görebilme hasretiyle yanıp tutuşurken…
Trilyonlara para demeyen, her dönemdeki siyasi otoritenin, çoluk çocuklarıyla, dünyada adeta “Cennet” i yaşıyor durumda olmasına, nasıl içi kan ağlayarak bakmasın!
***
3M firması ABD’den sesleniyor… “Türkiye’de bazı kamu kuruluşlarına malımı satarken okkalı rüşvetler dağıttım!” Firma, rüşveti kimlere vermiş? kamu kuruluşlarının başında bulunan değerli ve saygın zevata. Hem de iddia ettiğine göre toplam 1,2 milyon dolar gibi korkunç bir para…
Basın günlerdir yazıyor. Ülkede kimsenin kılı kıpırdamıyor ve sen ne diyorsun ve kimi suçluyorsun diye çıkıp firmaya sorabilecek bir babayiğit(!) ortaya çıkamıyor!
3M Türkiye’de rüşvet dağıttım diye tabir yerinde ise bas bas bağırıyor. Bizim taraf susuyor.
Kimse çıkıp ortaya 3M yetkililerine demiyor ki:
“Rüşveti, kimlere, hangi kamu kuruluşu ve belediyelerin başında bulunanlara ve adam başı kaç lira verdin tek tek say ve açıkla” diye sormuyor, soramıyor…
Bu nasıl iştir? Bu nasıl “takvadır” (Allah’tan korkmaktır)? Bu nasıl dindarlık ve Müslümanlıktır?
İddia karşısında konuşması ve harekete geçmesi gerekenlerin sessiz ve eylemsiz kalması, rüşveti verdiğini iddia edenlerle ayni kefede olabileceği ihtimalini düşünenlerin, ortadaki duruma ve suskunluğa baktığınızda yanlış düşündüğünü söyleyebilmek mümkün mü?
***
Sevgili okurlar…
Sürekli yazıyoruz. Ancak kimi okurlarımız yazdıklarımızı kendilerince farklı yorumluyorlar. Bizi dini ve dindarları eleştiriyor konumuna sokmaya çalışıyorlar…
Tabi böyle yorumların, samimi yorumlar olmadığı, bilerek yazarı farklı konumda göstermek amacıyla yapılmış olan planlı ve taktik çıkışlar olduğu tartışma götürmez… Bu biliniyor…
Çünkü, din hassas konu. Bir insanı toplum önünde zora sokacaksan, onu dine karşıymış gibi göstermek, toplumumuzda en geçerli yoldur. Bunun uzmanı olmuş zatı muhteremler ülkemizde bir hayli fazla…
Her zaman, önce iyi, dürüst ve namuslu insan olduktan ve dini siyasete alet etmedikten sonra, ibadetini içtenlikle (reklamsız, şovsuz) yerine getiren insanlarımıza saygı duyduğumuzu yeri geldiğinde sürekli belirtiyoruz..
Bizim anladığımız dinde öncelik; doğru, dürüst, namuslu insan olmak, sözüne güvenilir ve takiyyeci olmamaktır.
Her konu da piri pak olmak, haram yememek, kimsenin haremine tecavüz etmemek, yalan söylememek, riyakâr olmamak ve “kul hakkı yememektir…”
Ondan sonra dinin gereklerini yapabildiğin ölçüde yerine getirmektir. Ancak böyle olunca, Allah’ın sevgili kulu olmanın şerefine nail olunur…
Yüce Allah’ın kimsenin yatıp kalkmasına ihtiyacı yok ki! Önce iyi insan olmak Müslümanlıkta ve her dinde önde gelen ve aranılan baş niteliktir…
***
Seni, dürüst ve namuslu ol diye devletin önemli kurumlarının başına yönetici diye getirmişler…
Mevki ve makamını kullanarak, hak etmeyenlere aldığın rüşvetler karşılığında, ihaleler verecek ya da onlardan pahalı belki de kalitesiz malları Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu kuru adına satın alacaksın…
Sonra da aldığın milyarlık, trilyonluk rüşvetleri cebine koyarak; Camilere gidip cemaatin arasında başı secdeye değen, Ramazanda orucunu tutan insan görüntüsünde “ne iyi yaratık(!)” fotoğrafı vermeye çalışacaksın!
***
Her kim olursan ol!...
Hangi makamda oturuyor da olsan!..
Eğer 3M denilen firmanın rüşvet iddiaları doğruysa ve sen elin bu adamlarının iddia ettiği gibi oturduğun koltuk adına rüşvet alıp büyük paraları ahlaksızca cebine atmışsan…
70 milyon adına diyoruz ki; bu ülkede gerçek anlamda hak, hukuk ve gerçeklerden yana işleyen bir adalet olmadığı için; öbür cihanda Yüce Allah’ın huzurunda elimiz millet olarak yakanızda olacaktır ey “rüşvet suçluları!”, “alçaklar”, “reziller” ve “kul hakkı yiyenler!”
Bunu bilin!
BURHAN ÖZBEY