500 DEĞİL 5000 ADET KURAN DAĞITILSAYDI
Başlığın devamını getirelim…
Sayın İbrahim Karaosmanoğlu! Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı olarak
500 adet değil de 5000 adet kuran dağıtmış olsaydınız, hakkınızda açılan davayı ve suçlamayı normal mi bulacaktınız?
Bilindiği gibi, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya Anayasa Mahkemesine açtığı AKP’nin kapatılması ile ilgili başvuruda, siyasi yasaklı olmaları konusunda suçladığı partililer arasında, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’da bulunmakta.
Karaosmanoğlu için yapılan suçlamada, (belediyeye ait çantalarla, kartvizitini iliştirerek, belediye elemanlarıyla) bazı kesimlere kuran dağıttığı, dolayısıyla bir devlet görevlisi olarak laikliğe aykırı eylemde bulunduğu iddiası yer almakta.
Olay çok açık ve net olarak ortaya konmuş durumda.
Yapılan eylem, dini istismar ederek ve laikliğe aykırı bir tutum sergileyerek siyasi rant sağlamak…
İbrahim Karaosmanoğlu verdiği beyanatta demiş ki:
“5000 adet değil 500 kuran dağıttım…”
Bu, ben suçsuzum ya da haksız yere suçlanıyorum anlamına mı gelmektedir?
Öyle mi anlamamız gerekiyor?
Böylesine bir açıklama daha doğrusu savunma karşısında, ne denir kestiremiyoruz…
Dağıtılan kuranların sayısına göre (azlığına – çokluğuna bakarak) savunmada bulunmak…
Sayın Karaosmanoğlu’na soruyoruz.
Kartvizitinizi iliştirerek, belediye personeli kanalıyla ve Büyükşehir Belediyesi’nin amblemini taşıyan çantalarla 5000 adet kuran dağıtımı yapmış olsaydınız, Yargıtay Başsavcısı’nın hakkınızda açmış olduğu davayı yerinde ve haklı bulacak mıydınız?
Soruyu bir başka şekilde soralım;
Kuran dağıtımı ile ilgili olarak şu rakamlardan hangisi laikliğe aykırı suç eylemi sayılabilirdi?
750 Adet
1000 Adet
1500 Adet
2000 Adet
3000 Adet
4000 Adet
Biz burada sadece yapılan bir açıklama karşısında sıradan bir vatandaş ve medya mensubu olarak, kişisel görüşümüzü aktarıyoruz.
Kimsenin ceza almasından, ya da haksız yere suçlamasından keyif alacak durumda değiliz…
İsterdik ki, Sayın Karaosmanoğlu önemli bir konuda ki bir yerel yönetici ve devlet görevlisi olarak, bu tür “dinsel” eylemlerin içerisine girmesin, “din olgusunu” resmi görevine karıştırmasın ve kimi davranışlarında“dini” siyasi rant malzemesi olarak kullanmasın ve hiçbir şekilde de suçlanmasın…
Tabi ki açılan davada “karar” Yüce Mahkeme’nindir.
Suçlananlar dahil herkes; hukuka ve yasalara saygılı hareket ederek, verilecek kararı, sağduyulu olarak sakinlik içerisinde sabırla beklemeli...
Adalet ve Kalkınma Partisi’ni pek çok yönden beğenmememize ve düşünce ve eylemlerine karşı olmamıza karşın, istikrar adına kapatılmasına taraftar değiliz.
Siyasi arenadan, daha doğrusu devlet yönetiminden çekilmesi, halkın oylarıyla sağlanmalıydı.
Zira bu partinin, hemen bir seçim yapılsa, ekonomi çoktan beri çöküşe gitmesine karşın, haklarında açılan dava nedeniyle; yine mağduru oynayarak, kömür, gıda dağıttığı kesimlerin büyük desteğiyle oy artırımı yapacağı uzak olasılık değil…
Hal böyle iken;
Sayın Karaosmanoğlu’nun da siyasi yasaklı olarak ceza almasından mutluluk duyacağımızı söyleyemeyiz…
İsteriz ki, her başarısız yönetici için olduğu gibi eğer makamından ve siyasetten uzaklaştırılacaksa, bunu oylarıyla Kocaeli halkı yapsın…
BURHAN ÖZBEY