14.10.2008 Salı 08:33
USD 1.3980     EUR 1.8990     EUR/USD 1.3610     IMKB100 28962 / 466
 
Susunca duyabilirim
28.07.2008 10:41
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Susunca duyabilirim Âzürde, tüm incinmişlerin bir araya gelerek mırıldandıkları bir dua gibi... Sızı, kendiyle yüzleşmeye davet ediyor okurunu ve de her insanı... Yolcu, bir olgunluk masalı; inanmaya ve bildiğinden şaşmamaya odaklı. Kapalı, tekrar tekrar okunması cesaret isteyen bir masal; masala en yakın masal, bir kara masal... Buyurun, Binbir İnsan Masalları’na...

Cem Mumcu’nun Binbir İnsan Masalları serisinin beşinci kitabı yayımlandı: Hayat Gerçeğe Perde. 113. ‘masal’da kalmıştık, oradan devam ediyoruz. 27 ‘masal’ı var Cem Mumcu’nun bu kitapta; 139’da kapatmış defteri. Şimdilik... ‘Masal’lar, bin bir çeşit insana, insanlık haline ait. Birçoğunu yaşamış, başka birçoğuna da tanıklık etmiş olabilirsiniz. Tam da bu nedenle onların gerçekte ‘masal’ olmadığını iddia edebilirsiniz. En azından ruhunuzun, masalın bu kadar dolayımsızına, bu kadar sert olanına, bu kadar kısasına alışık olmadığını söyleyebilirsiniz. Ama o yine de bir ‘masal’dır. Her şey bir yana, hem çok yakın hem de çok uzak oluşu nedeniyle bir ‘masal’dır. Cem Mumcu, her birimize ait olabilecek yaşanmışlıkları anlatırken diğer yanıyla da öyle bir mesafe takınmış ki, kimsenin üzerine alınacağını, masalını sahipleneceğini sanmam! Hatta yazarın kendisinin bile. Oysa belki de 121 numaralı Yastık masalı, Mumcu’nunkidir... Yine de hem bir eğretilik vardır bu ‘tahmini’ ilişkide hem de Binbir İnsan Masalları’nın kahramanları öylesine hapis, öylesine katı bir gerçeklikle çevrelidir ki, hayır, herhangi bir kişinin oradaki herhangi bir masalın kahramanı olabileceğine kimse inanmaz, inanmak istemez. Bize öğretilen masallarda da öyle değil midir aslında? En güzel masalın bile sadece bir masal olduğunu, erişilmezliğini biliriz. Fakat her masaldan da bir ders çıkarırız kendimize. Özetle Cem Mumcu, daha baştan ‘masal’ diyerek okuruyla anlaşır gibidir: Bu, nasıl olacağını kestiremeyeceğimiz, biraz gerçek ama biraz da hayal bir yolculuktur.

Tedirginlik ve sessizlik
Masallardaki kahramanların ‘hapis’liği durumundan çağrışımla, ‘tedirginlik’ duygusu üzerinde dolanmak mümkün. Her biri çok ‘acıklı’ ya da ‘trajik’ olmasa da, (mesela, Yastık masalından bir durum komedisi çıkabilir pekâlâ. Ya da Endişe Senfonisi dramatik yapısına rağmen güçlü bir romantik çağrışıma da sahip) tedirgin bir tonu var masalların. Kapağını kapattığınızda hissettiklerinizi tedirginlik, ağırlık, karanlık sözcüklerini kullanarak tarif edebilirsiniz. Kendinize mukayyet olup bu duyguyu abartmamayı başarabilirsiniz ama galiba yazarının konumladığı yer anlamlı. Şöyle ki:
Sessiz bir yerden yazıyor masallarını Mumcu. İçinden. Her ne kadar bunun henüz ulaşılmamış bir amaç olduğunu söylese de bir masalında: “Kendim en büyük perdeyken mânâya, başka perdeleri nasıl yırtabilirim ki? Bildiklerim beni taşıdıkça, yani bildiklerime tâbi iken nasıl görebilirim ki? Bildiklerimin üstünden nasıl düşebilirim? Susmalıyım... Susunca duyabilirim. Susunca dinleyebilirim. Dinlediğimde anlayabilirim.” (Makber’in de, anlattığı şey bambaşka olduğu halde nihayetinde sessizliği öneren bir roman olduğunu hissetmiştim.)
Belki bu ‘iç’li hâl; belki sessizliğin kendisi, anlatılan masallara tedirginlik katıyor. Bazıları kendiliğinden, kendi yolunda akıp gidiyor; nereye gittiğini fark etmeden bir de bakıyorsunuz ki, varmışsınız bile o son noktaya; cümlenin bitimine... Galiba öyle masallarda ne söylendiği, nereye gidildiği gibi ayrıntılar da önemini yitirmiş oluyor; amaç dillin ritmine uymak ve salınmak oluyor. Kimilerinde, cümlenin bitimine varmışsanız bile yola devam edemiyorsunuz; aklınız kalıyor geride çünkü. Sizi mıhlıyor kendisine hatta!
Ve fakat bir de masalların kendisi tedirgin kılıyor okuru... Çünkü tüm o “biraz gerçek biraz hayal” sözüne rağmen, gerçek hikâyelerdir anlatılan. Mesela, Mediagnosia (numara 125) isimli masal, tam da hayatı perdeleyişimize, perdeleyenlere işaret eder gibidir. Kendinden geçmiş, bir türlü ayıltılamayan bir adamın etrafında oluşan kalabalığın, kamera ve mikrofon gelmesinden sonra yüzlerini kameraya, sırtlarını adama dönüp bir diğer yorumla adamı perdeleyip- nasıl da kendi yeni, yapay gündemlerine odaklandıkları anlatılıyor. Her birimiz perdelenebilir, perdeleyebiliriz...

Telaşsız konuşan biri...
Veya sonuçla ilgili tüm yönlendirmesine rağmen sonucu hayal gücünüzle değiştirebileceğinizi umut edeceğiniz masallar var... Aksak Semai, mesela... En etkileyici masallardan biri bence... “Nereye kadar dans edebiliriz sevgilim?” diye sormalı belki de insan, sevgilisine, çocuğuna, annesine... Bitimsiz bir dans, aslında bu masal...
Saklı, baştan bir trajedi, hikâyesi adında saklı! Âzürde, tüm incinmişlerin bir araya gelerek mırıldandıkları bir dua gibi... Bir olmak, birlik olmak, tam olmak, doğa olmak, Allah olmak... Sızı, kendiyle yüzleşmeye davet ediyor okurunu ve de her insanı... Tek olmak, aksak olmak, topal olmak, eksik olmak ama yine de ‘olmak’. Yolcu, bir olgunluk masalı; inanmaya ve bildiğinden şaşmamaya odaklı. Gitmektir asıl amaç, neye ve nereye gittiğinin bir önemi yoktur; gittiğinde zaten ona ve oraya gitmiş olursun! Kapalı, tekrar tekrar okunması cesaret isteyen bir masal; masala en yakın masal, bir kara masal... Bu bir itiraf mı yoksa bir hayal kırıklığı mı, kim karar verecek? Elma, bir şiir masal. Hem dramatik hem laubali. Fakat kadın olanla adam olanın ilişkisi belki de Adem’le Havva’dan bu yana hem dramatik hem de laubali değil mi?
Bu kitapta yazar, yavaş, sakin, telaşsız, nerede durduğunu, nereden baktığını bilerek konuşan biri gibi. Sadece masallar anlatmıyor, sorular da soruyor arada bir: “Ateşten korkmayı düşünün. İçine girip tümüyle yanıp kül olduğunuzda ateşten korkar mısınız? O zaman ‘zaten hiçbir şey olduğumuzu’ düşündüğünüzü biliyorum. Oysa öyle değil. Size şimdiki halinizi bir varoluş olarak gösteren ama bir kül olarak yok olduğunuzu düşündürten ne?” (Numara 131. Bitmeden Başlamayan)

SEMA ASLAN Radikal Kitap

Kitapla ilgili teknik bilgiler ve sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz...

 

 

 

Diğer Kitap Haberleri
Gül, Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışına katılacakGül, Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışına katılacak
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin onur konuğu olduğu 60. Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışına katılmak üzere yarın Frankfurt’a gidecek.
Gerçekten dünya yıkılsa da bize bir şey olmaz mı?"Gerçekten dünya yıkılsa da bize bir şey olmaz mı?"
Bir arkadaş topluluğunda "Bize bir şey olmaz" felsefesi üzerinde tartışıyorduk.Sedat Aloğlu, atıldı: - Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın "Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç" romanını okuyun. "Bize bir şey olmaz" felsefesinin kaynaklarına ulaşırsınız, dedi.
Yeni kimliklerin dağıtımı başladıYeni kimliklerin dağıtımı başladı
Yeni çipli nüfus cüzdanlarının dağıtılmasına pilot bölge Bolu’da başlandı. Kimliklerin üzerindeki çipte kullanıcının adı, doğum tarihi, kan grubu gibi bilgiler yer alıyor.
Mehmed Uzun’u yoldaştan okuyunMehmed Uzun’u yoldaştan okuyun
 11 Ekim’de geçen yıl hayatını kaybeden modern Kürt Edebiyat’nın kurucularından Mehmet Uzun’un ölüm yıldönümüydü. Yol arkadaşı Muhsin Kızılkaya onu anlattı.
Frakfurt’da yıldız türkiyeFrakfurt’da "yıldız" türkiye
Dünyanın en önemli kitap fuarı Frankfurt Kitap Fuarı, 7 bine yakın yayıncının katılımıyla Salı günü açılıyor.
Nobel Edebiyat Ödülü Fransız yazar Le Clézio’ya verildiNobel Edebiyat Ödülü Fransız yazar Le Clézio’ya verildi
  Nobel Edebiyat Ödülü Fransız yazar Jean-Marie Gustave Le Clézio’ya verildi.
BYEGM’den Türkiye’nin 9 dilde tanıtımıBYEGM’den Türkiye’nin 9 dilde tanıtımı
Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, 1915 Olayları ve Ermeni iddiaları ile terörle mücadele konusunda Türkiye’nin haklılığına, farklı dillerde bastırılan "Türkiye 2008" kitabında detaylı olarak yer verdi.
Tartışmalı kitap ABD’de satışta
Hz. Muhammed ile eşi Ayşe’nin hayatının anlatıldığı "Medine’nin Mücehveri" adlı tartışmalı kitap, kitabın İngiliz yayıncısının saldırıya uğramasının ardından, açıklanan tarihten dokuz gün önce ABD’de satışa sunuldu.
Dolaşımdaki kağıt para miktarı azaldıDolaşımdaki kağıt para miktarı azaldı
Dolaşımdaki kağıt para miktarını gösteren emisyon hacmi dün, 3 Ekim Cuma gününe göre 1 milyar 133 milyon 498,7 bin YTL azalarak, 32 milyar 752 milyon 433,3 bin YTL olarak gerçekleşti.
Üniversitelere ek kontenjan başvuruları yarın başlıyorÜniversitelere ek kontenjan başvuruları yarın başlıyor
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak. Ayrıca, üniversitelere kayıt işlemleri sonrasında boş kalan kontenjanlara da ek yerleştirme yapılacak.
Şişli’de kumar operasyonu: 30 gözaltı
Şişli’de kumar oynatıldığı iddiasıyla 8’inci kez operasyon düzenlenen bir iş yerindeki 14’ü kadın 30 kişi gözaltına alındı.
Bazı Öne Çıkan Haberler