09.01.2009 Cuma 23:01
USD 1.5470    EUR 2.0930    EUR/USD 1.3520    IMKB100 26470 / 260
 
Avrupa bizle selamlaşır selamlaşmaz tepkisini ortaya koydu.
18.04.2008 13:59
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin hazırladığı belirtilen bildiriyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, HaberX’e verdiği demeçte: "Avrupa Parlamentosundaki bütün organlar ve üyeler daha biz onlara bir şey söylemeden, selamlaşır selamlaşmaz bu konudaki tepkilerini dile getiriyorlar. Dolayısıyla bizim milletvekillerimizin oradaki herhangi bir organa yada kişiye bir şey söylemesi gerekmiyor" dedi.

Hülya OKUR-HABERX

 

“AVRUPA BİZLE SELAMLAŞIR SELAŞMAZ TEPKİSİNİ ORTAYA KOYDU”

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), AKP hakkında açılan kapatma davasına tepki göstermeye hazırlanırken Kocaeli milletvekili, AK Parti Grup Başkanvekili  Nihat Ergün’den de görüşlerini aldık. Ergün:”Avrupa Parlamentosundaki bütün organlar ve üyeler  daha biz onlara bir şey söylemeden, selamlaşır selamlaşmaz bu konudaki tepkilerini dile getiriyorlar. Dolayısıyla bizim milletvekillerimizin oradaki herhangi bir organa yada kişiye bir şey söylemesi gerekmiyor”dedi. Avrupa Parlamentosu yetkililerinin bu meseleyi yakından takip etmesinin sebebini Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri olarak gördüğünü ifade eden Ergün,”Müzakere sürecinde olduğumuz için, Avrupa Birliği ülkelerindeki bütün milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu organları Türkiye’deki siyasi, demokrasi, hukuk ve insan haklarıyla ilgili gelişmeleri doğal olarak yakından takip ediyorlar.”dedi.

 

“MİLLETVEKİLLERİNİN ŞİKAYETİ GERÇEK DIŞI”

 

Avrupa Birliği parlamentosuyla ilgili son zamanlarda çıkan haberleri ve AK Parti milletvekillerinin şikayeti, talebi ile ilgili bir bildiriye dönüştüğünün gerçek dışı olduğunun altını çizen Ergün,”Meclis üyeleri tarafından bu tekzip edildi ve parlamento başkanın da kendi görüşleri olduğu ortaya konuldu”dedi.

 

“AVRUPA PARLAMENTOSUNDAN ÇOK DAHA BÜYÜK İMKANA VE GÜCE SAHİBİZ”

 

Nihat Ergün bu karara bir kişinin kulisinin yol açması ihtimalinin ne demek olduğuna ilişkin çok dikkat çekici beyanlarda bulundu. Ergün:”Üstelik oradan öyle bir karar çıkabilmesi için diğer parti gruplarının(yedi)birlikte buna karar alırlarsa bu çıkabilir. Bizim bir milletvekilimiz yedi tane parti grubunu etkileme gücüne sahipse, biz demek ki Avrupa Parlamentosundan çok daha önemli kararlar çıkartabilecek imkana ve güce sahibiz anlamına gelir. Ama Avrupa Parlamentosundaki gerçek bu değil.”dedi. Ergün bu konudaki düşüncelerini “Bizim Türkiye’deki gelişmeleri Amerika’ya veya Avrupa’ya şikayet etmek gibi bir adetimiz yoktur.”şeklinde aktarırken, Avrupa Birliği temsilcilerinin müzakerelerin tehlikeye girmesi konusundaki tedirginliğine dikkat çekti. “Türkiye, Kopenhag kriterlerinin gerisine düşen bir ülke olursa, Avrupa Birliği açısından da önemli sorunlar meydana geleceğini düşünüyorlar. Çünkü müzakerelerin kesilmesi için prosedür daha kolay, başlaması için daha zor “diyen Nihat Ergün, “Komisyonun yada konseyin 3/2 çoğunlukla karar alması müzakerelerin kesilmesine, yeniden müzakerelerin başlaması için oybirliği ile karar almak gerekiyor”şeklinde konuştu.

 

“AVRUPA KONSEYİ, TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNİN CİDDİYE ALIYOR”

 

Nihat Ergün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin yakın takibinin, Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerinin ciddiye alınmasından kaynaklanan bir durum olduğunu da konuşmasına ekledi.

 

 

“69’NCU MADDE SON ÇARE OLMALI!”

 

Nihat Ergün’e Anayasa değişikliği kanun teklifine oy veren 330 milletvekilinin tümüne birden iddianamede yer verilmemesini parti kapatma değil de, meclis kapatma diye vurgulanması mı anlamına geleceğini sorduk. Ergün şunları söyledi:” Sadece AK Parti değil, bütün parti kapatmaları Türkiye’de çok yoğun tartışmalara yol açtı. Dolayısıyla parti kapatmayla ilgili çok objektif kriterlerimizin olmadığı ortada. Kapatma davası çok kolay açılabiliyor, siyasi partiler kanundaki safaatlerin hiçbir tanesi uygulanmadan, uyarı mekanizmalarının hiçbirisi çalıştırılmadan doğrudan doğruya Anayasa’nın 69’ncu maddesi uygulamaya geçirilebiliyor. Halbuki 69’ncu maddedeki uygulama son çare olmalı”

 

“BU DURUM, HÜKÜMETLERİN YARGI YOLUYLA DÜŞÜRÜLDÜĞÜ SONUCU YARATABİLİR”

 

Hükümet düşürmekle ilgili seçilen yolun nelere mal olabileceğini de Ergün şu şekilde açıkladı:”İktidar partilerine kapatma davası açılmasına ilişkin ise, yargı yoluyla hükümet düşürme faaliyetine de dönüşebiliyor. Demokrasilerde hükümet düşürmenin yolları bellidir. Ama şimdi iktidar partilerine kapatma davası açılması ve düşürülmesi, yargı yoluyla hükümetlerin düşürülmesi gibi bir sonucu da karşımıza çıkartabiliyor.“

 

Parti kapatma sisteminin hükümet düşürmeye kadar varan açıkları olduğunu belirten Ergün sözlerini şu şekilde tamamladı:”Milletvekilleri parlamentoda kanun teklifi verdikleri yada imza attıkları için siyasi yasak talebinde bulunulabiliyor. Anayasa Değişikliği bir kanun teklifi ve bizim 330 milletvekilimiz bu teklife imza koymuşlar. Şimdi bunlardan bir kısmına siyasi yasak talebinde bulunulmuş. Savcının hepsine birden yasak koyma yetkisi olduğu halde kullanmadı. Bu da parlamentonun kapatılması demek olacaktı. Bu sistem parti kapatma sistemi çok aşan, hükümet düşürme, parlamentoyu kapatma noktasına kadar varabilen açıkları olan bir sistemdir. Dolayısıyla bu sistemin revize edilmesi lazım.” 

 

 



Diğer Söyleşi Haberleri
Benden Deniz Gezmiş cesareti bekleme kardeşim"Benden Deniz Gezmiş cesareti bekleme kardeşim"
Senelerdir "Bam Teli"mize dokunan Tayfun Talipoğlu, HaberX okurları için Hülya Okur’un sorularını yanıtladı: " Devlete hizmet ediyorsun sağcı oluyorsun, sermayeye hizmet ediyorsun solcu!.. Haber yazmayı Şamil’den öğrendim... Ferit Şahenk, Türkiye’de ileride yönetimde yer alması gereken bir adam... Obama, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmedi Nejat, Sarkozy, çok farklı görünmesine rağmen halk gibi ve doğal davranan adamlardır. Ruhun komünist değilse, işte şimdiki Türkiye olursun. Hükümet sağcıysa sendika pasifleşiyor, solcuysa şahinleşiyor.."
“Baykal’ın bütün riyakârlığı ortaya çıkmıştır”“Baykal’ın bütün riyakârlığı ortaya çıkmıştır”
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu, Engin Noyan cevapladı... İşte o röportajdan satır başladı: "Baykal’ın bütün riyakarlığı ortaya çıkmıştır... Fatih Altaylı denilen zat, vasatın altında bir zat. Zekasıyla, bilgisiyle, görgüsüyle... Kuran’a açık itiraz edecek biri var mı, ben daha görmedim öyle bir adam... Cengiz Semercioğlu, cahil bir çocuk, söylediği şeyin temelinde hata var... Cumhuriyet gazetesinde yazmayı çok istiyorum... En çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Müslümanlar arası diyalogdur..."
Eğitimciler’den Erdoğan’a bayram mektubuEğitimciler’den Erdoğan’a bayram mektubu
Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, şef, uzman ve şube müdürlerinin ek ödemelerden yararlanamamalarına ilişkin sorunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a "bayram mektubu" göndererek iletti. Avcı, mektubunda; Başbakan Erdoğan’dan sorunun Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı tarafından çözülmesi gerektiği talebini iletti.
AK Parti’nin alternatifi yok"AK Parti’nin alternatifi yok"
Akşam’dan geçen hafta ayrılan Halit Kakınç, HaberX okurları için Hülya Okur’a konuştu: "Baykal, ümit ediyorum ki bu hatayı gördü... Gülen’in yaptığı hizmettir... Sultan Galiyef her şey olabilir ama ırkçı olmadığı kesin... MHP’nin de alevi açılımını önemsiyorum... Ergenekoncular o kadar kuvvetli olsalardı, o darbeyi biz çoktan görürdük... Akşam’dan ayrılmamda para birinci faktör değil... AK Parti’nin alternatifi yok... ABD, Kuzey Irak’ta ikinci İsrail’i yaratıyor..."
İlhan Kesici’den Başbakan’a çığ uyarısı...İlhan Kesici’den Başbakan’a çığ uyarısı...
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Hülya Okur’a HaberX okurları için verdiği röportajda, mali krizin hiç de Türkiye’yi teğet geçmeyeceğini belirterek, Başbakan Erdoğan’a "çığ geliyor" uyarısı yaptı. Kesici, "2003 ve 2007 seçimlerini AKP’nin kazanmasının ana çatısı, ekonomi dolayısıyladır. Bundan sonra kaybedecektir. Kaybetmesinin de ana sebebi,  ekonomi olacaktır." derken, "Hükümet belediye seçimlerinin ertesine kadar dayanacak ve IMF ile anlaşma yapmayacak." öngörüsünde bulundu.
Ayşe Böhürler : Modern olmak için illa başı açık olmak gerekmiyorAyşe Böhürler : "Modern olmak için illa başı açık olmak gerekmiyor"
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu,  AK Parti MKYK üyesi gazeteci Ayşe Böhürler yanıtladı: Müslümanlık her ülkeye göre değişiyor... Kadın haklarını, eşitliği savunmak feminist olmak anlamına gelmiyor... Ahlaksız din olmaz... Deniz feneri daha iyi yönetilmeliydi, şeffaf olmalıydı, mutlaka bulunulan ülkelerin kurallarına uyulmalıydı... Biz parti kurarken, iktidara geleceğimizden emin değildik... AK Parti’nin dini bir ideolojisi yok, dini bir simgesi yok... Beni kimse dindar ol diye zorlamadı... Başı açık olmayan, Müslüman olmaz diye bir kural yok... Modern olmak için illa içki içmek, başı açık olmak gerekmiyor...
Babahan: Erdoğan-Doğan tartışması kayıkçı kavgası değilBabahan: "Erdoğan-Doğan tartışması kayıkçı kavgası değil"
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan yanıtladı... İşte o röportajdan satır başları: Laiklik bir devlet dini mi?.. Bir Çiller döneminde, bir de banka döneminde iktidar yanlısı olduk... Hıncal Uluç, cumhuriyetçi, ben demokrat’ım... Yazı yazmak, aslında meydan okumak... Başbakanın medya patronuna yönelik eleştirisi kayıkçı kavgasının ötesinde anlam taşır... Aziz Yıldırım’ın tarzı Tayyip Erdoğan’a benziyor... AKP, şanslı bir dönemde iktidar oldu... Hala dağa çıkan varsa, dağdakiler geri dönmemişse, Türkiye’de düzeltilmesi gereken yanlışlar var demektir...
Çalışlar: Kürt sorununda devlet şiddetin bir parçasıÇalışlar: Kürt sorununda devlet şiddetin bir parçası
Terörün iki şiddet arasında sıkışıp kalanlardan oluştuğuna dikkat çeken Gazeteci-yazar Oral Çalışlar’a göre, "Hem devletten gelen hem Kürt ayaklanmalarından gelen iki şiddet birbirini kışkırtmış. İki şiddet birbirini kışkırttıkça insanlar bu iki şiddet arasında çaresiz kaldılar. Bir kısmı o şiddete, bir kısmı bu şiddete sığındı. Bunun ikisine sığınmayanlar yok edildi. Böyle bir acı tarihsel tecrübe Kürt meselesi." Hülya Okur, Çalışlar’la solculuk, hapis hayatı, gazetecilik, terörizm, öteki olmak, asker-siyaset ilişkisi, İslami hareket, Doğu Perinçek, oğlu Reşat ve arkadaşı Deniz Gezmiş üzerine söyleşi yaptı...
ÜNAL TANIK’TAN HODRİ MEYDANÜNAL TANIK’TAN HODRİ MEYDAN
Kirletilmeye müsait bir alan olan internetin temiz kalması için dayanışmada bulunulması gerektiğini vurgulayan Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık, sektörde gerek okuyucu, gerek de reklamveren açısından ciddi manipülasyonlar yapıldığını söylüyor. Arkadaşımız Hülya Okur’a röportaj veren Tanık, reklamverenlerin önlerine koyulan raporlara itibar etmemesini isterken, bir de çağrıda bulunuyor: "İnternette ölçüm yapan Alexa bir takım sanal manipülasyonlara açık. Yiğit olan site Google Analytics raporlarını açıklar..." Öte yandan, Başbakan Erdoğan’ın vefa duygusu kendine zarar verebilecek bir boyutta olduğunu belirten Tanık’a göre AK Parti iktidardan düşünce iki pişmanlık duyacak: Doğan Grubu’na ait Petrol Ofisi’ndeki vergi kaçakçılığının üzerini örtmesi ve belediyelerdeki yolsuzluklar…
Muhalif olmak, düşman olmak değildir"Muhalif" olmak, "düşman" olmak değildir
Can Ataklı’nın HaberX’e özel  söyleşisinden kesitler: "Türkiye’nin bir derin devleti var”Bu derin devletin adı, ergenekon. Ama bugün içeri alınanlar o ergenekon değil" " Ben AKP zihniyetine muhalefet eden bir adamım, düşman bir adam değilim.", "Bu ülke Müslüman bir ülke. Herkes dilediği gibi inançlarını yaşar ve bana göre çok küçük bir dönem hariç herkes bunu yaşamıştır.", "28 Şubat döneminde Tansu Çiller’e daha yakın yazılar yazdım, Refah partisiyle hükümet kuracağını öğrendiğimde çok öfkelendim.", "Atatürk ne kadar dindardı ya da değildi o beni hiç ilgilendirmiyor."
Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor"Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor"
Can Ataklı, HaberX’e gençlik yıllarından muhalif kimliğine, 12 Eylül’den 28 Şubat’a, Derin devletten Ergenokon’a kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu: Türkiye’nin bir derin devleti var ”Bu derin devletin adı, Ergenekon. Ama bugün içeri alınanlar o ergenekon değil. Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor ve bunun içinde hükümet de var... Uzan ile çalıştığım süre içinde asla iş takibi yapmadım, çünkü gerek yoktu... Hülya Okur’un Can Ataklı söyleşisinin ilk bölümü detayda:
Bazı Öne Çıkan Haberler