Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin hazırladığı belirtilen bildiriyle ilgili AK Parti Grup Başkanvekili Ergün, HaberX’e verdiği demeçte: "Avrupa Parlamentosundaki bütün organlar ve üyeler daha biz onlara bir şey söylemeden, selamlaşır selamlaşmaz bu konudaki tepkilerini dile getiriyorlar. Dolayısıyla bizim milletvekillerimizin oradaki herhangi bir organa yada kişiye bir şey söylemesi gerekmiyor" dedi.
Hülya OKUR-HABERX
“AVRUPA BİZLE SELAMLAŞIR SELAŞMAZ TEPKİSİNİ ORTAYA KOYDU”
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), AKP hakkında açılan kapatma davasına tepki göstermeye hazırlanırken Kocaeli milletvekili, AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün’den de görüşlerini aldık. Ergün:”Avrupa Parlamentosundaki bütün organlar ve üyeler daha biz onlara bir şey söylemeden, selamlaşır selamlaşmaz bu konudaki tepkilerini dile getiriyorlar. Dolayısıyla bizim milletvekillerimizin oradaki herhangi bir organa yada kişiye bir şey söylemesi gerekmiyor”dedi. Avrupa Parlamentosu yetkililerinin bu meseleyi yakından takip etmesinin sebebini Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri olarak gördüğünü ifade eden Ergün,”Müzakere sürecinde olduğumuz için, Avrupa Birliği ülkelerindeki bütün milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu organları Türkiye’deki siyasi, demokrasi, hukuk ve insan haklarıyla ilgili gelişmeleri doğal olarak yakından takip ediyorlar.”dedi.
“MİLLETVEKİLLERİNİN ŞİKAYETİ GERÇEK DIŞI”
Avrupa Birliği parlamentosuyla ilgili son zamanlarda çıkan haberleri ve AK Parti milletvekillerinin şikayeti, talebi ile ilgili bir bildiriye dönüştüğünün gerçek dışı olduğunun altını çizen Ergün,”Meclis üyeleri tarafından bu tekzip edildi ve parlamento başkanın da kendi görüşleri olduğu ortaya konuldu”dedi.
“AVRUPA PARLAMENTOSUNDAN ÇOK DAHA BÜYÜK İMKANA VE GÜCE SAHİBİZ”
Nihat Ergün bu karara bir kişinin kulisinin yol açması ihtimalinin ne demek olduğuna ilişkin çok dikkat çekici beyanlarda bulundu. Ergün:”Üstelik oradan öyle bir karar çıkabilmesi için diğer parti gruplarının(yedi)birlikte buna karar alırlarsa bu çıkabilir. Bizim bir milletvekilimiz yedi tane parti grubunu etkileme gücüne sahipse, biz demek ki Avrupa Parlamentosundan çok daha önemli kararlar çıkartabilecek imkana ve güce sahibiz anlamına gelir. Ama Avrupa Parlamentosundaki gerçek bu değil.”dedi. Ergün bu konudaki düşüncelerini “Bizim Türkiye’deki gelişmeleri Amerika’ya veya Avrupa’ya şikayet etmek gibi bir adetimiz yoktur.”şeklinde aktarırken, Avrupa Birliği temsilcilerinin müzakerelerin tehlikeye girmesi konusundaki tedirginliğine dikkat çekti. “Türkiye, Kopenhag kriterlerinin gerisine düşen bir ülke olursa, Avrupa Birliği açısından da önemli sorunlar meydana geleceğini düşünüyorlar. Çünkü müzakerelerin kesilmesi için prosedür daha kolay, başlaması için daha zor “diyen Nihat Ergün, “Komisyonun yada konseyin 3/2 çoğunlukla karar alması müzakerelerin kesilmesine, yeniden müzakerelerin başlaması için oybirliği ile karar almak gerekiyor”şeklinde konuştu.
“AVRUPA KONSEYİ, TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNİN CİDDİYE ALIYOR”
Nihat Ergün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin yakın takibinin, Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerinin ciddiye alınmasından kaynaklanan bir durum olduğunu da konuşmasına ekledi.
“69’NCU MADDE SON ÇARE OLMALI!”
Nihat Ergün’e Anayasa değişikliği kanun teklifine oy veren 330 milletvekilinin tümüne birden iddianamede yer verilmemesini parti kapatma değil de, meclis kapatma diye vurgulanması mı anlamına geleceğini sorduk. Ergün şunları söyledi:” Sadece AK Parti değil, bütün parti kapatmaları Türkiye’de çok yoğun tartışmalara yol açtı. Dolayısıyla parti kapatmayla ilgili çok objektif kriterlerimizin olmadığı ortada. Kapatma davası çok kolay açılabiliyor, siyasi partiler kanundaki safaatlerin hiçbir tanesi uygulanmadan, uyarı mekanizmalarının hiçbirisi çalıştırılmadan doğrudan doğruya Anayasa’nın 69’ncu maddesi uygulamaya geçirilebiliyor. Halbuki 69’ncu maddedeki uygulama son çare olmalı”
“BU DURUM, HÜKÜMETLERİN YARGI YOLUYLA DÜŞÜRÜLDÜĞÜ SONUCU YARATABİLİR”
Hükümet düşürmekle ilgili seçilen yolun nelere mal olabileceğini de Ergün şu şekilde açıkladı:”İktidar partilerine kapatma davası açılmasına ilişkin ise, yargı yoluyla hükümet düşürme faaliyetine de dönüşebiliyor. Demokrasilerde hükümet düşürmenin yolları bellidir. Ama şimdi iktidar partilerine kapatma davası açılması ve düşürülmesi, yargı yoluyla hükümetlerin düşürülmesi gibi bir sonucu da karşımıza çıkartabiliyor.“
Parti kapatma sisteminin hükümet düşürmeye kadar varan açıkları olduğunu belirten Ergün sözlerini şu şekilde tamamladı:”Milletvekilleri parlamentoda kanun teklifi verdikleri yada imza attıkları için siyasi yasak talebinde bulunulabiliyor. Anayasa Değişikliği bir kanun teklifi ve bizim 330 milletvekilimiz bu teklife imza koymuşlar. Şimdi bunlardan bir kısmına siyasi yasak talebinde bulunulmuş. Savcının hepsine birden yasak koyma yetkisi olduğu halde kullanmadı. Bu da parlamentonun kapatılması demek olacaktı. Bu sistem parti kapatma sistemi çok aşan, hükümet düşürme, parlamentoyu kapatma noktasına kadar varabilen açıkları olan bir sistemdir. Dolayısıyla bu sistemin revize edilmesi lazım.”