10.01.2009 Cumartesi 03:01
USD 1.5470    EUR 2.0930    EUR/USD 1.3520    IMKB100 26470 / 260
 
Üstel’in "üç büyükler"i
26.07.2008 00:09
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Üstel’in üç büyükleri Aziz Üstel’le gerçekleştirdiğimiz röportajın ikinci bölümünde, Üstel, "üç büyükler"i şöyle tarif ediyor: "Fenerbahçe’yi orta boylu tombul bir adam, Beşiktaş’ı kısa pantolunlu bir çocuk olarak düşünün, Galatasaray’ı da 1.84 boyunda yakışıklı bir delikanlı." Röportajdan satırbaşları şöyle: İhsan Kalkavan’ı yorumlarımla çok ezmişimdir. Bir BBC olamayan TRT, hükümetin borozanı oldu. Özhan Canaydın’ın karşısına rahmetli Ali Sami Yen’i getirseniz de o seçimi kazanacaktı.


HÜLYA OKUR- Kapısına zincir vurulan bir yerde gözünüzü açmanız talihsizliğiniz….
Sinema ve TRT’nin bir dizisinde de aldığınız küçük rollerin yanı sıra “İyi saatler olsun”da oyunculuk yeteneğinizi ortaya koydunuz. Oynadığınız en ağır rol, kendiniz miydi?

AZİZ ÜSTEL- Ben kendimi oynadım, oyuncu falan değilim ki zaten. Ben kendimden başka bir şey oynamıyorum ki! Oyunculuğa çok büyük saygım var. Oyunculuk öyle paldır küldür ben oyuncuyum diye ortaya çıkmakla olmaz. Belli bir eğitim ve alt yapısı olması lazım. Ben bir takım arkadaşlarımın ricası üzerine yaptım bunu. Laf olsun diye…Para karşılığı değildi kesinlikle. Keyif aldığım için yaptım. Onu mesleğim gibi düşünmedim. Çorbada benim de tuzum olsun diye birazda.

HÜLYA OKUR- Bunun yanında reklam filmlerinde oynadınız….Alper Canıgüz’ün yazdığı reklam filmi rahatlığınız nedeniyle iki gün olarak planlanan çekim, bir günde tamamlanmış. Gülse Birsel’in Sofistike, azıcık ukala ve hep soğukkanlı dediği sizin için hayatınızın en uzun reklam arası ne zaman verildi?

AZİZ ÜSTEL- Ben inzivalardan nefret ederim. Ben şehir çocuğuyum. Şehrimin dışında tatil yapmayı da sevmem. Herkes Bodrum’a gitmekten söz ediyor. Eskiden, Bodrum Bodrumken giderdim, şimdi ki gibi bir Bodrum katı değilken giderdim, 70’li yıllarda. Özellikle nur içinde yatsın, Neslihan’la. Ama onun dışında ben Bodrum’a uzun yıllardır gitmiyorum. Geçenlerde biri bana sordu,”Niye gitmiyorsun?”diye. Dedim ki:”Bodrumla Çorum arasındaki fark ne biliyor musun? Nedir? dedi. “Çorum, milletvekili çıkarıyor” dedim. Ben Çorum’a nasıl tatil yapmayı gitmeyi düşünmüyorsam, Bodrum’a da tatil yapmaya gitmeyi düşünmüyorum.

HÜLYA OKUR- Bir düşünür, "Reklamsız iş yapmak, bir kıza gece karanlığında göz kırpmaya benzer. Sen ne yaptığını bilirsin, ama başka kimse farkında değildir!" der. Kendi reklamınıza son verdiğiniz nasıl anlaşılır?

AZİZ ÜSTEL- Kendi kendinizin reklamını yaptığınız zaman olay son derece yanlış anlaşılmaya başlıyor. Zeki Müren diyor ki:”Reklamın iyisi kötüsü olmaz, reklam reklamdır”diyor adını sürekli gündemde tutacak, adından sürekli söz ettirecek. Bu tabi bu işin başka bir boyutunda olan insan için geçerli. Yani sahneye çıkan, televizyonlarda şov yapan gibi. Aynası iştir kişinin diye bir laf var. Siz iyi bir iş yaparsanız reklamı yanı sıra getiriyor. O nedenle ben kendi reklamımı yapma ihtiyacı hissetmedim. Geçenlerde bana büyük bir televizyondan teklif geldi, -al dediler, senin için de büyük reklam olur. Dedim ki: Yirmi yıldır reklam vermedim, hala reklama ihtiyacım varsa ya bende ya sende bir yanlışlık var dedim. O programı reddettim, bana uymayan bir programdı.

“FUTBOL CİDDİ BİR İŞ DEĞİLDİR. FUTBOL, DÜNYANIN EN BASİT OYUNUDUR”

HÜLYA OKUR- Yüksel Aytuğ televizyonda yaptığınız spor programı ile ilgili “Aziz Üstel ve Ömer Çavuşoğlu’nun muzipliklerini dengeleyen ve programın özünden kopmasını engelleyen faktör Kazım Kanat’ın ustalığı.”demiş. Ve sizi ,” Teatral yeteneği ve esprili yaklaşımıyla tartışmalara renk kattı. Ama pazar geceleri ekran başındaki sporseverler biraz daha ciddiyet ve derinlik bekliyor.”diye eleştiren ifadeler kullanmış. Spor eğlenceli hale gelirse abdesti mi bozulur?

AZİZ ÜSTEL- Yüksel Aytuğ ne dediğini bilmiyor, spordan da anlamıyor herhalde. Çünkü spor, Show business’tır. Show Business dediğiniz şey, gösteri sanatıdır. Ve insanların gülmesi, eğlenmesi için vardır. Portekizli diktatör Salazar’ın koyduğu bir 3F kuralı vardır: Futbol, fado ve festival. İnsanları eğlendirmek, akıllarını dağıtmak ve gündem değiştirmek için… Futbol da bunlardan biri. Futbol ciddi bir iş de değildir. Futbol, dünyanın en basit oyunudur. Bir tarafta on tane adam bir kaleci, bir tarafta on tane adam bir kaleci, bir topu kaleye sokmak. Dünyanın en basit işi bu. 3 yaşındaki çocuklar oynamaz bunu, 70 yaşındaki adamlarda oynamaz. Onu alıp da ciddi bir hale getirmek, bence abeste iştigal. Böyle bir lafın üzerinde durulmaz bile. Ciddi olmayan bir işten söz ederseniz, bunu eğlenceli bir hale getirmek zorundasınız. Bunu ciddi bir iş haline getirdiğiniz zaman bir kere en başta seyirci sıkılır. Niye bizim yaptığımız spor programı en çok seyredilen spor programı ve yıllardır devam ediyor CNN Turk’te? Sırf bundan dolayı, eğlendirdiği için. Milletin karısıyla, çoluğuyla, çocuğuyla seyrettiği ve güldüğü için. Satrançtan bahsetmiyorsunuz, öyle karmaşık bir oyun değil bu, bir top bir kaleye gelecek o kadar. Bunun ciddiyeti nerede?

HÜLYA OKUR- Galatasaray yönetiminde eski bir yönetici olan CELAL Gürcan’a Akşam gazetesi yazarı Bahri Havadır yaptıkları bir konuşmada yönetimdeki vasfını sormuş. Aldığı yanıt ise, “Çok sert yazılar yazdığınız için yazılarını biraz yumuşatmanız ve ortalığı germemeniz için “Aziz’den sorumlu yöneticiyim!”olmuş. Kontrol dışı kaldığınız ve denetleme memuruna ihtiyaç duyulduğu anlar oldu mu?

AZİZ ÜSTEL- Ben Özhan Canaydın’ın başkanlık yaptığı dönemi çok ağır eleştirdim. Tabi kendisini, kişiliğini elbette değil ama yaptığı işi çok kötü yaptığı kanısındaydım. Hala da kanaatim o. Öyle bir yönetim kurulu toplantısında Özhan Canaydın dönmüş, Celal’e demiş ki:” Aziz senin çok yakın arkadaşın, ondan sen sorumlusun, gözünü seveyim bu yazılarla bu kadar üstüme gelmesin” Bunu da espri olarak Akşam gazetesi yansıtmış herhalde.

“ÖZHAN CANAYDIN’IN KARŞISINA RAHMETLİ ALİ SAMİ YEN’İ GETİRSENİZ DE O SEÇİMİ KAZANACAKTI”

HÜLYA OKUR- Mehmet Cansun’un başkanlık yarışını kaybetmesini Genel Sekreter Tuncer Hunca, ‘‘Kaybettiysek, Aziz Üstel’in yüzünden kaybettik. Bu yenilginin hesabını Aziz Üstel vermeli’’ diyerek açıklamıştı. Canaydın’a karşı bir zaaf oluşmuş muydu içinizde?

AZİZ ÜSTEL- Tuncer Hunca bunu niye demiş hiçbir fikrim yok. Tuncer Hunca, iyi bir çocuktur ama çocuktur, yaşı 100 de olsa çocuk kalmaya mahkum. O seçimi kazanma olasılığı yoktu, Mehmet Cansun’un. Galatasaray camia olarak tamamen Özhan Canaydın’a endekslenmişti ve Özhan Canaydın’ın karşısına rahmetli Ali Sami yen’i getirseniz de o seçimi kazanacaktı. O seçimin kaybedilme nedeni, o, bu, şu değil. O seçim kazanılamaz bir seçimdi zaten. Eminim, Tuncer de görüyordur, akıllı adamdır. O gün o sözleri söylemiş, oysaki biz onunla aynı fikirde değildik. fikr-i atışmalarımız vardı. Seçimin başından görürsünüz kazanılabilir olup olmadığını. Ben işin ortasında gördüm, kazanılamayacak bir seçim olduğunu. Bu bazı insanların hoşuna gitmedi. Çünkü seçime girmiş bir insana, kazanamayacaksın dediğin zaman, hayatta istemezler bunu. Bu çok uzun konuşulması gereken bir konu. Galatasaray’ın iç dinamitleri ile ilgili, camianın kendine özgü gelenekleri ile ilgili.



“FENERBAHÇE’Yİ ORTA BOYLU TOMBUL BİR ADAM DÜŞLEYİN, BEŞİKTAŞ’I KISA PANTOLONLU BİR ÇOCUK OLARAK DÜŞÜNÜN, GALATASARAY’I DA 1.84 BOYUNDA, YAKIŞIKLI BİR DELİKANLI”

HÜLYA OKUR- Ömer Çavuşoğlu ile Galatasaray’ın UEFA kupası tesadüf müydü sorusuna çok yanıt aradığınız programlarınızdan birinde, Faik Gürses için “Beşiktaş’tan konuşmanın başındaki o açık kısımdan kızarmaya başlaması demek” dediniz. Size göre galibiyetlerin en yakıştığı takım hangisi? Ve bunları karşılamasını bilen taraftar?

AZİZ ÜSTEL- Ben taraftar olarak Beşiktaş tarafını çok tutarım. Beşiktaş taraftarı müthiştir. Takımını 90 dakika, hiç durmadan, büyük bir ciddiyetle destekler. Beşiktaş taraftarı, sayıca Fener ve Galatasaray’dan az olmasına rağmen takımını ölümüne destekleyen bir taraftır. Onu oraya koyalım. Galibiyetin en çok yakıştığı takım, uzak ara Galatasaray’dır. Bunun nedenleri var, bunu duygusal olarak söylemiyorum. Galatasaray çünkü galibiyeti ne yapmayı bilir. Galibiyet yakışır. Galatasaray bir kıyafet gibidir, vücuduz iyiyse, yerindeyse, o giydiğiniz elbiseyi çok güzel gösterirsiniz. Fenerbahçe’yi orta boylu tombul bir adam düşleyin, Beşiktaş’ı kısa pantolonlu bir çocuk olarak düşünün, Galatasaray’ı da 1.84 boyunda, yakışıklı bir delikanlı olarak düşünün. O nedenle galibiyet yakışır, üzerine tık diye oturur o giydiği elbise Galatasaray’ın.

HÜLYA OKUR- Peki bu galibiyetler takımı Galatasaray’ın basın sözcülüğünü yaptınız. Kewel ve en yeni transferler ile Galatasaray’ı nasıl bir sezon bekliyor?

AZİZ ÜSTEL- Ben Galatasaray’ın çok iyi bir sezon beklediği kanısındayım. Benim Adnan Polat’tan çok umudum var. Adnan Polat benim çok eski arkadaşım. Özhan Canaydın’ın boyunduruğundan çıktığından beri gerçek Adnan Polat ortaya çıkmaya başladı. Galatasaralıların ağzında acı bir tat bıraktı, Özhan Canaydın. Bu acı tadı, Adnan Polat’ın alacağı, yok edeceği kanısındayım. Galatasaray’da en azından bu liseli, lisesiz ayrımının bitmesi gerekiyor. Galatasaray’ın içindeki en büyük tehlike odur. O ciddi bir sorun Galatasaray’da. Düşünebiliyor musunuz? Benim rahmetli dedem, babam, iki amcam ve dayım Galatasaray liseli. Ben değilim ama Galatasaray Lisesinde okumuş bir adamdan altı kat daha fazla Galatasaraylıyım. Lise, mise yok. Galatasaray camiasının vitrini kulüptür. Galatasaray camiası olmadığı gün, lise bir Anadolu lisesidir, sıradan bir üniversitedir. 80’li yıllarda Ali Tanrıyar’, Güneş Taner’e ve Mehmet Barlas’a sorabilirsiniz, rahmetli Özal, Galatasaray lisesini otel yapacaktı. Ve biz bunun olmaması için Ali abi ile ile birlikte ki o zamanlar iç işleri bakanıydı çok uğraştık. Bizi hiçbir şekilde dinlemiyordu. Ta ki biz Galatasaray spor kulübünün milyonlarca taraftarı olduğunu, 80’li seçimlerinin yaklaştığı ve Galatasaray tarafının küseceğini ve ANAP’a oy vermeyeceğini kendisine anlattık ve o zaman Özal lise binasını otel yapmaktan vazgeçti.

HÜLYA OKUR- Ama tapınak olmaktan da çıkabilirdi belki. Tabi Galatasaray’ın büyük hatırasıdır da.

AZİZ ÜSTEL- O ayrı. Vitrinidir. Bunu sadece ben söylemiyorum. İlhan Kıraç söylüyor, Selahattin Beyazıt, Adnan Öztürk, Ali Dürüst, Celal Gürcan, Mehmet Ali Birand gibi lisenin önde gelen isimleri bunu söylüyor. Galatasaray spor kulübü iyi olursa diğer kurumları iyi yansır, aynasıdır. Galatasaray spor kulübü kötü durumdaysa, diğerlerinin de hiçbir anlamı kalmaz. Ve boyaları dökülür.

HÜLYA OKUR- Bakanları andık da…Telekom’un Seyrantepe Projesi’nin çok önemli noktalarına stratejik sponsorluklar yapacağı söylentileri Galatasaray’da büyük heyecan uyandırmıştı. Fakat bu anlaşmanın iptali konusunda haberler aldık. Spor Bakanı Murat Başesgioğlu’nun kulübünüzün kanallarını açmak veya tıkamak için neler yaptığını düşünüyorsunuz?

“TELEKOMUN AYRINTILARINI BİLİYORUM AMA BUNLARI AÇIKLAYAMAM

AZİZ ÜSTEL- Sayın Başesgioğlu’nun ne açmak, ne tıkamak gibi işlevi olduğu kanısında değilim zaten. Galatasaray spor kulübünün kanallarını tıkayacak veya açacak olan Galatasaray spor kulübü yönetim kuruludur. Başesgioğlu ve futbol federasyonu başkanın yapacağı bir şey yok, yapamazlar da, görevlerinin niteliği buna uymaz. Telekom’la anlaşmayı yakacak olan da Galatasaray spor kulübüdür ve de tabi ki Telekom’un yönetim kuruludur. Ben onun ayrıntılarını biliyorum ama bunları açıklamaya mecbur değilim çünkü yönetim kurulunun sırrıdır. Ama onun şu an da uygulanabilme aşamasına geldiği kanısında değilim. Çünkü stadın ortaya çıkması gerekiyor. Şu an da stadın %4’ü bitmiş durumda. Ama o stat 2009 yılının Ekim ayında ya bitecek, ya bitecek başka çaresi yok.

HÜLYA OKUR- Bizim stadyum, Futbolmania, 3.Devre gibi programlarla ekran karşısına çıktığınız insanların hangisinin yorum gücü ve önermeleri sizinkini ezebildi? Cengiz Semerci’nin kamerasını yada koltuğunu yükseltmeli dediği kadar koltuğunuza gömüldüğünüzü hissettiğiniz oldu mu?

AZİZ ÜSTEL- Yo hayır. Dediğim gibi ben hep eğlence olarak gördüm. Ben en çok Ömer’le eğlenirim. Bu son dünya kupasını ATV’de hem Kazım, hem Ahmet Çakar ile beraberdik. Ahmet Çakar da, Kazım Kanat da son derece değerli insanlar. Yorumculukları, futbolu bilip bilmemeleri beni çok ilgilendirmiyor. İnsan olarak da pırlanta gibi iki insan. Onlarla birliktelikten çok keyif aldım. Ömer’in yeri apayrıdır, bambaşkadır benim hayatımda ve birlikte yaptığımız programlarda. Faik’i çok severim. Faik de dünya tatlısıdır. İhsan Kalkavan da dünyanın en şirin adamlarından biridir. İhsan Kalkavan’ı ben yorumlarımla çok ezmişimdir. Bunu çok açık söyleyeyim.


“TRT, BİR
BBC OLAMADI, HÜKÜMETLERİN BORAZANI OLDU”

 HÜLYA OKUR-
Zaman’a verdiğiniz röportajda televizyon programlarının içeriklerinin ve düzeyinin zayıflığına dikkat çekmiş, “Lübnan’da savaş neden başladı, nasıl başladı insanlar bunu ayrıntısıyla merak eder. “demişsiniz. Peki öğretici, eğitici ve yol gösterici yayıncılık için işe nerden başlanmalı?


AZİZ ÜSTEL-
Evet yapılmıyor. O iş bitti. O TRT’nin işiydi. TRT’nin bir reyting kaygısı olmamalı. Çünkü devletten alıyor bütün parasını. TRT’nin kurulduğundan beri en büyük hatası, devletin televizyonu olmadı, hep hükümetlerin televizyonu oldu. Bir BBC olamadı, hükümetlerin borazanı oldu. Ve böylece de eğitici ve öğretici olamadı. Propaganda televizyonu oldu. Bu tabi güvenilirliğini bloke ediyor. Çok büyük paralarla çok büyük diziler yapmaya kalkıyor, eline yüzüne bulaştırıyor. Çünkü memur zihniyetiyle yaklaşıyor bunlara. Uğur Dündar’ların, Haluk Şahin’lerin, Hüseyin Karakaş’ların döneminde TRT, TRT’ydi. Tabi TRT’nin son yıllarını bilmiyorum. 10 yıldır TRT’nin hiçbir programlarını izlemiyorum. Haber kanallarını izliyorum. 24’ü, CNN’i, NTV’yi izliyorum. Haber Türk’ü ve SKY Türk’ü çok az izliyorum.Sırasıyla gidersem, NTV, CNN ve 24’ü izliyorum.İnternette de haberleri takip ediyorum. Artı, günde yirmiye yakın yabancı gazete okuyorum. Amerikan, Fransız, Orta Doğu’nun İngilizce basımlarını okuyorum.

HÜLYA OKUR- Karşı duruşlarınızı öğrendik ama hasımlarınıza gelelim….Cem Ceminay bir gün Ayşe Arman’ın sizin hakkınızda yazdığı yazıya karşılık Arman’ı arayarak, kendisini sizin avukatınız olarak tanıtıp dava açacağını söylemiş ve buna Ayşe Arman’ı inandırmış. Dava safhasına gelmiş bir olayı “herkes hata yapar”diye kulak arkası ettiğiniz oldu mu?

AZİZ ÜSTEL- Ben benimle ilgili yazılan hiçbir yazıyı ciddiye almadım. Almadım çünkü beni tanımadan yazıyor insanlar. Ayşe Arman kimdir bilmem, sokakta görsem tanımam, bir yazısını mazısını da okumam, tarzım bir yazı da yazmıyor, bilmiyorum kimdir. Ben Hürriyet’te okuduğum çok ciddi yazarlar var. Ayşe Arman bunlardan birisi değil. Benim için ne yazdığını da hakikaten bilmiyorum. O olayı bana Cem kendisi söyledi bina here. Hatta onun çok korktuğunu, çekindiğini, öyle bir şey demek istemedim falan dediğini anlattı. Bunlar tabi çok trajikomik şeyler. Bu hatunları benim çok sevgili dostum Ercan Arıklı yarattı. Onların içinde tabi rahmetli Duygu Asena bir pırlantaydı. Kadim dostumdu, çok da sevdiğim bir insandı. Bu ve benzeri meşrubatlar, Duygu Asena’nın çok kötü kopyalarıdır.

BİRİNCİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
Yorumlar ( 12 adet )

ali kanık
03.08.2008 17:25:16


affersiniz ama uzun boylu yakışıklı çocuk fenerbahçe den başkası olamaz ! fbahçe klübünden taraftarına stadına medyatik popüler kimliğine heryönden gsaray dan yakışıklı bunu herkes biliyor aslında !
Rifat YILMAZ
30.07.2008 17:57:31


Ayşe Arman "10 Duygu Asena" gücündedir. Samimiyeti var. Dünyaya açık. Duygu Asena gibi dar kafalı değil. Duygu Hanım "huzur içinde yatsın" bu arada.
Kurtuluş
30.07.2008 15:52:08


Sayın Haber X editörü ;
Yaklaşık on beş gündür siyasi içerikli yorum yazamıyorum!!!
Lütfen!!!
Siteyi eski haline getiriniz...
Yorumlar köşesine yazamıyorum...
Nasıl ve nereden sitenize yorum yazarım,lütfen cevaplarmısınız.?
Müdavimi olduğum siteye yorum yazamıyorum,çok sinirime dokunuyor..
İyi çalışmalarr...
sinan demir
29.07.2008 22:36:16


aziz bey hep f b nin yerinde kendilerini görüyor aslın da uzun boylu yakışık lı olanı kendileri daha iyi biliyorlar
serdar vatansever
29.07.2008 00:02:09


Kalite,taş gibi değil,pınar gibidir..varsa eğer,sürekli akar insanın üstünden.Çocuktum neredeyse ilk tanıdğımda tv de,yadırgamıştım o halimle...bugün idolüm oysa.saygılarımla.
Tüm yorumları oku. (12 adet)

Diğer Söyleşi Haberleri
Benden Deniz Gezmiş cesareti bekleme kardeşim"Benden Deniz Gezmiş cesareti bekleme kardeşim"
Senelerdir "Bam Teli"mize dokunan Tayfun Talipoğlu, HaberX okurları için Hülya Okur’un sorularını yanıtladı: " Devlete hizmet ediyorsun sağcı oluyorsun, sermayeye hizmet ediyorsun solcu!.. Haber yazmayı Şamil’den öğrendim... Ferit Şahenk, Türkiye’de ileride yönetimde yer alması gereken bir adam... Obama, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmedi Nejat, Sarkozy, çok farklı görünmesine rağmen halk gibi ve doğal davranan adamlardır. Ruhun komünist değilse, işte şimdiki Türkiye olursun. Hükümet sağcıysa sendika pasifleşiyor, solcuysa şahinleşiyor.."
“Baykal’ın bütün riyakârlığı ortaya çıkmıştır”“Baykal’ın bütün riyakârlığı ortaya çıkmıştır”
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu, Engin Noyan cevapladı... İşte o röportajdan satır başladı: "Baykal’ın bütün riyakarlığı ortaya çıkmıştır... Fatih Altaylı denilen zat, vasatın altında bir zat. Zekasıyla, bilgisiyle, görgüsüyle... Kuran’a açık itiraz edecek biri var mı, ben daha görmedim öyle bir adam... Cengiz Semercioğlu, cahil bir çocuk, söylediği şeyin temelinde hata var... Cumhuriyet gazetesinde yazmayı çok istiyorum... En çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Müslümanlar arası diyalogdur..."
Eğitimciler’den Erdoğan’a bayram mektubuEğitimciler’den Erdoğan’a bayram mektubu
Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, şef, uzman ve şube müdürlerinin ek ödemelerden yararlanamamalarına ilişkin sorunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a "bayram mektubu" göndererek iletti. Avcı, mektubunda; Başbakan Erdoğan’dan sorunun Maliye Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı tarafından çözülmesi gerektiği talebini iletti.
AK Parti’nin alternatifi yok"AK Parti’nin alternatifi yok"
Akşam’dan geçen hafta ayrılan Halit Kakınç, HaberX okurları için Hülya Okur’a konuştu: "Baykal, ümit ediyorum ki bu hatayı gördü... Gülen’in yaptığı hizmettir... Sultan Galiyef her şey olabilir ama ırkçı olmadığı kesin... MHP’nin de alevi açılımını önemsiyorum... Ergenekoncular o kadar kuvvetli olsalardı, o darbeyi biz çoktan görürdük... Akşam’dan ayrılmamda para birinci faktör değil... AK Parti’nin alternatifi yok... ABD, Kuzey Irak’ta ikinci İsrail’i yaratıyor..."
İlhan Kesici’den Başbakan’a çığ uyarısı...İlhan Kesici’den Başbakan’a çığ uyarısı...
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Hülya Okur’a HaberX okurları için verdiği röportajda, mali krizin hiç de Türkiye’yi teğet geçmeyeceğini belirterek, Başbakan Erdoğan’a "çığ geliyor" uyarısı yaptı. Kesici, "2003 ve 2007 seçimlerini AKP’nin kazanmasının ana çatısı, ekonomi dolayısıyladır. Bundan sonra kaybedecektir. Kaybetmesinin de ana sebebi,  ekonomi olacaktır." derken, "Hükümet belediye seçimlerinin ertesine kadar dayanacak ve IMF ile anlaşma yapmayacak." öngörüsünde bulundu.
Ayşe Böhürler : Modern olmak için illa başı açık olmak gerekmiyorAyşe Böhürler : "Modern olmak için illa başı açık olmak gerekmiyor"
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu,  AK Parti MKYK üyesi gazeteci Ayşe Böhürler yanıtladı: Müslümanlık her ülkeye göre değişiyor... Kadın haklarını, eşitliği savunmak feminist olmak anlamına gelmiyor... Ahlaksız din olmaz... Deniz feneri daha iyi yönetilmeliydi, şeffaf olmalıydı, mutlaka bulunulan ülkelerin kurallarına uyulmalıydı... Biz parti kurarken, iktidara geleceğimizden emin değildik... AK Parti’nin dini bir ideolojisi yok, dini bir simgesi yok... Beni kimse dindar ol diye zorlamadı... Başı açık olmayan, Müslüman olmaz diye bir kural yok... Modern olmak için illa içki içmek, başı açık olmak gerekmiyor...
Babahan: Erdoğan-Doğan tartışması kayıkçı kavgası değilBabahan: "Erdoğan-Doğan tartışması kayıkçı kavgası değil"
Hülya Okur, HaberX okurları için sordu Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan yanıtladı... İşte o röportajdan satır başları: Laiklik bir devlet dini mi?.. Bir Çiller döneminde, bir de banka döneminde iktidar yanlısı olduk... Hıncal Uluç, cumhuriyetçi, ben demokrat’ım... Yazı yazmak, aslında meydan okumak... Başbakanın medya patronuna yönelik eleştirisi kayıkçı kavgasının ötesinde anlam taşır... Aziz Yıldırım’ın tarzı Tayyip Erdoğan’a benziyor... AKP, şanslı bir dönemde iktidar oldu... Hala dağa çıkan varsa, dağdakiler geri dönmemişse, Türkiye’de düzeltilmesi gereken yanlışlar var demektir...
Çalışlar: Kürt sorununda devlet şiddetin bir parçasıÇalışlar: Kürt sorununda devlet şiddetin bir parçası
Terörün iki şiddet arasında sıkışıp kalanlardan oluştuğuna dikkat çeken Gazeteci-yazar Oral Çalışlar’a göre, "Hem devletten gelen hem Kürt ayaklanmalarından gelen iki şiddet birbirini kışkırtmış. İki şiddet birbirini kışkırttıkça insanlar bu iki şiddet arasında çaresiz kaldılar. Bir kısmı o şiddete, bir kısmı bu şiddete sığındı. Bunun ikisine sığınmayanlar yok edildi. Böyle bir acı tarihsel tecrübe Kürt meselesi." Hülya Okur, Çalışlar’la solculuk, hapis hayatı, gazetecilik, terörizm, öteki olmak, asker-siyaset ilişkisi, İslami hareket, Doğu Perinçek, oğlu Reşat ve arkadaşı Deniz Gezmiş üzerine söyleşi yaptı...
ÜNAL TANIK’TAN HODRİ MEYDANÜNAL TANIK’TAN HODRİ MEYDAN
Kirletilmeye müsait bir alan olan internetin temiz kalması için dayanışmada bulunulması gerektiğini vurgulayan Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık, sektörde gerek okuyucu, gerek de reklamveren açısından ciddi manipülasyonlar yapıldığını söylüyor. Arkadaşımız Hülya Okur’a röportaj veren Tanık, reklamverenlerin önlerine koyulan raporlara itibar etmemesini isterken, bir de çağrıda bulunuyor: "İnternette ölçüm yapan Alexa bir takım sanal manipülasyonlara açık. Yiğit olan site Google Analytics raporlarını açıklar..." Öte yandan, Başbakan Erdoğan’ın vefa duygusu kendine zarar verebilecek bir boyutta olduğunu belirten Tanık’a göre AK Parti iktidardan düşünce iki pişmanlık duyacak: Doğan Grubu’na ait Petrol Ofisi’ndeki vergi kaçakçılığının üzerini örtmesi ve belediyelerdeki yolsuzluklar…
Muhalif olmak, düşman olmak değildir"Muhalif" olmak, "düşman" olmak değildir
Can Ataklı’nın HaberX’e özel  söyleşisinden kesitler: "Türkiye’nin bir derin devleti var”Bu derin devletin adı, ergenekon. Ama bugün içeri alınanlar o ergenekon değil" " Ben AKP zihniyetine muhalefet eden bir adamım, düşman bir adam değilim.", "Bu ülke Müslüman bir ülke. Herkes dilediği gibi inançlarını yaşar ve bana göre çok küçük bir dönem hariç herkes bunu yaşamıştır.", "28 Şubat döneminde Tansu Çiller’e daha yakın yazılar yazdım, Refah partisiyle hükümet kuracağını öğrendiğimde çok öfkelendim.", "Atatürk ne kadar dindardı ya da değildi o beni hiç ilgilendirmiyor."
Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor"Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor"
Can Ataklı, HaberX’e gençlik yıllarından muhalif kimliğine, 12 Eylül’den 28 Şubat’a, Derin devletten Ergenokon’a kadar çarpıcı açıklamalarda bulundu: Türkiye’nin bir derin devleti var ”Bu derin devletin adı, Ergenekon. Ama bugün içeri alınanlar o ergenekon değil. Gerçek Ergenekon olduğu gibi duruyor ve bunun içinde hükümet de var... Uzan ile çalıştığım süre içinde asla iş takibi yapmadım, çünkü gerek yoktu... Hülya Okur’un Can Ataklı söyleşisinin ilk bölümü detayda:
Bazı Öne Çıkan Haberler