MÜFETTİŞLİK VE “TOSUNLUK”
Yılın düellosunda, CHP’li Kılıçdaroğlu ile AKP’li Fırat; TBMM’de tarihler 25 Eylül 2008 Perşembe gününü, saatler de 14.30’u gösterdiğinde kameraların önünde karşı karşıya geldiler. Yılın düellosunu deneyimli televizyoncu ve gazeteci Uğur Dündar yönetti.
Ömrünün çeyrek asrını devlette “müfettişlik” mesleğine vermiş eski bir denetim elamanı olarak; elimizde kağıt kalem, saatler 14.25’i gösterirken televizyonun karşısına oturduğumuzda, ünlü fıkrada söylenen gibi “dü bakali” ne olacak diye tartışmanın seyrinin ve sonunun merakı içerisindeydik.
Mekan ve ortam tanımlarına girmeden düelloya dönük görüşlerimizi aktarmak istiyoruz. Zira tartışma sırasında düelloculardan kimin terlediği kimin terlemediği, hangisinin sıkıntıdan gözlerini tavana doğru kaçırdığı şeklinde, fiziki zafiyet ve göstergeleri, mümtaz basınımızda fazlasıyla okudunuz.
Önce şunu söylemeliyiz. Dengir Mir Mehmet Fırat, şayet Sayın Kılıçdaroğlu’nun elinde düello sırasında ortaya çıkardığı kimi belgelerin varlığını önceden kestirebilseydi, çok eminiz ki, böylesi bir arenaya kesinlikle çıkmaz, kamuoyu önünde başka ortamlarda kendisine özgü tavır ve söylemlerle olayı geçiştirmeye çalışırdı. Bundan kuşkunuz olmasın…
Firmasına ait tırların gümrük geçişlerinde engellenmemesi yani “Kırmızı hat”tan geçirilmemesi konusunda Gümrüğe muhatap, altında ismi olan belgeyi tartışma sırasında Sayın Kılıçdaroğlu’nun çıkarıp ortaya koyması, Dengir Mir Mehmet Fırat’ın “tuş” olmasına yetti de arttı bile.
Düelloya konu olan iki iddiada kanıtlandı.
MENAS firmasının hayali ihracat yaptığı ve firmaya ait tır’da 89 kilo eroinin yakalandığı iddialarının doğru olduğu Kılıçdaroğlu tarafından tartışma sırasında ortaya konan belgelerden tescillenmiş oldu.
Gelelim Sayın Fırat tarafından firması MENAS hakkında hayali ihracat soruşturmasını yürüten ve firmanın “hayali ihracat yaptığı” konusunda rapor düzenleyen müfettişin, Dengir Mir Mehmet Fırat tarafından tartışma sırasında Türkiye kamuoyu önünde “tosun” diye tanımlanmasına…
Sayın Fırat;
Gerek inceliğin, nezaketin ve alçakgönüllülüğün sembolü Sayın Kılıçdaroğlu için tartışmadan önce ki günlerde kullandığınız aşağılayıcı sözcükler ve tanımlar; gerekse firmanızın hayali ihracat yaptığını saptamış olan tartışmada adı geçen müfettişe yönelik “tosun” şeklinde ki tanımınız; Dengir Mir Mehmet Fırat olarak kanaatımızca almış olduğunuz terbiye ve kültürün bu olduğu biçiminde mütalâa edilmemeli.
Çünkü sizin konumunuzda ki bir kişinin daha doğrusu parlamenterin, bu seviyede bir kültür ve terbiye noksanlığı içerisinde olduğu düşünülemez. Olsa olsa sürç-i lisandır diye düşünüyoruz… O nedenle kamuoyu önünde Türk milletinden özür dilemeniz sizden beklenen incelik olacaktır.
Sayın Fırat,
Müfettişlik mesleğinde; politize olmuş ya da bir siyasi partinin güdümüne girmiş, dürüstlükten uzak taraflı müfettişlerin varlığına tanık olmak her zaman olanaklıdır. Biz uzun bürokratik yaşamımızda böylelerini de çok gördük ve duyduk.
Özellikle son yıllarda, 2002 – 2008 arasında, yani partiniz iktidarında, bürokrasi ve teftiş kurumlarında politize olmuş memur ve müfettişlerin sıklığından söz edilse de, halen yüreğiyle, namusu ve şerefiyle çalışan dürüst memur ve müfettişlerin varlığını ve çokluğunu göz ardı edemeyiz. Onların varlığını içinde yaşadığımız baskıcı rejimde ülke adına “şans” sayarız.
Sonuç olarak;
Büyük düelloda Türkiye kamuoyu; neyin ne olduğunu, kimin ne ölçüde doğruyu, doğruları, kibarlığı, yansıttığını kameralar önünde açık ve net olarak gördü. Biz burada ne söylersek söyleyelim, en “büyük jüri” halk; tartışmanın taraflarına hak ettikleri notu verdi.
Biz değerlendirmelerimizde, kimi hususlarda yanılmış olabiliriz ama “büyük jüri” nin böyle bir yanlışlığa düşmesi söz konusu olamaz. Onun verdiği not kalıcı ve “karne notudur”!.. Tarihte ülkeyi yönetenler hakkında yanıldığı da pek görülmemiştir. Sadece bugün yolsuzluklarla suçlanır duruma gelmiş partiniz AKP’yi 2002 ve 2007’de iktidara taşımış olmanın talihsizliği dışında…
Umarız yakın zamana kadar partinizin önemli isimlerinden olan Sayın Abdülkadir Şener’in, birkaç gün önce Kanal D’de yayınlanan 32. Gün programında, partiniz hakkında dile getirdiği yolsuzluk suçlamaları karşısında, oturur biz bu duruma nasıl geldik ve nerelerde “hata” ve “yanlışlıklar” yaptık diye bir vicdan muhasebesi yaparsınız…
BURHAN ÖZBEY