AKP YENİDEN İKTİDAR OLUR MU?.Eğer bir aksilik olmazsa AKP yeniden iktidar olabilir. Kaybedeceği oyları DTP’li bağımsız adaylarla kapatır ve bugünkünden daha güçlü bir biçimde iktidar sandalyesine oturur. Ha DTP’li bağımsız adaylar bu işbirliğine yanamşmazsa ne mi olur? Mehmet Ağar var. Onunla ortaklık kurar...
09.07.2007 11:28 İZLENİMCİ ELEŞTİRİ ve KAZANIMLARIKuralcılığa, nesnelliğe ve bilimselliğe bir tepki. İzlenimci eleştirinin kısa bir tanımı bu belki de. Merkeze alınan okur çevresinde gelişen ve vücut bulan bu eleştiri kuramı, belki de sınıfı içerisinde en çok yadırganan çocuktur.
02.07.2007 14:33 FEMİNİZM, BİR EDEBİYAT ELEŞTİRİSİNE KAYNAKLIK EDERSE...Kadının erkeğe ya da erkeğin kadına üstünlüğü. En eski savaşlardan biri olduğunu düşündüğümüz bu karşıtlık içerisinden eşitliği çıkarmak ve onu yürürlüğe koymak gerçektende başarılması imkânsız bir hedef midir?
29.06.2007 16:26 ALPAY TEZCAN’I ANARKEN...Alpay Tezcan yani bizim tabirimizle KIKO... 27 Haziran’ı 28’ine bağlayan gece seni bizden almışlar, koparmışlardı dostum. Ne pis bir geceydi... Adana depremi, Kerim Tekin’i kaybetmemiz ve senin ayrılışın...
27.06.2007 09:54 ANKARA BAŞKENT OLMA VASFINDAN UZAKLAŞIRKEN: TÜRKİYE’NİN BAŞKENTİ NERESİ?Ankara’nın ağır işgal ve savaş mağduru Beyrut’tan bir farkı var mı? Sevdiğim köşe yazarlarından Bekir Coşkun, Mustafa Kemal’in canlanarak günümüzün Ankara’sına gelişini bir yazısında kurgular. Ulu önder, yanında İsmet Paşa ve diğer komutanlar olduğu halde, Ankara’ya ilk gelişindeki gibi Dikmen sırtlarından kente bakar. Yanındakilere sorar: “Düşmanı geri püskürtmemiş miydik?”
15.06.2007 12:50 ELEŞTİRİDE FARKLI BİR YÖNTEM: YANSITMA KURAMIPlaton’a göre yapılan sanat edebiyat değil; ancak kopyanın kopyasıdır. Bu şekilde ortaya konan düşünceler ve yapıtlar da doğal olarak gerçekten uzak ve düzmece kalmaktadır. Çünkü gerçek tanrı tarafından yaratılmaktadır, insan onun gölgesini yani yansıtılmışını görmekte ve elde etmektedir ve sanatçı da bunu işleyerek bir kopya yani kopyanın kopyasını ortaya çıkarmaktadır.
13.06.2007 11:37 DİVAN EDEBİYATI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİtiraf ediyorum ki Divan edebiyatından olmasa da birçok yönüyle Osmanlı’dan nefret ederdim. Öyle böyle değil; inatçı ve kindar bir nefretti bu. Zaman beni elbet haklı çıkartacak, diye her kaynağı okur, işime geleni görür işime gelmeyeni “es geçerdim.” Zaman “sözde” beni haklı çıkarıyordu.
11.06.2007 10:37 PARAPSİKOLOJİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER 2Başınızı gökyüzüne kaldırın. Geceleri kaç tane yıldız görüyorsunuz? Haydi! Hepsini sayın. Bir ömrü buna verin. İçinden çıkamazsınız. Acaba yalnız mıyız? Mantığınızı kullanın. İkileme düşenimiz vardır. Bilim somut kanıt ister. Bilimin somut kanıtlarla ispatlayamadığı dünya dışı zeki yaşam kavramı bu nedenle devamlı reddedilir. Ancak bilimi yaratan insan aklı bu sefer onunla çelişkiye düşmüyor mu?
08.06.2007 11:33 PARAPSİKOLOJİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER 1Yeni bir bilimin ayak sesleri geliyor. Yeni bir anlayış doğuyor. Yine her olgu gibi “parapsikoloji” de geç ama güç ülkemize “bilimsel” bir mantıkla geliyor. Bir iki alıntıyla konuya girmeden önce; çevrenizde soru-yanıt oyunu oynamanızı istiyorum. Bunu özellikle sosyal bilimlerde öğrenim gören üniversiteli okurlardan rica ediyorum. Öğretim görevlilerinize sorun bakalım ne yanıtlar alacaksınız? Bedensiz varlıklara inanıyorlar mı? Dünya dışı zeki bir yaşamın varlığına ne derecede inanıyorlar? İnsanın 6 duyudan ibaret, üç boyutlu bir dünyada yaşadığına mı yoksa hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına mı inanıyorlar? Özellikle fen bilimleriyle haşır neşir olan arkadaşlar! Hocalarınıza sorun: Evrende yalnız mıyız?
05.06.2007 10:06 ANKARAAğır işgal ve savaş mağduru Beyrut’tan bir farkı var mı? Sevdiğim köşe yazarlarından Bekir Coşkun, Mustafa Kemal’in canlanarak günümüzün Ankarasına gelişini bir yazısında kurgular. Ulu önder, yanında İsmet Paşa ve diğer komutanlar olduğu halde, Ankara’ya ilk gelişindeki gibi Dikmen sırtlarından kente bakar. Yanındakilere sorar: “Düşmanı geri püskürtmemiş miydik?”
03.06.2007 13:21 KÜTÜPHANELERMilli felâket(!) pardon Milli Kütüphane bir araştırmacının en kötü deneyimi olabilir. Hatta duyduğuma göre kimi bölümlerine göz irisinden kimlik belirlemesi yapabilen makineler yerleştirilecekmiş. Umarım doğru değildir. İsrafın sınırlarını genişletmek adına başka bir buluş gerçekleştirilemez.
03.06.2007 13:21 DİVANİlkokuldan başlayan “tuhaf” eğitim serüvenimizde karşılaştığımız en büyük sorun belki de eskiyle yüzleşme. Eskiyi, hele ki konu Divan edebiyatı olduğunda, “öteki” ya da amiyane tabirle “tu kaka” olarak göstermekteki başarımız yadsınamaz. Hatta bu konuda o kadar başarılıyız ki geçmişten korkan, nefret eden kuşaklar yetiştirdiğimiz için kendimizle gurur bile duyarız. Neden?
03.06.2007 13:21 FEMİNİZMKadının erkeğe ya da erkeğin kadına üstünlüğü. En eski savaşlardan biri olduğunu düşündüğümüz bu karşıtlık içerisinden eşitliği çıkarmak ve onu yürürlüğe koymak gerçektende başarılması imkânsız bir hedef midir?
03.06.2007 13:21 NASIL BİR ÜNİVERSİTE OLMALI?Özel üniversitelerin kurulmasına yaygara eden bazı aklıevveller (ki bunlar boğaz köprüleri ya da özel girişimin her türlüsüne de karşı çıkan bir zümredir) şu anda bu kurumların kıdemli kadrolarında “özgür bilimin” nimetlerinden faydalanırken; devlet üniversiteleri gün geçtikçe nitelikten yoksun kopya mezunlar vermeye devam ediyor. Yüksek öğrenimin içine düştüğü bu girdabın çözüm yollarıysa halen –eceğiz.... –acağız....’la biten bir ton laf salatasına boğulmuş durumda önümüzde uzanıyor.
03.06.2007 13:21 P 2Başınızı gökyüzüne kaldırın. Geceleri kaç tane yıldız görüyorsunuz? Haydi! Hepsini sayın. Bir ömrü buna verin. İçinden çıkamazsınız. Acaba yalnız mıyız? Mantığınızı kullanın. İkileme düşenimiz vardır. Bilim somut kanıt ister. Bilimin somut kanıtlarla ispatlayamadığı dünya dışı zeki yaşam kavramı bu nedenle devamlı reddedilir. Ancak bilimi yaratan insan aklı bu sefer onunla çelişkiye düşmüyor mu?
03.06.2007 13:21 İZLENİMCİKuralcılığa, nesnelliğe ve bilimselliğe bir tepki. İzlenimci eleştirinin kısa bir tanımı bu belki de. Merkeze alınan okur çevresinde gelişen ve vücut bulan bu eleştiri kuramı, belki de sınıfı içerisinde en çok yadırganan çocuktur.
03.06.2007 13:21 P1Yeni bir bilimin ayak sesleri geliyor. Yeni bir anlayış doğuyor. Yine her olgu gibi “parapsikoloji” de geç ama güç ülkemize “bilimsel” bir mantıkla geliyor. Bir iki alıntıyla konuya girmeden önce; çevrenizde soru-yanıt oyunu oynamanızı istiyorum. Bunu özellikle sosyal bilimlerde öğrenim gören üniversiteli okurlardan rica ediyorum. Öğretim görevlilerinize sorun bakalım ne yanıtlar alacaksınız? Bedensiz varlıklara inanıyorlar mı? Dünya dışı zeki bir yaşamın varlığına ne derecede inanıyorlar? İnsanın 6 duyudan ibaret, üç boyutlu bir dünyada yaşadığına mı yoksa hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına mı inanıyorlar? Özellikle fen bilimleriyle haşır neşir olan arkadaşlar! Hocalarınıza sorun: Evrende yalnız mıyız?
03.06.2007 13:21