28.08.2008 Perşembe 05:32
USD 1.1890     EUR 1.7500     EUR/USD 1.4718     IMKB100 39576 / -522
 
ERGENEKON’A İLİŞKİN BAZI SUÇLAMALAR ASLINDA SUÇ DEĞİL Kİ...
25.07.2008 15:52
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Barlas 48’i tutuklu 38’i tutuksuz 86 şüpheli hakkındaki suçlamalar arasında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve devletini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek " ve "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik " de var. Aslında "hükümetin görev yapmasını engellemek" veya "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" için örgüt kurmaya ne kadar gerek var bilemiyoruz.

 İddianame kabul edildiğine göre "Ergenekon Davası" başlıyor demektir.

Tabii ki şu anda "İddianame"de yer alan iddialar, "iddia" olmaktan öteye konumda değiller.

Yargı süreci sonunda "Karar" belli olduğu ve kesinleştiği zaman bunlara dayalı olarak birilerini suçlayacağız ya da aklandıkları için kutlayacağız.

Adalete güvenmekten başka bir yol aramak akla sığmaz.

48’i tutuklu 38’i tutuksuz 86 şüpheli hakkındaki suçlamalar arasında  "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve devletini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek " ve  "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik " de var.

Aslında "hükümetin görev yapmasını engellemek" veya "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" için örgüt kurmaya ne kadar gerek var bilemiyoruz.

Hatta bunları açık açık yapmanın "özgürlükçü demokrasi"nin doğal yansımaları olduğunu söyleyenler yok mu?

Veya seçilmiş bir iktidarın TBMM’deki çoğunluğunu "Rejim için tehdit" biçiminde sunmak, alıştığımız söylemler arasında değil mi?

Ama yine de "Adalet"e işi bırakalım ve Ergenekon’a i,lişkin suçlamaları bir kez daha hatırlayalım:

 .Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve bu örgüte üye olmak

  • Silahlı terör örgütüne yardım etmek
  • Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve devletini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek
  • Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı halkını silahlı isyana tahrik
  • Patlayıcı madde bulundurmak, atmak ve bu suçları azmettirmek
  • Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik
  • Silahlı madde bulundurmak, atmak ve bu suçu azmettirmek
  • Danıştay, Cumhuriyet gazetesi saldırılarını azmettirmek
  • Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri elde etmek ve kaydetmek
  • Askeri itaatsizliği teşvik 
Mehmet Barlas Yazıları
MEDYA KAVGALARINDA KAZANAN YOKTUR... İKİ TARAF DA YIPRANIR...
Bu kavgaları izleyenler hiçbir zaman "Acaba kim kazanacak" sorusuna cevap aramazlar. Genel yaklaşım, "Birbirlerini yesinler, biz de izleyelim" şeklindedir. Çünkü kavga edenlerin gazeteleri ve televizyonları, çeşitli vesilelerle hemen her kesimden insanı teşhir etmiş, özel hayatına girmiş ya da işini batağa sürüklemişlerdir.
ANAYASA MAHKEMESİ HEM KENDİNE HEM DE TÜRKİYE’YE GÜVEN DUYGUSUNU TAZELEDİ.
Türkiye Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti’yi kapatmama kararı ile, artık yarına dönük yaşama imkanını yeniden elde edebilir.Demokraside seçmenlerin ve milletvekillerinin iradelerine saygının varlığını vurgulayan bu karar, siyasi hukuka da nefes aldırmıştır.
ERGENEKON’A İLİŞKİN BAZI SUÇLAMALAR ASLINDA SUÇ DEĞİL Kİ...
48’i tutuklu 38’i tutuksuz 86 şüpheli hakkındaki suçlamalar arasında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve devletini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek " ve "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik " de var. Aslında "hükümetin görev yapmasını engellemek" veya "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" için örgüt kurmaya ne kadar gerek var bilemiyoruz.
GEÇMİŞİ DEĞİŞTİREMEYİZ AMA GELECEĞE YÖN VERMEK ELİMİZDEDİR...
Kemikleşmiş kamplaşmalarımızı, önyargılara dayalı uzlaşmasızlıklarımızı, kendimiz gibi olmayanları "Ötekiler" olarak görmeye dayalı alışkanlıklarımızı ve her çeşit yobazlıklarımızı yok sayamayız. Bunları yaşadık ve bunlarla birlikte yıllarımızı ziyan ettik.
BÖYLESİNE KAMPLAŞMA AKLA DA, HUKUKA DA, DEMOKRASİYE DE ZARAR VERİR.
Meğer ne çok savcı olmaya hevesli insan varmış Türkiye’de... Hukuk da adalet de böylesine ayağa düşmemiştir herhalde.Veya siyasi kamplaşmanın insafsızcasına hukuku esir aldığı böyle bir dönem, ancak askeri müdahale rejimlerinde yaşanmıştır.
FUTBOL’DA AVRUPALI SİYASET VE İDAREDE AFRİKALI OLMAK AYIP DEĞİL Mİ?
’Sistemin ‘biricik’ sahipliğini üstlenen, bu mülkiyete ortak istemeyen, ötekilerden daha akıllı olduklarını ileri süren merkezdeki seçkinler, işte bunun da ayırdına varamamışlardı. Bu yüzden gün ışığına çıkan istekleri, toplumsal gelişmenin ürünü olarak algılayacak yerde, sürgit bir tehdit olarak algıladı, seçkinler. ’
TEPKİ KOYMAKTAN DAHA ÖNEMLİ OLAN BUNDAN SONRASINI PLANLAMAKTIR
Bundan sonra yasama (veya siyaset) yargıdan daha sorumlu davranmak durumundadır. Yargının ateşlediği krizi siyaset söndürmeyi başarabilirse, demokrasi de, hukuk da nefes alacaktır.
ZAFER MUTLU’NUN DİZ ÇÖKÜP ÖZÜR DİLEMESİ DAHA ÖNCE DE YAZILMIŞTI.
Mutlu’nun Güneş Taner’in önünde diz çöktüğünü 28 Ekim 2002 tarihinde Nuh Gönültaş Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde yazmıştı. Bu olayı Nuh Gönültaş’a anlatan Cen Ajan/Grey’in sahibi Nail Keçili idi.
İŞ TAKİPÇİLİĞİ KONUSUNDA ZAFER MUTLU DOKTORA DERSİ VEREBİLİR.
28 Şubat’ta Sabah’ta susturulduğum ve daha sonra Sabah’ın iki yazarının da andıçlanıp susturulduğu dönemde, Cavit Çağlar’la ortak banka almak için, kimin gövdesi kimlerin karşısında eğilip bükülüyordu, tahmin edilebilir.Bu durumu sadece ’Kadersiz Dinç Bilgin’ ve ’İşbilir Zafer Mutlu’ sözcükleri ile sonuçlandırabiliriz.
CHP’NİN BASIN POLİTİKASI HASTALIKLIDIR
Sabah-atv, Türk medyasında rekabetin ve çok sesliliğin hem kanıtı hem güvencesidir. CHP hiç iktidar olamasa da bu durum ’İktidarlar geçicidir’ kuralını değiştirmez. Neticede bir gün AK Parti de iktidardan düşecektir ve Sabah ile atv yine kalacaktır. Nitekim bugün bu medya grubunda çalışan ve yönetenler, kaç tane başbakan ve kaç tane iktidar görmemişler midir?
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SADECE İKTİDAR PARTİSİNİN İHTİYACI DEĞİLDİR...
Her seçimdepartisini yenilgiye götüren Baykal’ın değişmez genel başkan statüsüne sahipolması, kamuoyuna demokrasi ve siyaset dersi olarak sunuldu.Parti içinde en ufak eleştiri sesi çıkartanların tasfiye edildiği bir modeli, CHP temsil ediyor.