Herkes kuyruklarda.
Kan ter içinde…(Resimlerde gördüğünüz gibi)
Yorgun ve bitkin bir şekilde…
Sessiz bir isyan içinde.
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!...


Herkes kuyruklarda.
Kan ter içinde…(Resimlerde gördüğünüz gibi)
Yorgun ve bitkin bir şekilde…
Sessiz bir isyan içinde.

Hayır, efendim hayır…
Gördükleriniz; şeker, yağ, tüp kuyruğu değil.
SSK kuyruğu.
Ne SSK’sı demeyin hemen.
Milletin en büyük derdi bu.
İnsanlar büyük bir telaş içinde çalışmayan çocuklarını çalıştı diye gösterip sigortalayacaklar.
El kadar çocuklarını bile.
Neden mi?
Nedeni malum.
1 Mayıs’ta yürürlüğe girecek olan(şu an itibari ile girdi) gözümüzün nuru(!) Sosyal Güvenlik Tasarısı’nın olumsuzluklarından sıyrılma.

Keşke insanlarımız bu hale düşürülmeseydi.
Neresinden tutarsanız tutun, büyük olumsuzluklar ile dolu olan Sosyal Güvenlik Tasarısı işte milletimizi bu hale düşürdü.
Gelin,1 Mayıs öncesi sigorta başlatanlar ile 1 Mayıs sonrası sigorta başlatanlar arasında bir karşılaştırma yapalım.
30 Nisan akşamına kadar sigortalı olanlar;
1. Yıllar sonra emekli olurken, 10 puan (yüzde 20) fazla, emekli aylığı alacaklar.
Örneğin 25 yıl hizmeti olana yüzde 50 yerine, yüzde 60 yani yüzde 20 fazla emekli aylığı bağlanacak.
2. Yıllar sonra emekli olduklarında, başka bir işte çalıştıkları zaman emekli aylıkları kesilmeyecek. Emekli aylıklarının yüzde 15’i oranında "Sosyal Güvenlik Destek Primi" ödeyecekler.
1 Mayıs’ta sigortalı olanlar ise,
25 yıl hizmeti olduğunda, yüzde 50 üzerinden emekli aylığı bağlanacak. Emekli olduğunda, başka bir işte çalışırsa, emekli aylığı kesilecek.
Kaldı ki avantajlar bunlarla sınırlı değil. Prim ödeme gün sayısı, emeklilik yaşı gibi başka avantajlar da var.
(İnternethaber)
Ne diyelim?
Bunlara ek olarak birde 65 yaş emeklilik sorunu var.

Tabii ki bir yönden bakınca bu tasarı olumlu.
Devlet reislerimizin söylemlerine göre bu tasarı sayesinde çok büyük bir tasarruf sağlanacakmış.
Ancak sağlanması düşünülen bu tasarruf halkı zor şartlar altına sokarak olmamalıydı.
Ya da bir tasarruf sağlanacaksa bu sadece halk kitleleri üzerinden değil, elitler(Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekilleri vs.) üzerinden de sağlanmalıydı.
Malumunuz daha zihinlerimizde hala tazeliğini koruyor.“Milletvekillerinin sadece gazilere sağlanan bedava sağlık hizmetinden yararlanma” yasası…
Ne kadar adil değil mi?

“Vur halka vurabildiğin kadar.” anlayışı uzun bir süreden beri kendisini göstermekte.
Hiç boşuna gocunmayın.(Küreselleşmenin nimetleri bunlar!...)
Göz göre göre kandırılıyoruz.
Ve kimsenin de (etkili bir şekilde) sesini çıkarttığı falan yok.
Neyse…
Daha fazla konu dışına çıkmadan devam edelim.

Tasarının Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde ve IMF’nin (Küreselleşme sürecine tam adaptasyon için) direktifleri doğrultusunda yapıldığı aşikâr. Çünkü bizler bu yasayı çıkarırken aynı zaman da küreselleşen dünya’ya ayak uydurmaya çalışan Yunanistan’da bu tasarıyı geçirmek için gayret sarf ediyordu.(Anlayacağınız büyük ağabeyler(!) düğmeye bastı…)
Yunanistan’da çok büyük tepkiler geldi bu yasaya.
Ve bilindiği üzere ülkemizde de…
Nasıl gelmesin ki?
Bir insanının ortalama yaşam süresi 62,9(Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre)olan bir ülke de emeklilik yaşının 65 olması sizce de garip değil mi?
Neymiş?
AB ülkelerinde bu uygulanıyormuş…
Olmaz öyle şey olmaz.
Ortalama yaşam süresi 76 yıl olan AB ülkeleriyle kendimizi karşılaştırmak ve bu doğrultu da kararlar vermek olmaz.