Hani bazı durumlar vardır.
İnsan içlene içlene “Vay be nereden nereye geldik.” der.
Kendi kendine hayıflanır.
İsyan eder.
İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu.
Nasıl mı?
NE İDİK, NE OLDUK
Hani bazı durumlar vardır.
İnsan içlene içlene “Vay be nereden nereye geldik.” der.
Kendi kendine hayıflanır.
İsyan eder.
İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu.
Nasıl mı?
Şöyle; birkaç gün önce koyulmuş masamın başına çalışmaya başlamıştım.
Araştırma dosyalarımı inceliyordum.
Ancak bir de ney ile karşılaşayım?
Osmanlı-ABD Vergi Anlaşması!
Durun, hemen “ne var bunda demeyin”!
Çok şey var, çok şey.
Bu anlaşma öyle sıradan, etten eften püften, yabana atılacak bir anlaşma değil.
Anlaşmanın içeriğini söylediğimde sizler de bana hak vereceksinizdir!
Anlaşma hakkında bilgiler kısaca şöyle;
Anlaşmanın yapıldığı tarih 1795.
ABD Başkanı George Washington ile Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı arasında imzalanmış.
Bu imza ile varılan mutabakat ise şu;”ABD, Atlantik’te ve Akdeniz’de ki gemilerine dokunulmaması karşılığında Osmanlı’ya vergi ödeyecektir.”
Bu mutakabat ile birlikte Osmanlı Devleti de tarihe geçer.
Nasıl mı?
Şöyle; ABD’ye tarihinde vergi ödettiren tek devlet olması sebebi ile!
Ayrıca, ABD ilk defa bir anlaşmayı kendi dilinde gerçekleştirmemiştir.
Nasılmış ama?
“Vay be nereden nereye geldik” değil mi?
Bu anlaşma, bugünkü halimizle karşılaştırılması gereken ibret dolu somut bir belgedir!
Siz de şimdi bana hak verdiniz mi?
SON SÖZ: Ne idik, ne olduk!