07.09.2008 Pazar 06:29
USD 1.2340     EUR 1.7590     EUR/USD 1.4294     IMKB100 39116 / -441
 
NE İDİK, NE OLDUK
24.05.2008 22:01
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hani bazı durumlar vardır. İnsan içlene içlene “Vay be nereden nereye geldik.” der. Kendi kendine hayıflanır. İsyan eder. İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu. Nasıl mı?

                

                 NE İDİK, NE OLDUK

 

Hani bazı durumlar vardır.

İnsan içlene içleneVay be nereden nereye geldik.” der.

Kendi kendine hayıflanır.

İsyan eder.

İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu.

Nasıl mı?

Şöyle; birkaç gün önce koyulmuş masamın başına çalışmaya başlamıştım.

Araştırma dosyalarımı inceliyordum.

Ancak bir de ney ile karşılaşayım?

Osmanlı-ABD Vergi Anlaşması!

Durun, hemenne var bunda demeyin!

Çok şey var, çok şey.

Bu anlaşma öyle sıradan, etten eften püften, yabana atılacak bir anlaşma değil.

Anlaşmanın içeriğini söylediğimde sizler de bana hak vereceksinizdir!

Anlaşma hakkında bilgiler kısaca şöyle;

Anlaşmanın yapıldığı tarih 1795.

ABD Başkanı George Washington ile Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı arasında imzalanmış.

Bu imza ile varılan mutabakat ise şu;”ABD, Atlantik’te ve Akdeniz’de ki gemilerine dokunulmaması karşılığında Osmanlı’ya vergi ödeyecektir.”

Bu mutakabat ile birlikte Osmanlı Devleti de tarihe geçer.

Nasıl mı?

Şöyle; ABD’ye tarihinde vergi ödettiren tek devlet olması sebebi ile!

Ayrıca, ABD ilk defa bir anlaşmayı kendi dilinde gerçekleştirmemiştir.

 

                                                           

 

Nasılmış ama?

Vay be nereden nereye geldik” değil mi?

 

Bu anlaşma, bugünkü halimizle karşılaştırılması gereken ibret dolu somut bir belgedir!

Siz de şimdi bana hak verdiniz mi?

 

SON SÖZ: Ne idik, ne olduk!

 

NOT:Anlaşmanın İngilizce tam metni: http://www.yale.edu/lawweb/avalon/diplomacy/barbary/bar1795t.htm

 

mertd@haberx.com

Mertcan Demir Yazıları
Biz 17 Ağustos’ta İnsanlığın İki Farklı Yüzünü Gördük
Biz 17 Ağustos’ta İnsanlığın İki Farklı Yüzünü Gördük
Mesele Çok Derinlerdedir!
Mesele Çok Derinlerdedir!
GERÇEKÇİ OLMAK GEREK!
’Türkiye, son beş yılı tek parti iktidarında istikrar içinde geçirmiştir. Hangi yöne ilerlerse ilerlesin, eminim ki bu istikrarını sürdürecektir.’
DENİZ BAYKAL OLDU CHP CEO’SU!...
Desenize,bundan sonra Deniz Baykal’a CHP Genel Başkanı demeyeceğiz , CHP CEO’su diyeceğiz!... Genel Başkan oldu, CEO!
BAKAN ÇELİK’İN TUTARSIZLIĞI!
Yahu bu Bakan Çelik’te bir âlem! Hangi Çelik mi? Faruk Çelik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız. Öbürünü(Hüseyin Çelik) hiç sormayın. O zaten başka bir âlem!
NE İDİK, NE OLDUK
Hani bazı durumlar vardır. İnsan içlene içlene “Vay be nereden nereye geldik.” der. Kendi kendine hayıflanır. İsyan eder. İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu. Nasıl mı?
SİYASETÇİLİĞİN CİLVESİDİR “180 DERECE ÇARK ETME” MESELESİ
Bugün Avrupalılara rest çeken ve bu doğrultuda da pasif kalan AKP’yi hainlik derecesine varan ithamlar ile suçlayan Bahçeli dün AKP ağzıyla konuşuyordu. Acaba Demirel’in dediği gibi “Dün dündür, bugün bugündür” mü?
NAFİLE BİR UĞRAŞ=AB
Sonucu önceden tasarlanarak aleyhinizde yazılmış bir yarışta, çalışmak/çabalamak ne kadar acı verici bir durumdur değil mi? Düşünsenize… (Birileri tarafından tayin edilmiş)Sonuç belli. Ve siz de belki bilerek, belki de bilmeyerek sonu belli olan bu yarışı kazanabilmek için var gücünüz ile uğraşıyorsunuz. Ne kadar vahim,ne kadar üzücü,ne kadar nafile bir uğraş değil mi?
BİR ÖYLE BİR BÖYLE OLMAZ!...
Bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!...
Herkes kuyruklarda. Kan ter içinde…(Resimlerde gördüğünüz gibi) Yorgun ve bitkin bir şekilde… Sessiz bir isyan içinde.
SİYASİ kuş mu?
Ortalık toz duman. Haliyle gündem de harıl harıl kaynıyor. Biraz olsun dindi dediğimiz gündem SABAH ve ATV’nin (bir kesime göre kuşkulu bir şekilde) satışı ile tekrar hararetlendi. Neydi peki bu satışta belli bir kesimi rahatsız eden durum? Hemen hatırlayalım.