“Din imandan han hamama!..”
CHP’nin gündemdeki ismi ve Melih Gökçek’in geleceği okuma yeteneğine dayalı olarak, basında çıkan habere göre, 2011 Haziran seçiminden sonra CHP’ye Genel Başkanı olacağı yönünde kesin kehanette bulunduğu Gürsel Tekin; televizyonda gazeteci Murat Yetkin ve Fikret Bila’nın sorularını yanıtladı…
Sorulara iddialı ve çarpıcı söylemlerle yanıt veren Tekin; mevcut iktidar düzenine yönelik, slogan haline getirdiği anlaşılan bir değerlendirme de bulundu:
“Din iman diye geldiler han hamam sahibi oldular”
***
Durum gerçekten böyle mi? AKP militanı olmayan pek çok vatandaşa göre maalesef böyle… Hatta “yiyenleri” kastederek şunu ifade edenler bile varmış. “Hep Komünistler, Kemalistler, laikler mi yiyecek, biraz da “Müslümanlar” yesinler…”
Bunu Almanya’da ki “Deniz Feneri” olayında, parası hiç edilenlerden yani “gönüllü sömürülenlerden (!)” de dile getirilenler olduğu söylendi…
***
Almanya’da yerleşik kimi mütedeyyin vatandaşlarımız, şöyle bir anlayış içersinde imişler…
“Adamlar ( yani ülkeyi yönetenler) Allah yolunda çalışıyorlar. Bu uğurda (yani davaya, hedefe, şeriata ulaşmada) her şeyi yapmaları caizdir… Biz onlara paramızı seve seve veririz. Nereye harcarlarsa harcasınlar…”
Buyurun buradan yakın!...
Türkiye’de de böyle düşünen mütedeyyin pek çok insanımızın olduğunu rahatlıkla söylemek ve iddia etmek abartı sayılmaz…
Bu düşüncenin ve tavrın açık anlamı şu olmalı:
Ülkeyi yönetenler, devletin önemli kadrolarında bulunanlar; başları secdeye değen, Allah yolunda çalışan, orucunda, namazında umresinde Hac’cında Müslüman insanlardır. Onlar istedikleri gibi yerler de içerler ve han hamam sahibi de olurlar. Her şey onlara caizdir, çünkü onlar Allah yolundadırlar(!) Biz de onlara saygı duymak ve ne yaparlarsa yapsınlar kayıtsız şartsız peşlerinden gitmemiz ve onları desteklememiz gerekir.
***
Siz böylesine şartlandırılmış, uyutulmuş, aldatılmış, robotlaşmış kitlelerden din sömürüsü yapmadan, akıl ve sağduyuya dayalı nedenleri, objektif ve milli çıkarlara dayalı kriterlerde ileri sürerek kolay kolay oy alabilir misiniz?..
Birey, “kendisi aç bi ilaç yaşarken”, üç kuruş parasını, gözü kapalı tereddütsüz gidip bir yerlere (Allah için veriyorum diye) güle oynaya kendi rızasıyla teslim ediyorsa ve eliyle götürüp verdiği parasının, nerede nasıl ve kimler tarafından harcandığını kendisine hiç dert etmiyorsa; bu anlayış ve teslimiyet karşısında ne yapılabilir ki?
Bu zeminde tabi ki,
“Din iman diye diye geldiler han hamam sahibi oldular” söz ve sloganı; haklı olarak “cuk” diye yerine oturmuş olan bir tanımlama olur…
***
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, 21 Aralık Salı günü TV-8’de Erkan Tan’la sabah programında; iktidarı ciddi ölçüde yolsuzluklara bulaşmış olmakla suçladı. Söyledikleri, kolay hazmedilen şeyler değildi…
200 milyar Dolar gibi bir para harcadığını iddia ettiği AKP iktidarının; özellikle özelleştirmeler konusunda, yapılan icraatları ve bugün geldiği noktayı, yolsuzluklar çerçevesinde ele alan söylemleriyle dile getiren Şener, iktidara tahammül gücü gittikçe azalan ve arayış içerisinde olan kitlelerin, bir ölçüde dili vicdanı oldu diyebiliriz…
***
3M rüşvetinin soruşturması:
ABD’li kürsel sömürü firması 3M firmasının, ihale almak için Türkiye’de kamu kuruluşlarına (belediyelere) bol kesenden rüşvet dağıttım diye ortaya çıktığı günden bu yana, ardan üç ay geçti. Basında çıkan haberlere göre 10 müfettiş görevlendirilerek yürütülen soruşturmada, henüz ne olup bittiği konusunda yapılan bir açıklama yok.
Konuda kaleme aldığımız önceki yazılarımızda, olayın takipçi olacağımızı okurlarımızla paylaşmıştık (Bkz: arşiv)
Soruyoruz… Görevlendirilen 10 müfettişin yürüttüğü ifade edilen soruşturmada, bugün için gelinen nokta nedir?
***
Öncelikle şunu soralım. 3M firması Türkiye’de hangi kamu kuruluşlarıyla (belediyelerle) iş yaptı? Bunun belirlenmesi zor bir durum değil? Belediyelere ve ilgili görülen kamu kuruluşlarına bir yazı yazıp üç gün içinde iş yapılan resmi kuruluşları belirlersin… Sonra da firmayı davet edip “açıkla bakalım, bunlardan hangilerine ne kadar ve ne karşılığında rüşvet verdin?” diye sorarsın…
İşe bakın… Bir firma “bol keseden rüşvet dağıttım” ihale aldım, mallarımı yüksek fiyatla sattım diye açıkça kendi ortaya çıkıyor ve bu konuda dünya alem önünde açık açık açıklamada bulunuyor, iktidar “ifşa edilmiş afişe edilmiş” bu itirafın gereğini, aradan üç aydan fazla süre geçtiği halde yerine getiremiyor…
Daha ne söylenir ki? Evet… Ne söylenir ki? Bilemiyoruz…
***
3M’nin peşini bırakmayacağız… Takipteyiz… İlgililerden açıklama bekliyoruz…
Sevgili halkım…
3M’yi ve diğer yolsuzluk iddialarını sen de unutma! Zamanı geldiğinde gerektiği yerde hesabını sor!
BURHAN