“Döneklik” maharet oldu…
Yaşamınızda, kimi önemli sıkıntılar geçirdiniz...
Böyle bir zamanda biri çıkıyor, sıkıntılarınızı aşmada size yardımcı oluyor, destek veriyor… İyilikler yapıyor… Ne yaparsınız? Bu insana karşı minnet duyarsınız. O kişi sizin için sevgi ve saygı duyulacak bir insandır… Değer verirsiniz…
Ancak, bir gün geliyor bakıyorsunuz ki… İyilikler yapmış asaletli bu kişi(!) Yaşamda kutsal saydığınız değerlerinize saldırmış bir insan olarak karşınıza çıkıyor. Artık o kişinin, sizin için saygınlığı kalır mı? Geçmişte yaptığı iyiliklerin bir anlamı olur mu? Sizin için, sevgi ve saygı duyulacak insan mıdır artık o?
***
Bunu neden yazdık?
Bir zamanlar, toplumda ve önemli yerlerde bulunan, saygın, güvenilir, dürüst bildiğiniz kişiler… Var olan dönemde ve düzende, köprülerin altından sular geçince bir bakıyorsunuz karşınıza “değişmiş” olarak; seviyesiz, dönek, haksız çıkarlar peşinde koşan zatı muhteremler(!) olarak çıkıyorlar…
Böyle kişilere toplumsal yaşamda nasıl davranılması gerekir? Göstermiş olduğu “gerçek yüzü” neyi hak ediyorsa ona göre davranmak gerekmez mi?
***
Son yıllarda tanıdık çevremizin… Dost ve arkadaşlarımızın yakındığı konuların başında ne geliyor biliyor musunuz? İnsanların, bir süre şu ya da bu nedenle ilişki kurdukları ve düzeyli, güvenilir sandıkları kişilerin; haksız maddi çıkarlar uğruna müthiş “dönekliği!”
Kiminle konuşsak, birbirini ya da karşısındakini “döneklikle” “ahlaksızlıkla” suçluyor… Görüyoruz ki, toplumda bireyler arasında ki güven unsuru büyük ölçüde yara almış hatta bitmiş durumda…
***
Kısa süre öncesine kadar, televizyon televizyon dolaşarak her hafta ekranlara çıkıp AKP iktidarını, en ağır sözlerle yerden yere vur… Hükümet, devletin parasını insafsızca ona buna dağıtıyor ve harcıyor, ülkeyi karanlığa sürüklüyor, halkı perişan ediyor diye iktidarı sürekli olarak kamuoyu önünde ağır biçimde eleştirerek suçla, kimi köprülerin altından sular geçtikten sonra (!), eskiye göre tam tersi söylemle “devrimden(!)”, başarıdan, barıştan filan söz et!
Böyle bir “döneklik” içersinde olan kişi ya da kişilere… Geçmişte değer vermiş olmanızdan ötürü kendinizi kahredercesine suçlamaz mısınız? Zamanında gerçek karakterlerini nasıl da anlayamamışız diye, nedamet duymaz mısınız?
Be adam! Geçmişte halka şirin gözükmek için televizyonlarda ve gazetelerde yaptığın sahte kahramanlık gösterilerinden pişman olduysan; tatlı hayatım, güzel rantım elden gidecek diye endişe içerisindeysen!.. Beni yine bir sabah alıp bir yerlere götürürler diye korkulara bürümüşsen!.. Hiç olmazsa “Sus konuşma!...” Çekil bir köşeye kaderine küs…Dönekliğinle zaten tükenişin yoluna girmişsin!..
Siyasi erke yönelik övgü dolu konuşmalarınla küçülüyorsun!,,
Hiç olmazsa şahsınla özdeşleştirerek dönekliğin yüzünden itibarsızlaştırma sınırına taşıdığın koltuğunun gerçek itibarını düşün!.. Çünkü oturduğun koltuk binlerce insanın temsil edildiği ve o insanların onurunu, gururunu taşıdığı şerefli bir koltuk!...
Sana birkaç atasözü hatırlatalım. Ne demek istediğimizi daha iyi anlarsın…
“Yemin etmeni gerektirmeyecek kadar sözlerine sadık ol.” Dale Carnegie
“Birini aldatan öbürünü de aldatır.” Stefan Zweig
“Ok düz olmasaydı doğru gitmezdi” Yusuf Has Hacib
Başka ne söyleyelim? Ad, unvan, tanım vermeye gerek var mı? Millet, verilen demeçleri ve kimlerin ahkâm kestiğini gazetelerden okuyor, görüyor…
***
Deniz Kavukçuoğlu’nun Literatür Yayıncılık’tan çıkmış olan kitabı.
“İnsan suretleri” ni, okumanızı öneririz… Kitapta ağırlıklı olarak yukarda tanımını yapmaya çalıştığımız “günümüz dönekleri”nden söz ediliyor. Örnekler ortaya konuluyor ve öyküler anlatılıyor…
Bir zamanların parkalı, marşlı, postallı sosyal demokratlarının, bugün nasıl “holding sahibi sosyal demokrat” ve “iktidar yanlısı” olduklarından söz ediliyor.. “Ben gelişerek değiştim (!)” diyen bugünün dönmüşlerine (!) mesajlar verme anlamında hatırı sayılır değinmelerde bulunuluyor…
Neylersiniz?... “Döneklik”, günümüzde artık “mazeret” değil “maharet” olarak algılanır oldu… Utanmazlık ve arsızlıkta tabi…
BURHAN ÖZBEY