HIRSIZLAR CELLATLAR MEYHANECİLER…
Bugün ki yazımızda siyaset yok, nedamet(!) var
Sizce başlıkta ki kelimelerin önünde ve arkasında nasıl bir cümle ya da anlatım olabilir?..
Ukalalık yapmayalım ama ne denli düşünseniz de bizim şimdi yazacaklarımız aklınıza kesinlikle gelmeyecektir…
Başlıkta kelimeleri aşağıda size sunacağımız yani olduğu biçimde yerlerine oturtuyoruz…
“1450’ye doğru Avrupa’da, sosyal yapının değişimi, ekonomik gereksinmenin artması ve bunların belli bir teknolojiyle birleşmesi sonucu basımevi belirmiş ve çok kısa sürede kıtanın bütün kentlerine yayılmıştır.
Gelişim öylesine hızlı ve köklü oldu ki, ünlü Fransız yazar Rabelais 1530’da şöyle diyordu: ‘Artık okumayan kalmadı. Hırsızlar, cellatlar, meyhaneciler, seyisler ve halkın aşağı tabakası bile eskinin doktor ve alimlerinden daha bilgili. Kadınlar ve çocuklar bile okuyor.’ ”
Şaşırdınız değil mi?
Sanırız bu cümlede anlatılanların doğru olabileceğine de pek inanmadınız. Haklısınız. İlk bakışta inandırıcı gelmiyor.
Ancak şüpheniz olmasın doğru. Kaynak aşağıda(*)
***
Sevgili okurlar…
Gündem malum…
İsrail’in Gazze’ye insani yardım götüren “Mavi Marmara” gemisine hain saldırısı ve gelişen olaylar…
İkinci olarak, “kaset olayı”ndan sonra, CHP’nin yeni genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne yapabileceği ve partisini nereye taşıyabileceği…
Nasıl olsa iki konuda da, yazan çizen çok diye, farklı ama, halkımız adına kalıcı olduğuna inandığımız üzücü bir soruna değineceğiz….
Böyle bir konjonktürde bu yazı çekilmez diye düşünüyorsanız, ki saygı duyarız okumayı yarıda bırakıp, gündeme ilişkin yazılara hemen dönebilirsiniz…
***
Konumuz, gazeteler, kitaplar ve okumayan okurlar(!)
Elimizde Değerli yazar ve araştırmacı Sayın Orhan Koloğlu’nun “Basının tarihi” kitabı var. Pozitif yayınlarından çıkmış. İbretle okuyoruz…
Okumayan insanların nüfusunun yüzde doksanını teşkil ettiği güzel Türkiye’mizin, bu hazin durumunu; dış ülkelerle mukayese ederek, rakamlar boyutuna indirgenmek suretiyle, çıplak gerçek gözler önüne seriliyor…
***
Okumayan, bilgilenmeyen, eğitilmeyen, ekonomik açıdan yoksul ve aç bırakılan ülkede, anayasa değişikliğine yönelik referandum yapsan ne olacak yapmasan ne olacak…
Açlıkla ve yoksullukla boğuşan milyonlar senin gece gündüz sabahlayarak, yangından mal kaçırırcasına çıkardığın anayasa değişikliğinin neyi içerdiğini, nasıl hangi alt yapılarıyla anlayabilecekler?
***
Sayın Koloğlu’nun kitabında verdiği bilgilere dayanarak şimdi biraz geçmişe göz atmak istiyoruz.
1836 yılında Paris’te çıkan 59 gazetenin yıllık toplam trajı 42 milyon,
Londrada ki 42 gazetenin ki 39 milyon.
Prusya’da kilerin ise 15 milyondu.
1820’de bir katilin itiraflarını konu alan kitapçık İngiltere’de 1,1 milyon adet basılarak rekor kırdı.
Büyük triraj yapacağı düşünülen kitapların ilk baskısı on binden başlıyordu.
Bu rakama acaba 2000’ler Türkiye’sinde ulaşılabildi mi?
Voltair’in “İstanbul’da bir yılda yazılanlar, Paris’te bir günde yazılanlardan azdır” yargısını nasıl yorumlayabiliriz…
***
Yakın zamanda yapılan araştırmalara baktığımızda, bir japon’a yılda 25 kitap düşerken, Türkiye’de 6 kişiye bir kitap düştüğünü üzüntü ile öğreniyoruz…
Yazımızı noktalarken, Ulu Önder Atatürk’ün yaşamı boyunca, yaklaşık 5 bin kitabı, çoğunu satır altlarını çizmek suretiyle okuduğunu, önemle aktarmak isteriz...
***
SONUÇ OLARAK
Okumayan, okutulmayan, aç ve cahil bırakılan, şeyhlere, tarikatlara, cemaatlere terkedilmiş bir Türkiye’de; tabi ki “Allah ile aldatanlar” ın, “dini sömürenlerin”; ülkenin yönetimine ‘Harun gibi gelip Karun gibi” oturmalarının önü alınamaz..
BURHAN ÖZBEY
(*) “Osmanlı’dan 21. Yüzyıla BASIN TARİHİ – Orhan Koloğlu – syf: 16