KILIÇTAN KESKİN SÖZLER
"Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa,
bırakacağı meclislere dahi
gereğinden fazla inanmamalı
ve güvenmemelidir.
Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir
ve bu despotluk
bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.
Meclislerin öyle kararları olabilir ki,
bu kararlar ulusun yaşamına
giderilmesi olanaklı olmayan
zararlar verebilir."
Mustafa Kemal Atatürk
Ulu Önder Atatürk, yaşamında pek çok altın değerinde sözler söylemiş ve kendini adadığı milletini, gelecek tehlikelere karşı sürekli uyarmaya çalışmıştır.
Yukarda okuduğunuz sözler, asırlar boyu önemini yitirmeyecek denli öğretici ve uyarıcıdır.
Demokrasi diye diye demokrasiyi despotizm haline dönüştüren “seçilmiş” liderleri gerek geçmişte gerekse günümüzde yakından gördük ve görmeye de devam ediyoruz.
Bugün ülkede herkes açıkça görüyor, ne yazık ki gittikçe padişahlığa, despotizme kaymakta olan tek parti iktidarı var.
Tarih tekerrür etmiş, mevcut iktidar, henüz ikinci dönemini yaşarken, başındaki lideriyle tek parti olmanın yapısallığına dayanarak, “padişahlık” dönemine yönelici talihsizlikler içine düşmüştür.
Talihsizlik, elde olmadan karşılaşılan üzücü durumdur. Bilerek üzücü durumlar yaratmanın adı talihsizlik olamaz.
Mevcut iktidarın gidişatına aslında talihsizlik demek doğru olmaz. Bu düpedüz “ben yaptım oldu ya da olacak” dayatmasından öte bir şey değildir.
Ne diyor Büyük Kurtarıcı?
“Meclisler bile despotluk yapabilir. Bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.”
Bugün ülkemizde yaşanan nedir?
Sayısal çoğunluğun yarattığı “kıyım” ve “keyfiliğin” ülkeyi adım adım nereye götürdüğünü ibret ve üzüntüyle görmekteyiz.
Ülkeyi yönetenlerin çocuklarının henüz yaşamlarının baharında iken, kazanımlarına bakın!
Siyasetin ve yönetimin doruğundaki babaları çıkıp kamuoyu önünde, çocuklarının “korkunç” kazanımları yönünde inandırıcı ve vicdanları ikna edici açıklamalar yapabiliyorlar mı?
Havadan gelen ve halktan gizlenen ancak mahir ellerin ortaya çıkardığı “altın”, “pırlanta” ortaklıkları konusunda çıkıp halkın karşısına neden böyle olduğu yönünde tek kelime edebiliyorlar mı?
8-10 yaşındaki çocukların bile gerçek yönünün algıladığı ortada bir “Deniz Feneri” yolsuzluğu felaketi varken; ülkeyi yöneten ve sabah akşam halka fazilet dersi verenlerden, konuya duyarlılık gösteren tek bir kelime duyabiliyor musunuz?
Herkes yarınından endişe duyar durumda.
Dinlenme korkusundan kimse eşi dostuyla rahat konuşamıyor, ülkeyi yönetenleri ikili konuşmalarda bile doya doya eleştiremiyor.
“Harun gibi gelenler Karun gibi zenginleşirken”; ülkede milyonlarca insan, işsiz ya da adına asgari ücret denilen 550 liralık komik aylık gelire mahkûm durumda. Onu da bulabilirlerse…
Öbür yandan ABD’nin bilmem ne eyaletinde 10 yıldır saltanat süren bir cemaat lideri artık kendini ülkenin kaderini tayin eder görüyor ve ahkâm kesiyor. “Henüz Ergenekon’da istenilen noktaya gelinmedi. Şimdi dönersem hükümete zarar verebilirim, zamanını bekliyorum. Bu işte bir ‘Gata külli var’ ” diyebiliyor.
Son söz:
Yazar Nihat Genç;
"İran’da da gündelik hayatın normalmiş gibi gittiğini, ancak Haşimi Rafsancani gibi kişilerin maliyeyi, idareyi 5-6 yıl boyunca elinde tuttuğunu, gerekli alt yapıyı hazırladıktan sonra şeriat yönetimini İran’a getirdiklerini" ifade ederek, Türkiye’de de sürecin benzer şekilde gittiği imasında bulundu.” (Babialihaber.com – 6 mart 2009)
BURHAN ÖZBEY