Sosyal patlamanın ayak sesleri
İllallah diyoruz!.. Türkçesiyle söyleyelim; usandık, bezdik!..
Nedir bu Allah aşkına?
2007 yılından bu yana 3,5 yıldır ayni teraneyi dinliyor ve aynı çarkın içinde dönüyoruz…
Bir darbe iddiası tutturdular, yıllardır sabah akşam ayni nakaratı dinliyoruz…
Başka iş yaptıkları yok…
Ne uzun dava imiş?
Bitmek bilmiyor… Biteceği de yok!..
Ülkeyi 3-4 yıldır, ayni masalla oyalıyor ve kuru bakliyat, pirinç, şeker, buzdolabı, çamaşır makinesi, kömürle teslim aldıkları fakirin fukaranın oyu ile devletin yönetiminde adeta at oynatıyorlar!..
Memleketin başka sorunları yok mu da; eyleme dönüşmemiş, tasarlanmış (yani kafadan geçirilmiş) bir darbe iddiasını ortaya atarak, Türkiye’nin bir numaralı sorunu imiş gibi yatıp kalkıp, sabah akşam aynı şeyi halkın önüne sürüyorlar…
Bitsin kardeşim Bitsin!...
Kimseye arka çıkmıyor ve korumaya çalışmıyoruz.!..
Suçlu ya da suçlular varsa çeksinler cezasını, ne gerekiyorsa yapılsın ama şu sanal gündemden artık halk kurtulsun!
Bıktık usandık!...
Halkın gündemi ne darbe iddiaları yani Ergenekon ne de “Türban!”
***
Başbakan hâlâ il il dolaşıp, yasakları kaldırdık (hangi yasağı kaldırmışlarsa), şöyle yaptık böyle yaptık diye halkın önünde kürsülerde ateşli konuşmalar yapıyor. Oysa ortada halkın yaşam standardını yükseltecek “yaptık” diye övünebilecekleri tek bir icraat var mı? Yok!.. Yolsuzluklardan söz edebiliyor mu o da yok!...
Söyleyin hangi il de ya da yörede “büyük fabrikalar”, “üretim tesisleri” yaptılar? Tarıma ve hayvancılığa ne getirdiler?
Mardin’de dün tek merkezden düğmeye basarak sözde 78 açılış yaptılar. İçlerinde üç beş tane olsun, yatırım diye tanımlanabilecek ve vatandaşa iş olanağı yaratacak, adı gerçek anlamda “büyük tesis” denilebilecek ciddi bir yatırım var mı?
İnsanlar işsiz, aç, perişan!..
Hem vallahi de işsiz hem billahi de aç ve perişan!
Daha nasıl söyleyelim? Nasıl haykıralım?
Okulundan mezun olmuş, askerlik görevini çoktan yapmış genç mühendis işsiz… Ana babasından harçlık alarak günlerini ve geleceğini tüketmenin kahredici sürecini yaşıyor…
Sadece bir genç mi babasından harçlık alıp, kıyıda köşe de kaderine kahrederek ömrünü geçiren?.. Binlerce, on binlerce, yüz binlerce üniversite mezunu aynı durumda!.. Girin korumasız, eskortsuz halkın arasına da görün acı gerçeği!
Ne demişti bundan birkaç yıl önce ülkemiz toplum bilimcileri, yani sosyologları;
“Yirmili yaşlar gençliğimizi maalesef yitirdik… Bu nesil gençlerimizin istisnalar ve özel durumları hariç; iş bulmaları, ev ve araba sahibi olmaları çok zor. Şöyle ya da böyle iş bulsalar dahi ev ve araba sahibi olabilmeleri hemen hemen olanaksız…”
***
Durumu ajite mi ediyoruz?
Kimilerine göre “sessiz devrim (!)” yapmış bir iktidara, haksızlık yapıyor, gerçekleri görmezden mi geliyoruz?
“Sessiz devrim”miş öyle mi?
Ülke borcunu “500 Milyar Dolar’a” tırmandırmış bir iktidara, yani AKP iktidarına haksızlık yapıyoruz öyle mi?
Cari açığı patlamış…
“BOP” çu ABD’nin ortam hazırlamasıyla gelen ve adına “sıcak para” denilen, ülkeyi terk ettiğinde her an ekonomiyi çökertebilecek potansiyele sahip emanet paralarla, ayakta duran bir ekonominin mimarı AKP’ye haksızlık yapıyoruz öyle mi?
“Sessiz devrim” yapılmış da(!) Bizler nankörlük yapıyormuşuz?
Askerliklerini çoktan bitirmiş mühendis Hasın, iktisatçı Serkan, işletmeci Hüseyin, eğitimci Recai vs. aylardır, yıllardır çırpınmalarına karşın neden iş bulamıyor, babalarının yanına sığınıp, ebeveynlerinden aldıkları harçlıklarla yaşamaya çalışıyorlar?
Söyler misiniz bu mu “sessiz devrim?” On binlerce ve yüz binlerce üniversite mezununu aç ve işsiz bırakmak mı “sessiz devrim!”?..
ABD’nin, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) için yönlendirdiği ve Türkiye’ye soktuğu “sıcak parayı” çekmesi halinde, sözde senin“teğet geçmiş(!)” o “güçlü ekonomin (!)” var ya… Bir günde çöker ve piyasaların anında allak bullak olur…
Siz ABD’nin güdümünde ki ekonomiyi, Atatürk zamanında ki gibi özgür ve bağımsız mı sanıyorsunuz?..
Ortada BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) denilen bir facia var!
ABD denilen emperyalist, sömürgen lanet bir devlet var!
Çengel attığı ve oltasına taktığı bir ülke, Türkiye var!
Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin yakın gelecekteki, enerji kaynaklarına, petrollerine göz dikmiş aç kurtlar gibi bekleyen “süper sömürücü” var!..
***
Tüm bu gerçekler ortada iken; adam hâlâ kafasını, ülkeyi yoktan var eden asrın lideri ulu önder Atatürk’e takmış. Dediğine bakın. Bir önceki yazımızın altında ki yorumu lütfen okuyunuz.
İşte yorum:
“…tarih 1922 değil, millet KÖR değil her şey ortada..Cumhuru Reis Köşk de oturup milletin parasını Rakıya vermiyor, Savarona da alem yapmıyor..”
Bu vatandaşın altına yorum yaptığı köşe yazımızın içeriği ile ilgili ne ilgisi var yaptığı bu yorumun. Lütfen bir önceki o yazımızı okuyunuz. Kararı siz verin…
Ancak, kafa hep aynı yere takık ya!..
Adam koyu cemaatçi ve dinci (dindar demiyoruz) beynine yerleştirilenler doğrultusunda sürekli Ulu Önder Atatürk’e saldırması gerekiyor…
Ne yapıyor? İmayla kinaye ile de olsa, rakıdan, içkiden söz ederek görevini yerine getiriyor… Sözde Atatürk’ü kötülüyor… Sevsinler seni!...
Ne diyelim? Gerçek Atatürkçüler, laik demokratlar, Cumhuriyetçiler, sessiz sedasız kalmaya devam ettikleri ve meydanı bunlara bıraktıkları sürece, bunlar (din sömürücüleri, cemaatçi çeteler, devletin zenginliklerin ele geçirmeye çalışan tarikatçılar) çirkin saldırılarını sürekli devam ettireceklerdir…
***
Bir kez daha altını çizmek istiyoruz.
Çünkü bu malum takım, yaptıkları seviyesiz ve çirkin yorumlarda, her şeyi istismar edip edepsizce konuları saptırıyor. Bu konuda mahirler…
Bizim sözünü ettiklerimiz; dini istismar eden ve ne yazık ki tepelerden destek gören, Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’ nın kitabında belirttiği “çeteleşmiş cemaatçiler” dir! Toplumu “Allah ile aldatarak çıkar peşinde koşan, devletin zenginliklerini ele geçirmeye çalışan tarikatçılar” dır. Kısaca dini sömürenlerdir!
Gerçek anlamda dinine bağlı, ibadetini yapan, temiz, dindar vatandaşlarımıza söz etmiyoruz. Onlara her zaman saygı duyduğumuzu bir kez daha burada belirtmek istiyoruz.
Bu açıklamayı yapmazsak; art niyetli, çeteleşmiş zihniyetler ve şahsiyetler; çirkin ve seviyesiz yorumlarıyla akılları sıra kendilerini gerçek dindar sayarak üste çıkıyor, vatansever, dürüst yazarları dine düşman gibi göstermeye çalışarak, akılları sıra şüphe yaratmanın umut ve çabası içerisinde çırpınıp duruyorlar…
Merak eden okurlarımız bundan sonra yayınlanacak yazıların altında ki bu takımın seviyesiz ve adaba aykırı yorumlarını okuyup gerçeği görebilirler… Geçmiş yazılar için arşive (yazarın geçmiş yazılarına) girerek durumu kanıtlı olarak görebilirler…
Sonuç Olarak:
Bir kez daha hatırlatalım. Hayaller peşinde koşarak, sanal vaatlerle milleti oyalamayı bırakın artık! İktidar olarak gözle görülür İş yapın. İcraat yapın. Yatırım yapın. İstihdam yaratın!... Sanal değil, gerçek olarak!...
Referandumdan önce iktidar olarak ne söylemişlerdi, halka nelerin sözünü vermişlerdi, bugün durum nedir görüyorsunuz?
25-26 yaşlarında baba eline bakan mühendisler, iktisatçılar, işletmeciler, eğitimciler ordusu işsiz!.. Hâlâ her şeyi toz pembe göstermeye çalışıyorlar!...
Referandumdan bir iki gün önce, konuştuğum yaşlı bir adamcağız diyordu ki; “Evet çıkarsa referandumdan sonra AKP emeklilerin maaşlarına yüzde 30 zam yapacakmış, öyle söylüyorlar…”
Vatandaş, dedikodu da olsa inanmış, inandırılmış. Kandırılmış… Millet işte böyle beklentilere sokularak, ülkede bugünkü ileri demokrasi(!) ve geniş özgürlükler(!) yaratıldı…
Sanıyoruz, O yaşlı adamcağız, referandumda “evet” verdiği için şimdi almakta olduğu yüzde 30 zamlı(!) emekli maaşını güle güle harcıyordur…
Sosyal patlamanın ayak seslerini duyar gibiyiz!...
Ne diyelim Allah sonumuzu hayır etsin!
BURHAN ÖZBEY