Tatildeyiz ama izinde değiliz
Hava sıcak mı sıcak… “Kurşun gibi ağır.”
Kısa bir tatil yapıp nefes alalım diye ailemizle birlikte Marmara’da küçük bir tatil beldesindeyiz.
Vücudumuz deniz ve kum istiyor ama kafamızsa karmakarışık.
Ülke kriz üstüne krizle sarsılırken, tatil yapıyor olmanın suçluluğu içerisindeyiz sanki… Tamince’nin “Rixos” otelinde değiliz ama yinede ailemizin isteğine boyun eğip, şıpıdık tatil terlikleriyle ortalıkta dolaşmamızı iç dünyamıza kabul ettiremiyoruz..
Ekonomik krizden sonra, YAŞ krizi ile gerilimli günler yaşadık.
Sürpriz olmazsa, kriz sona ermiş görünüyor…
Komutan atamaları tamamlandı.
Krizin faturası Hasan Iğsız Paşa ile Atilla Işık paşaya çıkarıldı..
Ses tonu dahil hiçbir özelliğini bilmediğimiz orgeneral Işık Koşaner yeni Genelkurmay Başkanımız… Hayırlı olsun.
Medyanın yağcı takımı Koşaner Paşa’ya gecikmeksizin “övgülü” yazılarını sunmaya başladı…
“Kral öldü yaşasın yeni kral” dönekliği revaçta…
Sağduyulu kesim yeniden pişman olmamak için, Özkök ve Büyükanıt’tan sonra, yoğurdu üfleyerek yemenin kararlılığında…
Krizin gerçek galibi kim?
Onu önümüzdeki süreçte göreceğiz..
Galibin kim olduğu konusunda şimdilik bir şey söyleyemeyiz ama kaybedenin ülke olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz..
Başbakan Tayip Erdoğan’nın 12 Eylül’e doğru yeni taktiği, kürsülere çıkıp “kefen edebiyatı!” yapmak
Sırtında sanırız kefene benzesin diye giymiş olduğu bol bir beyaz gömlek diyar diyar geziyor 50 yıl 30 yıl önce yapılmış askeri darbeleri anlatıyor…
Beyaz gömleğiyle halka sözde yeni bir mağdurluğun fotoğrafını yansıtmaya çalışıyor…
50 yıl önce yaşanmış olayı bugün oy için seçim malzemesi yapmak, ne denli makul ve inandırıcı olabilir, böyle bir çıkışı ve taktiği çok acemice ve zavallılık ölçeğinde algılayanlara doğrusu hak vermemek durumunda olamayız…
Bulunduğumuz tatil beldesinde yan yana pide fırını ve pastane işleten işletmeciyle konuşuyoruz.
Dediği şu.
“Milyarlarca para harcayarak işletmeye açtığımız gördüğünüz şu pastane kapalı. bu yıl açamadık. Müşteri yok…”
İçimiz sızladı… Pırıl pırıl bir yatırım…
Ülkenin her yeri yangın yerine dönmüş. İnsanlar son takatleriyle ayakta durmaya çalışırken Başbakan çıkmış meydanlara “zavallı Menderes” edebiyatı yaparak Halkın evet oyunu almanın ihtirasına kendisini kaptırmış durumda…
Referandumda “hayır” oyu çıkarsa. kendisinin ve partisinin mutlak sonunun geleceğini çok iyi bilen Erdoğan son çırpınışlarla mücadelesini sürdürüyor…
Sonuç:
Büyük olasılıkla 12 Eylül akşamı milletin “Hayır” oyuyla, ülke kabustan kurtulup hayırlı bir yola girecek…
Yeter ki millet ülkenin nerelere sürüklenmek istendiğinin farkına varmış olsun…
Not:
Tatil yöresinden zor koşullarda yazmış olduğumuz bu yazımızdan sonra, umarım üç-dört gün içinde kendi yerimizde daha doyurucu yazılarımızla sizlerle birlikteliğimizi sürdüreceğiz…
Geri dönmemizi istemeyen sevgili okurlarımıza maalesef üzüntüyle bildirmek durumundayız…
Gemlik Kurşunlu
10 Ağustos 2010
BURHAN ÖZBEY