ABD’nin Alabama eyaletinde Lisa King Fithian (46), Wal-Mart mağazasından eşya çalarken yakalandı.
Çıkarıldığı mahkemede yargıç, Lisa’ya iki seçenekli ceza verdi. Buna göre, Lisa ya 60 gün hapis yatacak, ya da hırsızlık yaptığı mağazanın önünde, Pazar günü saat 11.00’den 15.00’e kadar "Ben hırsızım. Wal-Mart’tan eşya çaldım" yazılı pankart taşıyacaktı. Lisa, 60 gün hapis yatmaktansa birkaç saat Wal-Mart’ın önünde "Ben hırsızım" pankartını taşımayı tercih etti.
Haber Bu..
Yani alışveriş mağazasında eşya çalan hırsız, ABD cezaevi şartlarının ne kadar ağır olduğunu biliyor.
Bunun yerine boynuna hakim kararıyla " Ben hırsızım Walmart Mağazasında Eşya Çaldım " pankartını 4 saat taşıyor..
Teşhir edilin şahıs artık, hırsızlık yapmayı, can yakmayı aklından bile geçirmez..
Türkiye de ise insan hakları gerekçesiye, onlarca gasp, hırsızlık, kapkaç yapıp insan öldürmüş lerin adliye koridorunda resmini çekmek, adının yayınlamak dahi mümkün değil.
Halbuki ABD de olduğu gibi Türkiye dede hırsızları benzer cezalarla, TV, Gazeteler ve internette teşhir etmek, sokaklara çıkamaz hale getirmek lazım..
YSK RTÜK’E PARTİ REKLAMLARI DURSUN DEMİŞ?
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçim yasağı dönemine girildiğini belirten ve siyasi partilerin televizyonlarda yayınlanan reklamlarının durdurulmasını isteyen 4 Mayıs tarihli yazısı, dün Radyo Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) gitmiş.
Yazıyı değerlendirip yasalarıyla karşılaştıracak olan RTÜK, dünden itibaren bu yasağa uymayanlar hakkında da işlem yapacak.
YSK’nın seçim yasağı kararı almasının ardından gözler, önceki yıl bu karara uymayarak ceza alan Genç Parti’ye çevrildi. Televizyon kanalları bu yıl da, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan’ın seçim taahhütlerini yakın bir zamana kadar yayınlamaya devam ediyordu.
Konuya dair haber de bu!
Televizyon dünyasında yüzlerce kameraman, yönetmen, şöför, güvenlikci, montajcı, muhabir ekmek yiyiyor. Reklam demek TV ler için para demek.
Siz TV lerin reklamlarını kesip ekonomik sıkıntıya sevk ederseniz, TV sahipleride gelir azaldığı için, seçmen sıfatı da olan yüzlerce emekciyi işine son verip dışarı atar.
Nasıl olsa partiler milyonlarca dolar hazineden para alıyorlar. Bırakın reklam yapsınlar. Yapacaklarını ve fikirlerini anlatsınlar. Gereksiz yasaklarla ancak ekonomik sıkıntı yaratılılır.
Demokratik memlekette gereğinden fazla yasak olmaz.. Partilerin verdiği reklam paraları, milletin emekcilerin alın teri vergiler..
Milletin bir cebinden çıkan, diğer cebine giriyor. Başka ne oluyor?