Son Haberler
26.05.2012 Cumartesi 13:59
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

ABD'Lİ STRATFOR RAPORU: REFERANDUMDA EVET ÇIKMASI, İSLAMCILARIN SİYASİ YÜKSELİŞİNE TEMEL OLUŞTURACAK
26.08.2010 15:27
Amerikalı think-tank kuruluşu Stratfor'un yayınladığı "İslam, Laiklik ve Türkiye'nin Geleceği İçin Savaş" raporu kurumun internet sitesine de konuldu. Raporda, "AKP ve Gülen liderleri referandumda evet çıkacağını güven içinde iddia edemiyorlar, ancak evet çıkarsa İslamcılar siyasi yükselişlerini hızlandırmak için yasal temel oluşturacak" denildi. -Raporda YÖK Başkanı için "2007'ye kadar YÖK, üniversite üzerindeki egemenliklerini sağlamak ve İslamcıların Türkiye'deki yüksek öğretim kurumlarına sağlam bir şekilde yerleşmelerini engellemek üzere katı laiklerin kalesiydi. YÖK'ün son laik başkanı 2007'de emekli olduğunda AKP buraya kendisinden birini, sadık bir AKP'li ve Gülen hareketi sempatizanı profesör Yusuf Ziya Özcan'ı atadı" denildi.

ANKARA (ANKA) - ABD'li strateji ve think-tank kuruluşu Stratfor, referandumda evet çıkması halinde bunun Türkiye'de İslamcıların yükselişlerini hızlandırmak için bir temel oluşturacağını savundu. Stratfor raporunda, "Derin devlet unsurlarının Ergenekon soruşturmasına bulaşması konusunda şüphe yok, ama bu soruşturmanın farklı bir biçime dönüştüğü ve giderek siyasi muhalefeti ezmek için bir araç haline geldiğine inanmak için nedenler bulunuyor" denildi.

-FETHULLAH GÜLEN HAREKETİ İNCELENDİ-

Stratfor Global Intelligence'ın hazırladığı "İslam, Laiklik ve Türkiye'nin Geleceği İçin Savaş" adlı özel raporda ağırlıklı olarak Fethullah Gülen'in Türk toplumu ve kamu hayatı üzerindeki etkisi incelendi, hareketin eğitim faaliyetleri üzerinde duruldu. Laik kesimden bir bölümün Fethullah Gülen'in Pennsylvania'da siyasi sığınmacı olarak ikamet etmesini, "ABD'nin AKP'nin yükselişine desteği" şeklinde yorumladıkları belirtilen raporda "İslamcılar ise ABD'nin laikleri ve 2007'deki laik ağırlıklı mahkemelerce AKP'nin kapatılması şeklinde girişilen "yumuşak darbe'yi desteklediğini iddia ediyor. İddiaların çelişmesine karşın AKP kendisini çok bilinçli bir şekilde herhangi bir tehditte bulunmayan, ABD'nin İslami dünyadaki hedeflerini kolaylaştırma kapasitesine sahip İslamcı bir geçmişe sahip bir parti olarak tanıtma gereksinimi içinde. Bu, İsrail'in Türk yardım filosuna karşı bağışlanmaz eylemini güçlü şekilde mahkûm etmesine karşın AKP'nin, olay üzerine ABD-Türkiye ilişkilerine zarara uğratmış olan hasarın bir bölümünü hafifletmek için sessizce Washington'a bir heyet göndermesini açıklıyor" denildi.
Aynı şekilde Gülen hareketinin filo krizi ardından kendisini Batı'yla daha uyumlu bir partner olarak gösterdiği ve AKP ile bazı konulardaki anlaşmazlıklarını dile getirdiği belirtilen raporda şu saptamalar yapıldı:
"-Yargıda bölünme hattı, seküler ağırlıklı yüksek mahkemelerle AKP etkisinde alt seviyedeki mahkemeler arasında bulunuyor. Bu bölünme, mahkeme kararlarının siyasi kargaşa içinde sıklıkla çamura battığı başı dönen yargı sisteminde sonuçlanıyor.
-Laikler İslamcılara karşı yargıda hâkimiyeti ellerinde bulunduruyor. Yüksek mahkemelerdeki ağırlıkları aracılığıyla laikler mücadeledeki tek en etkili silahı ellerinde tutuyor: Devletin laik geleneğini ihlal eden siyasi partileri yasaklayabilme. AKP bu tehlikeye aşina. Şu ana kadar mahkeme AKP'ye her darbe indirdiğinde parti, laiklerin altını oymada daha kararlı bir şekilde geri döndü. Şimdi AKP, laiklerin yargıdaki denetimini kaldırmak için tasarlanmış bir anayasa iyileştirme paketiyle yargıyla boy ölçüşmeye hazır.
-Anayasa tadil paketi kimi küçük değişikliklerle birkaç kritik değişiklik getiriyor. Bunlardan biri HSYK'nın yeniden yapılandırılması, laik tekelin sona erdirilmesi ve alt düzey mahkemelere daha fazla nüfuz verilmesi. Örneğin HSYK reformları üye sayısının 7'den 21'e çıkarılmasını, bunlardan 10'unun -AKP'nin önemli etkisinden yararlandığı- alt düzey mahkemelerinden 12 bin yargıç ve savcı arasından ülke çapında seçilmesini, 5'inin de cumhurbaşkanı tarafından atanmasını öngörüyor.
-Her iki taraf da; yargıyı seçimle gelmemiş belli amaçlı bir grubun yürüttüğünü düşünen ve bu anayasal reformların Türkiye'nin daha çoğulcu ve Batılı yönetim standartlarıyla aynı noktaya gelmesi için gerekli sayan İslamcılar gibi, demokrasinin tepesini ele geçirme arayışında.
-Savaş hatları böyle çizildi ve mücadele önümüzdeki aylarda kızışacak. AKP ve Gülen liderleri referandumda evet çıkacağını güven içinde iddia edemiyorlar, ancak evet çıkarsa İslamcılar siyasi yükselişlerini hızlandırmak için yasal temel oluşturacak. Referandum suya düşerse, laikler cephaneliklerinde cumhuriyetin Kemalist geleneklerini savunmak için en kritik silahı korumuş olacaklar. Referandumda başarısızlık olsa bile mücadele devam edecek.
-Son dönemdeki PKK saldırılarıyla birleşen Gazze filosu tepkileri AKP'nin, son Balyoz davasındaki bazı sanıkların salıverilmesi kararları dâhil laik muhalefete taviz vermesine neden oldu. AKP'nin rakipleri hala bazı fırsatlara sahip olsalar da, AKP'yle artık açık bir güç pozisyonuna sahip olarak mücadele edemeyecekler. Laiklerin mücadelesi ve Anadolu'daki kütlelerin ilerlemesi kolay çözümü engelleyen bir hizip kavgası, ama Türkiye'nin bölgesel yükselişinin de olmazsa olmaz bir unsuru."

-YÖK BAŞKANINA "SADIK AKP'Lİ" VE "GÜLEN HAREKETİ SEMPATİZANI" DEDİLER-

Raporda Türk toplumsal hayatında Fethullah Gülen hareketinin etkisine ağırlık verildi. Gülen hareketi ve AKP'nin varlıklarını üniversite düzeyinde de gösterdikleri belirtilirken "2007'ye kadar YÖK, üniversite üzerindeki egemenliklerini sağlamak ve İslamcıların Türkiye'deki yüksek öğretim kurumlarına sağlam bir şekilde yerleşmelerini engellemek üzere Türkiye'deki katı laiklerin kalesiydi. YÖK'ün son laik başkanı 2007'de emekli olduğunda AKP buraya kendisinden birini, sadık bir AKP'li ve Gülen hareketinin sempatizanı profesör Yusuf Ziya Özcan'ı atadı" denildi.

-RAPORDA NELER VAR-

Raporda öne çıkan iddia ve değerlendirmelerden bir bölümü de şöyle:
"-30 yılda polis, özellikle polis istihbaratı AKP ve Gülen hareketinin etkisi altına girdi. İslamcılar şimdi laik rakiplerini zayıflatmak için güçlü bir araca sahip.
-AKP ve Gülen hareketi şimdiden ülkenin polis istihbaratını de fakto biçimde ele geçirirken MİT'te de önemli başarılar sağladı. Uzun süre laiklerin etkili olduğu MİT tarihi olarak zamanının önemli bölümünü AKP gibi iç siyasi karşıtları takip etmekle geçirdi. Milli Güvenlik Konseyi 42 yaşındaki Hakan Fidan'ı yeni MİT Başkanı olarak atadı. Hem asker hem de sivil kesimin hoşuna gitse de Fidan'ın sempatisi ağırlıklı olarak AKP'ye yönelik. Bu İsrail'in gözünden kaçmadı ve çeşitli medya unsurlarıyla Fidan hakkında, bilgilerini İran'la paylaşmaya eğilimli gibi iddialarla bir kara çalma kampanyası devreye soktu. Bilhassa Fethullah Gülen açık biçimde, Gülen hareketiyle dışarıda yakın biçimde çalışan Fidan'ı, TİKA başkanı olarak önceki çalışmalarından dolayı övdü. Fidan MİT'in güç ve kapasitesini artırmayı ve (şimdiden AKP ve Gülen'in ağır etkisi altında bulunan) polis istihbaratı için daha fazla hareket alanı bırakarak, dış istihbarat toplama üzerine odaklanmayı planlıyor.
-Türkiye'de İslamcılar devletin güç dengesini değiştirmek için orduyla kapışmaları gerektiğini biliyor. Bu süreç yavaş, sessiz ve iyi tasarlanmış olacak ve ordunun uzun süreli dokunulmaz statüsü en sonunda kalkacak.
-Derin devlet unsurlarının Ergenekon soruşturmasına bulaşması konusunda şüphe yok, ama bu soruşturmanın farklı bir biçime dönüştüğü ve giderek siyasi muhalefeti ezmek için bir araç haline geldiğine inanmak için nedenler bulunuyor."(ANKA)
(ORH/ÖMR)
YORUMLARINIZ
serafim - 27.08.2010 03:16
türkiye ordusu hato standartına göre yapılanmıştır böyle bir durumda 1 nolu (duşman) biz oluruz ermenistanın isteyi gerçekleşir ve bizde kahraman şehid ouruz bir var bir kaybokmuş.
- 26.08.2010 15:52
hepsi midesinin peşinde
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1