İsrail’e el cevap…
İsrail’le geçen Davos’ta ki ‘One Minute’ olayından beri süren, yıl içinde ara ara seviyesi yükselip düşen, Ak Parti iktidarı süresince müzminleştiğini düşündüğün diplomatik krizimiz, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısının, Tel Aviv Büyükelçimizi ALÇAK KOLTUKTA oturtarak yaptığı görüşmeyle yeniden hortladı…
Şimdi biz özür bekliyoruz, onlar kem küm ediyorlar, beri taraftan yaptıkları açıklamaları yetersiz buluyor BABA ÖZÜR bekliyoruz… Gelir mi emin değiliz, Amerika’dan hala ses yok… Bir bakayım kendi aralarında çözecekler mi diye uzaktan kesiyor şimdilik…
Bu arada önümüzdeki hafta İsrail Savunma Bakanı Ankara’ya geliyor…
Kısasa kısas öğretileri üstadı olarak, acaba ben bizimkilerin yerinde olsam ne yapardım diye fikir jimnastiği yaptım, bakın ne çıktı…
İsrail Savunma Bakanı’nın oturacağı koltuğu tam otururken altından çektirir, İsrail’in çöküşünü izlerdim…
Memlekette UŞŞAK makamında son durum…
Yargı; gün ağarınca boynum bükülür…
Siyaset; dalarım uzaklara gönlüm sıkılır…
Ordu; sorma ne haldeyim, sorma kederdeyim…
Medya; sorma utanırım, sorma söyleyemem…
Çarşı, Pazar, iş dünyası; sorma nöbetlerdeyim başım duman…
Toplum, halk; Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş, kor kor alevler yanıyor içimde…
Erdoğan ‘Yaban’…
Tüm karikatürcülere ve hasım siyasetçilere baba malzeme…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü grup toplantısında kürsüden Baykal ve Bahçeli’ye şöyle sesleniyor;
‘Kürtlere her ay şu kadar maaş verecek… Nereden duydun bunu yahu?!. Kimsenin böyle bir söz verdiği söz konusu değil… Ama dert ne?!. Dert Ak Parti iktidarını zora sokmak… YALAN SÖYLÜYORLAR YALAN!..’
‘Öbür tarafta, resmi dil Kürtçe olacakmış?!. Yok böyle bir şey, kim söyledi bunu?!. Tayyip Erdoğan mı?!. Beşir Atalay mı?!. Kalkıp da halkımızı aldatmayın… YALAN SÖYLÜYORLAR YALANNN!..’
Biliyorsunuz sevgili okurlarım ‘YALAN SÖYLÜYORSUN YALAN!..’ sözünün menşei Kadir İnanır’ın ‘Yaban’ filmidir… Bugünlerde de ‘Haneler’ adlı dizide başarıyla anlatılmakta bu sözün sahibi ‘Yaban’ın komik maceraları…
Daha gazeteleri yeterince inceleyemedim ama eminim birileri çizmiştir ERDOĞAN YABAN’ı…
Çizmedilerse, reflekslerine tüküreyim…
Avrupa Konseyi DEĞİL Acı Koyanlar…
Avrupa Konseyi, DOMUZ GRİBİ’NİN, büyük ilaç şirketleri tarafından üretildiği iddiasını tüm dünya ile alay edercesine gündemine almış, soruşturma başlatmış…
Dünya üzerinde yaşayan herkesin tahmin ettiği hatta emin olduğu bu iddiayı araştıran konseyin adını bendeniz müsaadenizle değiştiriyorum…
Zira tüm dünyaya çok ACI KOYDULAR…
Bu sene sonuna doğru başka bir grip salgınıyla görüşmek üzere…
Bari hayvanı güzel seçin he!..
Dana, kene, kuş, domuz sıcak gelmedi hiç… Sevimli bir şey bulun…
Abdurrahman Hoca da ACI KOYMUŞ he!..
’Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde düzenlenen konferansta konuşan İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak, kadınlara üç yerine iki öğün yemek hazırlama ve camiye daha fazla gitme tavsiyesinde bulundu… Sağlık, aile bütçesine katkı ve zamandan tasarruf açısından öğle yemeği yememeyi öneren Dilipak, ‘Günde üç öğün ve tıka basa yemek yiyen özellikle kadınlarımız, kendilerine fiziki yönden zarar verip aşırı kilo alıp badi badi yürümek zorunda kalırken, kocalarına da zarar veriyorlar… Bu kadınları gören kocaları Bodrum gibi yerlerde başka kadınlara bakmaya başlıyorlar’ dedi…’
Dedim ya Hoca da ACI KOYMUŞ…
Yaşadığım şehre katkım olsun…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi anketinde, İstanbul halkına soruyor…
Maden alanı, taşocağı olması hasebiyle ağaçları kesilmiş, orman vasfını kaybetmiş ve çukura dönmüş orman arazilerine ne yapalım?!.
İşte benim aklıma gelenler;
Dilek kuyusu…
Büyük kanyon…
Aşk şelaleleri…
Gecekondu mahalleleri…
Romanlara yerleşim yerleri…
Derin Devlete silah gömme alanları...
Kubur…
Bir, iki, üç Ankara Ankara…
Bülent Arınç’a suikast ihbarı Amerika’dan yapıldı deniyordu ya, ihbarın Ankara’da kontörlü telefon ofisinden 1230606 no’lu numaradan yapıldığı anlaşıldı…
Mevzu kime patladı şimdi?!.
Ankara’daki CIA ajanlarına mı, içimizdeki Amerikalılara mı yoksa en solundan derin devlete mi?!.
Hadi numaraya, arızalı zihnimin en komplo diliyle yaklaşayım…
123 06 06… Bir, iki, üç Ankara Ankara…
Buradan şu da anlaşılabilir kanımca…
Ankara’nın Bir, İki ve Üç numaraları akıllı olsun…
Anaaaa!.. Tehdide bak!.. Ben buldum işte ben buldum…
Ben büyük bir şifte çözücüyüm…