ANKARA (ANKA) - 6 Eylül Pazartesi günü başlayacak olan adli yıl öncesi, henüz ataması yapılmayan başsavcılıklar, mahkeme başkanlıkları, atama ve nakil bekleyen hakim ve savcıların bulunduğunu hatırlatan Türk Hukuk Kurumu Başkanı Av. Tuncay Alemdaroğlu, "Adalet Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Bakanı gibi davranmayıp, bilinen bir cemaatin Adalet Bakanlığı'ndaki temsilcisi gibi davranmakta ve bu davranışını sürdürmektedir. Böyle bir kişinin Adalet Bakanlığı görevini yürütmesi hukuka aykırıdır. Adalet Bakanı istifa etmelidir" dedi.
Adli ve İdari yargıdaki hâkim ve savcıların, nakil ve atamalarını düzenleyen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Adalet Bakanı ve Müsteşarının toplantıyı terk etmesi nedeni ile çalışmalarını tamamlayamadığını ifade eden Alemdaroğlu, "Adalet Bakanı ve Başbakan ise HSYK'nın çalışmasının yarım kalmasını kurulun yüksek yargıdan gelen diğer beş üyesinin ideolojik davrandıklarına bağlayarak, sorumluluğu HSYK'nın bu üyelerine yükleme gayreti içinde, halkoyuna sunulan Anayasa değişikliğinde ne kadar haklı olduklarını anlatmaya çalışmaktadırlar. Başbakan ve Adalet Bakanının bu çabaları bir yandan da halkoyuna sunulan Anayasa değişikliğindeki temel amacın iktidarın, yargıyı ele geçirmek olduğu gerçeğini de apaçık göstermektedir" dedi.
-"TC BAKANI DEĞİL CEMAATİN BAKANI"-
Başbakan ve Adalet Bakanı'nın söylem ve yaklaşımlarının demokrasi, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerine aykırı olarak yargıyı siyasi iktidarın emrine sokan totaliter anlayışların yansıması olarak değerlendiren Alemdaroğlu, HSYK'nın yüksek yargıdan gelen üyeleri Başbakan'ın ve Adalet Bakanı'nın bildiği noter değildir, diye konuştu. Alemdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Öncelikle bilinmelidir ki, HSYK'nın yüksek yargıdan gelen üyeleri Başbakan'ın ve Adalet Bakanı'nın bildiği noter olmayıp, görevleri de Adalet Bakanlığının hazırladığı atama ve nakil kararnamelerini geldiği gibi onamak da değildir. HSYK'nın yüksek yargıdan gelen üyeleri Bakanlığın hazırladığı kararname taslağını inceleyip, gerekli düzeltme ve değişiklikleri yapmak, yargıç ve savcılara yönelik şikâyet ve yakınmaları izlemek ve sonuçlandırmak için oradalar. O nedenle de haklarında yüzlerce şikâyet olan savcı ve yargıçlarla ilgili bakanlık teftiş kurulunun ne yaptığını Bakandan sormaları ideolojileri gereği olmayıp, görevlerinin gereğidir."
Yasaya aykırı uygulamaları nedeniyle haklarında yüzlerce şikâyet bulunan, haklarında kitaplar yazılan yargıç ve savcıların Adalet Bakanı'nın özel koruması altına alındığını ifade eden Alemdaroğlu, " Bu kişilerin, bu nedenle de haklarındaki yüzlerce başvuru ve şikâyet sonuçsuz kalmaktadır. Adalet Bakanı yurttaşın hak arama özgürlüğünü kamu yetkisini kullanarak kısıtlıyor ve sonuçsuz bırakıyor. Böyle bir durumu demokratik laik hukuk devleti ile bağdaştırmak mümkün değildir. Bu durum en hafif tanımı ile görevi kötüye kullanma suçudur" dedi.
Adalet Bakanı'nın bakanlık görevine başladığı günden bugüne, T.C.'nin Adalet Bakanı gibi davranmayıp, bilinen bir cemaatin Adalet Bakanlığındaki temsilcisi gibi davranmakta olduğunu iddia eden Alemdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu nedenle de her HSYK toplantılarında benzer sorunlar yaşanmış ve yaşanmaya da devam etmektedir. Böyle bir kişinin Adalet Bakanlığı makamında bulunması hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Adalet Bakanı istifa etmelidir."(ANKA)
(BRŞ/ÖMR)