Adaylar kimin vekili olacak?
22 Temmuz’a doğru belirlenmiş olan seçim süreci işlerken, aday adaylarının da aday olmaya dönük yoğun ve göz yaşartıcı(!) çabaları sürüyor… Hemen hemen bütün partilerde aday adaylarının ortak yanı nedir biliyor musunuz? Genel merkezlerinin, kendilerini listede iyi yerlere koyabileceği beklentisinde olmaları…
Yıllarca seçim süreçleri yaşamış; tanınmış, tanınmamış pek çok siyasiyi yakından tanımış, kendileriyle sohbetler edip televizyon programlar yapmış bir basın mensubu olarak, bu seçim sürecinde de görüyoruz ki;
“Aday adayı” tabi sonra da “aday” olmak gerçekten çok zor bir işmiş…
Çevrenize bakın, gördüğünüz, tanıdığınız aday adaylarının pek çoğu nasıl bir fotoğraf ortaya koyuyor? Siyasetin dışında olan insanların genelde hiçbir zaman “yapmadıkları” ve “yapamayacakları” tavır ve davranışlar içinde olduklarını görürüsünüz…
Nedir bunlar?
Bol bol kendini övmek..
Partisi için geçmişte “ne fedakârlıklar” yaptıklarını dile getirmek…
Hemen herkese son derece “sempatik” görünmeye çalışmak..
Geçmişte kendilerinde bugün ki gibi olmayan, ancak aday adaylığına soyunduktan sonra, geçici süreyle takınılmış olan “ aşırı nazik eda ve davranışlar”…
Önüne gelenin elini sıkmak, ensesinden çekip yanaklarından “muhabbetle” öpmek… Daha doğrusu öpüyormuş gibi yapmak…
Partisini, özellikle sevgili genel başkanını hemen her yerde en küçük fırsatta abartılı biçimde övmek..
Genel merkezde ki karar noktasında yetkili üst düzey kişileri sık sık arayarak “derin sevgi ve saygılarını” sunmak…
Kimi partilerde sayıları; otuzlarla, kırklarla, ellilerle söylenen aday adayları içerisinde; büyük iller hariç, bütün illerde, partiler için en fazla ilk 4 ya da 5 ten sonrakiler dışında (ortalama 2-3) seçilmek için hiç şans olmayacağı açıkça bilinmesine karşın, bu aday adayı bolluğu nasıl açıklanabilir?
30 – 40 – 50’lere varmış aday adaylıklarında, aday saptanmasından sonra her partide 25 – 30 kişinin hüsrana uğrayacağı açıkça ortada iken, hangi beklentilerle, milyarlarca para bu uğurda gözler kırpmadan harcanabiliyor?
4 Haziran pazartesi günü, dananın kuyruğunun kopacağı gün! Başka bir tanımla kıyamet günü!..
Partilerde kimlerin, hangi sırada milletvekili adayı olduklarının kesinleştiği gün… İşte o gün; listeye girememiş ya da listede ön sıralarda yer alamamış aday adayları için “her şeyin bittiği gündür”
Aday gösterilmeyenler için, artık partilerin ve genel başkanların; hiçbir cazibesi kalmamıştır… Önceden, “ben her zaman ve her koşulda sonuna kadar çalışıp, partime hizmet vermeye hazırım” diye bol bol gözü yaşlı nutuklar atan aday adaylarından ortada gözüken pek olmayacaktır.
Olanların da, partisinin iktidar olmasından sonra partisinden önemli beklentileri olduğu için ortalarda var olduklarını söylemek boş bir söylem ve iddia olmayacaktır… Anlayacağınız, seçim sürecinin aday adaylığı dönemi, bu işe soyunmuş olanlar için, çoğu zaman “boş”, adayların kesinleştiğe tarihe kadar da “hoş” bir iştir…
Bir gün öncesine kadar, partisinde ki bir aday adayını en ağır biçimde eleştiren aday adaylarının ya da teşkilat mensuplarının; bakarsınız bir gecede köprülerin altında bolca sular aktıktan sonra, ertesi günü ayni kişiyi “çok değerli” ilan ettiklerini görürsünüz…
Genel başkanlar, ülkemizde mevcut siyasi partiler kanuna göre seçilmiş krallardır… Halkın gözüne girmek, yaşadığı çevreninin beğenisini kazanmış olmak, topluma yararlı hizmetler yapmak, milletvekili adayı olmak için çoğu zaman hiç önemli değildir. Önemli olan genel başkanların gönlünde “derin sevgi yumağı” oluşturmaktır!...
Mevcut sistemde, genel başkanından vize alamayan hiçbir aday adayının “aday” olması olanaklı değildir. Ön seçim yapan, partisinin üyelerinin oyu ile belirlenmiş adaylara göre liste sıralaması yaparak seçime katılan hiçbir parti gördünüz mü? Tabi birkaç istisna hariç. Kolay kolay böyle bir durum göremezsiniz!...
Bu seçimde de, seçmen yine istediği adayları değil de, parti genel başkanının belirleyip seçmene dayattığı adayları seçmek durumunda olacaktır… Uygulamanın ve seçimin demokratik hiçbir yanı olmamaktadır.
Genel başkanın belirlediği aday seçilip de Meclis’e girdiği zaman, kendisini, genel başkanına bağlı bir “kurşun asker” olarak görmekte, seçmenini rahatlıkla göz ardı etmektedir…
Yıllar geçiyor, hangi parti iktidara gelirse gelsin, meclisten anti-demokratik bu durumu düzelten, seçim yasasında ki adaletsizlikleri gideren bir yasa çıkarılmıyor.
Hal böyleyken;
Sayın milletvekillerimiz; fırsat buldukça Meclis kürsüsüne çıkıp, seçmene mesaj vermek ve şov yapmak için vatanlı milletli gözü yaşlı bol bol nutuklar atıp, mangalda kül bırakmamaktan kendilerini alamıyorlar… Biz söylem istemiyoruz! Söylemini eyleme dönüştüren, söylediği gibi olan ve yaşayan parlamenterler istiyoruz….
Kukla “aday adayları” ve genel başkanlara “kurşun askerlik yapan” milletvekilleriyle bu ülkenin bir yerlere varmasını beklemek ütopyadan öte gidemez!...
BURHAN ÖZBEY
burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com