Ağlayan kadınlar…
Ağlayan kadınlar çalıyor kapımı durmadan, melodik beyaz noktaya parmak izlerini bırakarak…
Gün olur da, an çatar da, hani gerekirse bir vakit; ispat kolay olsun diye taktırmıştım o noktayı kapımın üstüne…
Koşturuyorlar yanıma cümlesi tek tek…
Sanki boşmuş gibi omzum, göğsümde çok yer varmış güya, aklım sağlam, yüreğim yarasızmış sanki…
Lodosla bir yarenlikleri var da, o mu üfürüyor şifa niyetine onları yanıma….
Yoksa bilmediğim bir kokum mu var, salınırken uçuşturduğum…
Üşüşüyorlar başıma, artık hangi serçe dediyse onlara yerimi…
Kapımı çalan çalana… Susmak bilmiyor şu meret, ha babam mesaj üstüne mesaj…
Göz deliğinden bakıyorum kimine evvela, bazısına no diyorum gavur icadından…
Zira acılı kadından ürktüğüm kadarından fazlasını hatırlamam hayatta korku niyetine…
Ben böyle gözü dönmüş insanlar görmedim ömrümde…
Mecburen açıyorum kapımı tokmaklayıp duranlardan seçtiklerime…
Kimine gözümden bile yakın duruyorum sonra, uzaktan seyreyliyorum kimini korkudan…
Elim varmıyor lakin hemen pışpışlamaya, rahat durmuyor da aciz merakım…
Mecburiyetlerimi yaratıp esir düşüyorum bir süre hülasa onlara…
Karşımda ağlayan kadınlar…
Kinden kararmış içi, o kadar ki gözünde beyaz namına bir kıvılcım ara ki bulasın…
Öfkeden titriyor öteki, kavrasam avuçlarını bana da bulaşacak zaar titremeler…
Berikinin, yaşından yaşlı bedenine sarılıp alayım diyorum üzerindeki melaneti, edepsizlikle suçlanacağım endişesi peydahlanıyor aklımda…
Derin bir öpücükle çekeyim diyorum birinin içindeki cerahati, küreği kafama yiyeceğim diye korkuyorum…
Merhem olmayı istesem de, diyorum ki hepsine içimden; söyleyecek sözüm yok, bu halinden endişeleniyorum, ürküyorum… Üstelik kelimden belli değil mi ne kadar yanlış bir kapı olduğum… Bence bir derviş çadırı bulup ‘hu hu’ diye tıkla sen… Faydası benden çok olacaktır ruhiyetine inan…
Esaretim bitiyor, bol susmalı, çok dinlemeli çaylı, kahveli vakitlerin ardından…
Ardından duvar yapıyorum kapıyı, kilit üstüne kilit, ışıklar sönük, televizyon kapalı… Mutfak susmuş… Emareleri siliyorum kendime dair, evde olduğuma işaret ne varsa… İspiyoncu serçeler için de perdeler iniyor pencerelerime…
Benden çok sevildiğine inandığım merete gidiyor elim sonra... Epeydir kendi kendine konuşup duruyordu, misafirler evdeyken bile susmamıştı hiç…
Okuyorum bazılarını bir terennüm eşliğinde; ‘Yarabbim sen bilirsin, lafımı sen söylersin, diyeceğim senin, edeceğim senin, bir çift cümle ver de dindireyim bu ağlayan kadının gözyaşlarını…’
Sus oluyorum peşi sıra, pus oluyorum sonra…
Kapımı kapayıp, mereti susturup, dua ediyorum hepsi için…
Ağlayan kadınları sustur Yarabbi, ağlamasın kadınlar…
http://twitter.com/volkan_akay
http://www.facebook.com/group.php?gid=41137683382#!/pages/BAY-Ifade-volkan-akay/151242634908162
http://www.facebook.com/#!/group.php?gid=41137683382
http://www.facebook.com/#!/
baygusto@gmail.com