Ahmet Necdet Sezer gider miydi?
Kesinlikle gitmezdi.
Süleyman Demirel gider miydi?
Gitmezdi.
Turgut Özal gider miydi?
Pek sanmıyoruz.
Kenan Evren gider miydi?
Kesinlikle gitmezdi
Fahri Korutürk gider miydi?
Kesinlikle gitmezdi?
Bu kadar yeter herhalde, daha eskiye dönmeye gerek yok…
10 Cumhurbaşkanından birinin dahi gideceğine olasılık tanımıyoruz…
X
Gittiler de bizden giden ne oldu peki?
Benim, sizin, bizlerin, hepimizin gururu gitti!
Nerede gitti?
Bilmem ne otelinin kral dairesinde…
Kral hazretlerinin huzurunda…
Evet, Kral hazretlerinin huzurunda gitti koskoca Türkiye Cumhuriyetinin onuru ve gururu!..
X
Sen Anıtkabir’i ziyaret etmeyeceksin!
Kral dairende arkana Atatürk portresinin konulmasından rahatsız olacaksın!
Onun yerine büyük boy kendi fotoğrafını koyduracaksın!
Türk bayrağını bir kenara itip kendi “yeşil bayrağını” burnumuza sokarcasına fon yapacaksın!
Ulu Önder’in ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’da Ata’ya saygı anlamında, “yeşil bayrağını” nın yarıya indirilmesine şiddetle karşı çıkacaksın!
Sonra da o hiçe saydığın ülkenin başında bulunanlar gelip sana, bilmem ne otelinin kral dairesinde büyük bir saygıyla “Devlet Şeref madalyası” takdim edecekler!
X
Gördüklerimiz, okuduklarımız gerçek mi, yoksa rüyada mıyız diye bir hisse kapıldık…
Bunca yıldır devlet protokolü gördük, izledik böyle bir şeye ilk kez tanık olduk…
Eğer bu tür “protokol faciası” devletin daha alt kuruluşlarında yapılmış olsaydı, hiç şüphesiz olaya meydan verenler hakkında derhal soruşturma açılırdı…
X
Sayın Cumhurbaşkanı!
Sayın Başbakan!
Böyle bir davranışı nasıl ve ne için yaptınız?
Aklın, mantığın, sağduyunun kabul etmeyeceği böyle bir protokole neden meydan verdiniz?
Adamın parası, dolarları ve petrolü için mi gittiniz ayağına!
Yoksa çok önemli bir şeyler var da bizler mi bilmiyoruz?
Peki değer miydi buna?
İnanın anlamakta güçlü çekiyor ve bir türlü içimize sindiremiyoruz…
Kral, madem ülkemize ziyaret için geldi, bu ülkenin protokolü neyse ona uyacaktır! Uymaya mecburdur!
Bizler onun ülkesine gittiğimizde, giyimlerine kuşamlarına, kadınlara olan “çok saygın davranışlarına(!)” ve bilmem nelerine karşı tavır alıyor muyuz?
“Bu ne rezalet Allah aşkına...” diye tavır koyuyor muyuz?
X
Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul’un işgal günlerinde bir gün, Pera Palas’ta bir masada yalnız başına oturmakta ve derin düşünceler içerisinde pencereden dışarıya bakmaktadır.
İşgal güçlerinin kimi üst subayları da öbür masalarda oturmaktadırlar. Egolarını tatmin etmek ve yengilerinin tatminini doya doya yaşamak için, Ulu Önder’i bir garson vasıtasıyla ikramda bulunmak için masalarına davet ederler.
Mustafa Kemal’in davet isteğini getiren garsona söylediği şudur:
“Generaller memleketimizde misafirdirler. Adet olan ev sahiplerinin konuklarını ağırlamasıdır. Generallere söyleyin masamda kedilerine ikram etmekten kıvanç duyacağım” (*)
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com
(*) Anılarla Mustafa Kemal Atatürk – İsmet Kür – 4. basım Ekim 2007 Alfa Yayınları