Son Haberler
26.05.2012 Cumartesi 19:33
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

AK PARTİ 36. İL DANIŞMA MECLİSİ TOPLANTISI
28.07.2010 19:10
SAKARYA (İHA) - Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bugün Türkiye'yi karıştırmak isteyenlerin bulunduğunu belirterek, İnegöl ve Hatay'da meydana gelen provokatif olaylara halkın izin vermemesini istedi.
Partisinin Sakarya 36. İl Danışma Kurulu toplantısına katılan Bakan Ergün, yaptığı konuşmada, "İktidara geldiğimizde ekonomik tarumar olmuştu. Memur maaşları nasıl ödenecek hesabı yapılır noktadaydı. Bankalar için boşaltılmış halka güvence verilmiş merak etmeyin bu bankalara bir şey olmaz biz ödeyeceğiz. Ama önüne gelen üçkağıtçılara banka kurma izni verilmiş. Banka izni verilmesi çok önemli bir izin. Halktan para toplama selahiyeti veriyorsunuz, bir de üstüne devlet güvencesi veriyorsunuz. Bu adamın çok
dürüst ve güvenilir olması lazım. Ne oldu peki, bu bankaları kuranlar bankaları kendileri soydular. Bankanın sahibi banka soyar mı ama soydu. Biz bunları ödemek zorunda kaldık. Bugün 28 Şubat süreci tartılışılıyor. Hem siyasete müdahale o zaman milli güvenlik vasıtasıyla siyasete müdahale yapılıyordu. Siyasete yön ve şekil veriliyordu. Hatta hükümetler devriliyordu bu kararlarla. Ama başka bir şey daha oldu. 28 Şubat süreci sadece siyasi müdahale değildir. Ekonomik süreci ile Türkiye'nin en büyük
krizlerinden bir tanesine yol açmış bir süreçtir. Türkiye'nin bankalarını soyulduğu bir süreçtir. 28 Şubat sürecinin en önemi sonuçları ekonomik kriz ve Türkiye'nin bankalarının soyulmasıdır. Herkes siyasi tartışmalar bölümüne odaklanmışken aslında bir tarafta Türkiye'nin bankaları soyulmuş hem de büyük bir ekonomik krize sürüklenmiştir" dedi.
Ergün, AK Parti'nin Türkiye'yi demokratikleştirme, zenginleştirme çalışmalarıyla uğraşırken bazılarının ise ne zaman darbe yapabiliriz diye hesaplar yapmaya çalıştıklarını belirterek, "Ne zaman Türkiye bir kaos ortamı getirebiliriz kime suikast yapabilir nereye bomba atabiliriz hangi terör örgütünün önüne açarız bir de bunlarla mücadele ettik. Biz bir iş hallederken bu işler çıkıyor başka bir iş yapalım derken yine karşımızda bunlar var. Nihayetinde bir kapatma davası ile bir kere daha muhatap olduk.
Bunun da Türkiye'ye çok büyük ekonomik maliyetleri oldu. Darbe teşebbüsleri ayrı birde hukuk tarafından bu bir tablonun ortaya çıkması Türkiye'nin imajını bozmuştur. O zamanlarda bizim muhalefetimiz bir demokrat tavır sergilemedi. Türkiye bugün dünyanın siyasi ve ekonomik anlamda karar alma mekanizmaları arasında yer almaktadır. İşte Türkiye'yi daha iyi bir noktaya getirmek istiyoruz. Bir hedefimiz var 2023 yılının Türkiye'si dünyanın 10 büyük ekonomisi haline getireceğiz. Eğer kendi kendimize takoz
olmazsak" diye konuştu
Bugünkü tartışmaların aslında bugün kim hükümet olsun, kim iktidar olsun tartışmaları olmadığını ifade eden Ergün, "Bu tartışmalar Türkiye 21. yüzyıla tutunacak mı yoksa 20. yüzyıla geri mi dönecek? Tartışmanın özünde bu vardır. Türkiye bu süreçleri hızlı bir şekilde geçip atlatırsa 21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın en büyük ekonomik ve siyasi aktörlerinden biri haline gelen Türkiye olacaktır. Bu tartışmaları aşamaz ve tartışmaların içinde boğulup giderse Türkiye 20. yüzyılın bunalımlı günleri geri
dönen bir Türkiye haline gelecektir" dedi.
Ergün, anayasa değişikliğini tek başına geçirme imkanlarının olmadığını belirterek, "Anayasa değişikliğini halkın önüne getirme düşüncemiz vardı. Halkın önüne bununla geldik. Ama muhalefetin tutumu ne oldu? Hayır bu anayasa paketi halkın önüne gelmesin. Niye? 'Bu halka güvenilmez, ne yapacağı belli olmaz.' Çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın önüne gitti. Halk, cumhurbaşkanını ben seçeçeğim dedi. Onun için halkın önüne götürmeyelim diyorlar. Biz de diyoruz ki halkın önüne önemli kararlar gidecektir.
İsterse bizim hoşuma gitmeyen bir karar versin ama halk en doğrusunu karar verir. Hem halka güvenmiyorlar hem de şimdi halkın karşısına çıkıp bu anayasaya hayır diyorlar. Siz zaten halka güvenmiyordunuz ki meydanlarda bu iş halkın önüne çıkmasın diye gece gündüz çırpınmadınız mı?" dedi.
Anayasa değişikliği ile siyasi ve siyasi partileri güvence altına almak istediklerini ifade eden Ergün, "Çünkü Türkiye'de toplumun problemlerin çözüm üretecek siyasi partilerdir, siyasilerdir. Ama siyaset güvence altında olmazsa tehdit altında olursa nasıl çözüm üretecek. Mesela siyasi partilere bir Yargıtay başsavcısı kolayca kapatma davası açarsa ve bir mahkeme siyasi partiler kolayca kapatılırsa kolayca o partinin milletvekillerini yasak getirilirse siyaset güvence altında denilebilir mi? Zaten teorik
olarak düşünülmemiş iktidar partilerine kapatma davası açılabileceği. İktidar partisi nasıl yanlış yapacak bazen doğruyu bile yapmak bile zor oluyor yanlışı nasıl yapacak? O kadar engelleme çıkıyor ki doğruyu yapamıyorsunuz. Kapatılsaydı ne olacaktı, parti mi kapatacaktı, mahkeme kararı ile hükümet devrilmiş olacaktı. Bakın dünyanın hiçbir ülkesinde yargı kararı ile hükümet devrilme kararı yoktur. Yargı kararı ile hükümet devrilmiş olacaktı. Böyle bir şey var mı? Çünkü partinin genel başkanına yasak geldi
mi başbakana yasak geldi mi milletvekilleri düşürüldü mü tamam hükümet düştü. Hükümet başbakan üzerine inşa edilir çünkü. Ona yasak getirip milletvekillerine yasak getirdiğinizde hükümet düşmüştür. Eğer milletvekillerini daha çok yasak gelseydi 30-40 yasak gelseydi 300 kişiye de yasak gelebilirdi çünkü o günkü anayasa değişikliğine 300 üzerinde milletvekili imza koymuştu. Eğer yasak gelseydi, 300 kişiye birden talep edilseydi ve mahkeme partiyi kapatıp yasak getirebilirdi. O zamana bu kapatma davası yargı
yoluyla parlementoyu kapatma davasına dönerdi. Dünyanın neresinde var yargı yoluyla parlemantoyu kapatma? Bizde var" diye konuştu.
Ergün anayasa değişik paketinde Türkiye'nin siyasetini güvence altına alan çok kritik noktalar olduğunu ifade ederek, "Bunu görmemiz lazım. Türkiye'de siyaset bunu desteklemeli eğer siyaset güvence altında çalışacaksa toplumun problemlerini hizmet üretecekse Anayasa Mahkemesinin yapısı değiştiriliyor sayısı artırılıyorsa seçilen üyeler çeşitleniyor. Ve Anayasa Mahkemesi seçilen üye sayısı profili değiştiği için bundan sonra Anayasa Mahkemesi toplumla iç içe toplumun meselelerine duyarlı bir Anayasa
Mahkemesi haline gelmiş olacak. Aynı şekilde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bu hale gelmiş olacak. HSYK'nin üye sayısı 22 kişiye çıkıyor. Bunun 10 kişisi illerdeki hakim ve savcıların seçtiği kişilerden olacak. Buna itiraz ediyorlar. Bunun neresine itiraz ediyorsun Dünyanın her yerinde bu işler böyle. Demokratik ülkelerde hukuk devletinin güçlü olduğu ülkelerin hepsinde bu işler böyle. Yargıya yerindelik yapma yasağı geliyor. Yargı hukukilik denetimi yapar. Yerindelik denetimi yapamaz. Yargıyı ele
geçirmek istiyor diyorlar, ben ne yapacağım yargıyı ele geçirip? Ben millet hakkını hukukunu arasın, istediğimiz şey bu millete hizmet götürsün istiyoruz. Siyaset güvence altına alınsın istiyoruz. Anayasa değişikliğinin bütün özünde bunlar var. Bunları siz istemiyorsanız Türkiye ilerlemesin diye düşünüyorsanız canınız sağ olsun ne diyelim. Ama böyle bir Türkiye'nin buna tahammülü yoktur. Biz milletimize güveniyoruz" dedi.
Bugün Türkiye'yi karıştırmak isteyenlerin olduğunu ifade eden Ergün, "Bugün de Türkiye'de yaşananlar daha önce yaşanan darbelerden önce yaşananların benzeridir. O gün darbe yapmak için kaos, anarşi ve terör meydana getirenler yakalanmamışlardı. Yargı önüne çıkarılmamışlardı. Bugün yakalanıyorlar ve yargı önüne çıkarılıyorlar. Kim suçlu kim suçsuz biz karar verecek değiliz buna mahkeme karar vererek. Eldeki deliller karar verecek. Ama savcılar iddianame hazırlamışlar kuvvetli suç delilleri bulmuşlar.
Mahkemeler davaları kabul etmişler. Şimdi kimseyi peşinen suçlu muamelesi yapmayalım. Şüpheli şahıslara da suçsuz, masum muamelesi yapmayalım. Adı üstünde sanık, şüpheli. Dava sonuçlanana kadar suçlu da değil masum da değil. Ama mantık olarak birisi kaos meydana getirmek istiyorsa Danıştay'a saldırıp hakimleri katlettiyse bundan dolayı çıkacak kargaşadan siyasi kar etmek elde etmek hatta hükümeti devirmeyi amaçladıysa arkasında başka eylemlerde yapmayı düşündüyse ama yakalandığı için gerçekleştiremediyse
bu adamlar bugün yargılanırsa bunun neresi yanlış? O zaman bugün atılan adamları yapılan işleri doğru anlamak lazım" dedi.
Provokasyonlara dikkat çeken Ergün, "Bu süreçler provokasyona açık süreçlerdir. Adapazarı'ndaki halkımız da bunu dikkatle takip etmelidir. Adapazarı'nda Mersin'de Trabzon'da provokatif toplumun içinde bazı hassasiyetleri kaşıyarak kışkırtıcılık yapanlar her zaman olabiliyor. En son ona benzer olayları İnegöl ve Hatay'da görüyoruz bunlara asla izin vermemeliyiz. Bakın dikkat edin cumhurbaşkanlığı seçimi için referandum yapılırken biz pazar günü referandum için sandık başına gidiyoruz, o gece Dağlıca
baskını yapıldı ve 13 askerimiz o baskında şehit edildi, bazı askerlerimiz şehit edildi. Bu işler hesapsız kitapsız işler değil. Bu mücadele kolay bir mücadele değil. Ayrıca Türkiye'nin hedeflerini engelleme unsuru bunlar" dedi.
(RY-İÇ-EA-Y)


28.07.2010 19:09:53 TSI
NNNN
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.