AKP için biz bunları yazsaydık...
Ünlü Rus yazarı Aleksandr Soljenistin bakın ne demiş:
“Büyük yazarlar, ülkelerinde ikinci bir hükümet gibidirler. Hangi rejim olursa olsun, önemsiz yazarları sever, asla büyük yazarları sevmez”
İslamcı yazar Ali Bulaç, yakın geçmişte kapanmış olan bilgihikmet.com’ da ki; “Ormanın içinde yolu şaşırmak” başlıklı yazısının son paragrafının başında bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra, devam ediyor:
“Yazık ki, bugün İslamcı yazarların önemli bir bölümü eleştirmiyor,
onları determine etmeye azmetmiş aktörlerin sosyal kuklaları gibi akıntıya kürek çekiyor, bu arada her türlü yozlaşmayı, rant, yiyicilik ve magazinleşmeyi ‘değişim’ olarak sunuyorlar.
Kendilerine önemsiz misyonlar biçmiş olanların derin iz bıraktıkları görülmemiştir.
Mahkeme kadıya mülk olmadığına göre, onlar da alkış tuttukları iktidarla nisyana (unutulmaya) terk edileceklerdir.
Bütün zamanların en adil yöneticilerinden biri olan Hz Ömer; devamlı şekilde karar ve icraatlarının eleştirilmesini, yanlışlarının gösterilmesini ister, şöyle derdi: ‘Siz söylemezseniz sizde, dinlemezsek bizde hayır yoktur.’ Hayra talip olmak en büyük erdemdir.”
***
Sevgili okurlar..
Soljenistin’in yukarıdaki sözünün; tüm ülkelerde bütün dönemlerin hükümetlerini ve yazarlarını kapsamaktadır.
Tabi ki halen Türkiye’yi yönetmekte olan mevcut AKP Hükümetini ve de güzide basınımızda ki “gerçek yazarlar” ile yazar diye geçinenleri içine aldığını söylemeye gerek yok.
Her dönemde ve her ülkede sayıları az olan “Büyük yazarlar” olduğu gibi sayıları pek çok olan “Önemsiz yazarlar” da vardır.
Ne yazık ki birçok ülke insanı gibi, Türk halkı da, hükümetlerin kuklası olmuş yazarları görmüş ve halen de görme talihsizliğine devam etmekte…
Hiçbir iktidar, kendi yörüngesinde “fırıldak gibi dönmeyen (!)” köşe yazarını kesinlikle sevmez ve o yapıdaki yazarlara tahammüllü olamaz!
Buna ülkemizde hükümetler kadar, yerel yönetimler de dahildir.
AKP iktidarı kadar yerel yönetimlerde de, bizden olan yazarlar ve olmayanlar ayrımı yapmakta ve kendisinden olmayan gazeteci ve yazarlara hayat hakkı tanımamaktadırlar…
***
Ali Bulaç ve Kenan Çamurcu iki İslamcı yazar.
Ali Bulaç (kendi ifadesine göre) Başbakan Erdoğan’la 35 yıllık samimi arkadaş. Ayni düşünce ve ideolojiyi yıllarca birlikte savunmuşlar ve ortak bildikleri davalarında her zaman beraber hareket etmişler.
Ancak, Ali Bulaç ve Kenan Çamurcu’nun, AKP’nin gidişatına yönelik yakın geçmişte yazılarıyla ortaya koymuş oldukları tavırları dikkat çekicidir.
Kendilerine ait internet sitesinde AKP’yi ve hükümeti yönetenler konusunda ağır yazılar yazmışlardır…
AKP’ye muhalefet saydıkları bizim gibi köşe yazarlarının yazdıklarından çok daha eleştirisel ve ağır yazılar kaleme almışlardır.
Şimdi de sözü, İslamcı yazar Kenan Çamurcu’ya bırakıyoruz. “Gerilim Siyasetinin akıbeti” başlığını taşıyan yazısının son paragrafında bakın.
“Bu iktidarın yarattığı görgüsüz mutlu azınlığın hiçbir şekilde parçası olmamış AKP’nin gövdesindeki milyonların, Türkiye’nin huzur, güven ve geleceği için başlangıçtaki amacına dönmesine fırsat verilmelidir.
Ulusal ve uluslar arası desteğini kaybetmiş ve en önemlisi kendisini iktidar yapan meşruiyeti ortadan kalkmış AKP iktidarının yanında durmak istemeyen enerjiye mevcut çıkmazdan kurtulma şansı tanınmalıdır.
Gerilim oyunu sona ermiş, Erdoğan ve arkadaşları şu kadar yıldır SERVET BİRİKTİRMEK İÇİN KULLANDIKLARI iktidarı kaybetmişlerdir.
Bedenlerinin orada olmasının hiçbir anlamı yoktur.
AKP HÜKÜMETİ ŞU ANDA GEÇİŞ HÜKÜMETİ DURUMUNDADIR. Kurulacak yeni hükümete kadar koltukların boş kalmaması için yerlerinde tutulan teknokratlardır…”
Bilmiyoruz, Sayın Çamurcu’nun AKP hakkındaki görüşleri bugün de aynen devam ediyor mu?
Son söz:
Sevgili okurlar…
Her iki köşe yazarının da, bizim dünya görüşümüzle ortak bir yanı yok.
Ancak, AKP hakkında yazdıklarının ne denli haklı ve yerinde olduğunu kabul etmemiz ve okurlara duyurmamız için bizim onlarla ayni ideolojiyi paylaşıyor olmamızın zorunluluğu yok…
Yukarıda yazılanları, biz ya da bizim gibi AKP icraatlarını ve düşüncelerini onaylamayan ve objektif davranan köşe yazarları yazmış olsaydı…
“Bunlar AKP’ye karşıt görüşlerin temsilcileri, önyargılı davranıyorlar ve gerçekleri saptırıyorlar, partimizi haksız yere eleştiriyorlar” mı derlerdi?
***
Buradan AKP Hükümeti’nin temsilcilerine ve yöneticilerine sesleniyoruz.
Bunlar, AKP hakkında bizim yazdıklarımız değil.
İslamcı iki yazarın köşe yazılarından küçük pasajlar!
Peki, bunlara ne diyecek siniz AKP’li sayın yöneticiler?
***
Hacca ve Umre’ye gidilmekle piri pak olunmuyor…
Önce piri pak olacaksın, sonra Mekke yollarına düşecek orada yaptığın gerçek ibadetinle Yüce Allah’ın şefkatına sığınacaksın!
Önce, hak ve adalet konusunda Büyük İslam Önderi Hz Ömer kadar dürüst olacaksınız, sonra hakkın ve halkın yanında olduğunuzu yaptığınız icraatlarla ortaya koyacaksınız…
Üzerinde AKP adına “evet” yazan 70 bin paketi iftar sofralarında aç ve sefil bıraktığınız 70 bin insana “bize oy verin” diye dağıtıp siyaset yaparak değil…
AKP döneminde olduğu kadar, hiçbir dönemde, sahte dinciler, dini istismar eden kişiler ve kitleler oluşmamıştır!
Sadakatla dinine bağlı ve gerçek Allah korkusu olanlar, “aman bizden uzak durun” dercesine meydanı sahte dincilere bırakmışlardır…
Çevremizde bu düşüncede olan pek çok insana rastlıyoruz. “Ellerim kırılsaydı da bunlara oy vermeseydim” diye yakınanların sayısını ise tahmin bile edemezsiniz…
Bunların ağzından sürekli “din iman” sözleri çıkarken; göründüklerinin tam tersi ortaya koydukları “dünya nimetli” gözü doymaz durum ve tutumları kadar, nefret ve isyan yaratan bir sosyal tepki yaşanmamakta…
BURHAN ÖZBEY