AKP İKTİDARI TSK VE BELGE
Türk Silahlı kuvvetleri (TSK); son birkaç yıllık süre içerisinde olduğu kadar, hiçbir zaman haksız ve insafsız bir saldırıya uğramadı ve yıpratılmadı…
Gün olmuyor ki ülkede TSK ile ilgili yıpratıcı bir haber gündeme düşmesin!
Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a yönelik suçlamalar ve Büyükanıt’ın bundan iki yıl kadar önce Dolmabahçe Sarayı’nda Başbakanla yaptığı gizli görüşme daha doğrusu pazarlık, bugünlerde yeniden ülke gündemini işgal ederken, TSK ile ilgili bir iddia kamuoyuna servis edildi. Neydi bu iddia? Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grubun, AKP’yi ve Fethullah Gülen’i bitirmek için darbe planlamak!
Bunun kanıtı neydi peki?
TSK içersinde halen görevde olan bir albayın bilgisayarında çıktığı ve altında albayın imzası olduğu iddia edilen, bir belgenin (fotokopisinin) Ergenekon sanıklarından bir avukatın bürosundan çıkması…
Ergenekon davası sürerken, yeni bir darbe girişiminde bulunulmasına yönelik iddialar ne denli gerçekçidir, kestiremiyoruz…
Peki kimdir bu darbe planlayan albay?
Avukatın bürosu aranırken neden CMK’ nun ilgili hükümlerine göre barodan avukat bulundurulmadan arama yapıldı? Böyle bir durumda aramanın yasa ve hukuk kurallarına uygun olduğu söylenebilir ve savunabilir mi? Aramanın sağlıklı olduğuna inanılabilir mi? Bazı kaynaklarca, belgeyi arama yapanlar tarafından oraya koydukları iddia edilmekte. Doğrudur yanlıştır bilemeyiz. Ancak, yöntemde boşluk bırakılırsa ileri sürüler iddialara gülüp geçemezsiniz…
Her şey bir yana…
Kimin işine yarıyor doğruluğu tartışılan bu tür iddia ve belgeler?
TSK’ye yönelik haksız ve mesnetsiz saldırıların gerçek amacı ne?
Orduyu yıpratmak için, her türlü yalan dolanı, uyduruk belge ve delillerle ortaya koyanlar kime hizmet ediyor?
Sevgili okurlar…
Soruyoruz…. Bu ordu kimin?
Hangi devleti ve milleti savunmak için görev yapıyor?
Tutarlı tutarsız, yalan yanlış afaki iddialarla TSK’ ya yüklenmek, onu yıpratmak, kimlere ne kazandırır?
“Deniz Feneri” diye bir yolsuzluk faciası ortada iken, böyle bir sosyal faciaya yetkililer olarak hiçbir şekilde vicdanen ve hukuken yaklaşılmazken, ayni davaya bağlı olarak RTÜK Başkanı Zahit Akman’a hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları varken, neden ısrarla hala hakkında suç iddiası bulunanlara sahip çıkılıyor…
Bir albayın düzenlediği ve altında bu albayın imzası olduğu iddia edilen darbe planına yönelik iddiayı içeren bir belge…
Belgede ne yazıyor?
AKP’yi ve Gülen cemaatını bitirmek amaç ve hedefi taşıyan ve bu yönde tasarlanmış plan ve geleceğe dönük tasarlanmış yaptırımlar…
Peki iddia doğru mu? Böyle bir belgenin aslı var mı?
Belli değil… Peki, durup dururken böyle bir belge iddiası neden ortaya çıktı?
Pek çok insana göre, Deniz Feneri ve Zahit Akman olayını (yolsuzluk iddiasını) unutturtmak ve gündemden çıkarmak için…
Peki ülkeyi yönetenlerin ve hakkında ki iddialara karşın, Zahit Akman’a sahip çıkanların; madalyonun öbür yüzünde, ordu içerisinde bir grubun darbe girişimine yönelik plan hazırlığı içerisinde oldukları konusundaki iddia ve suçlamalara karşın; ortaya koydukları tavır ve uygulamaların samimiyetine inanmak olanaklı mı? Bize göre değil. Ortada ciddi anlamda bir samimiyetsizlik ve takiyye var. Benim hırsızım iyi sizinki kötü yaklaşımı var…
Kim ne derse desin, TSK’yi yıpratmak, güçsüz duruma düşürmek, karmaşa içerisine sokmak için, laikliğe ve Atatürkçülüğe karşı olan, tescillenmiş odakların, bilinen ve belli amaçlara yönelik senaryolarını zaman zaman uygulamaya koyarak gündeme taşıdıkları iddiaları her zaman ciddiyetini korumaktadır…
Gün mertlik ve vatanseverlik günüdür!..
Buradan ülkenin her yerinde ki her türlü rüzgâra yelken açan fırıldaklara ve yanardönerlere sesleniyoruz…
Bakın adınız büyük, servetleriniz büyük, dünyalıklarınız büyük…
Sizler zaman geliyor, başı sürekli secdeye değen ibadetli, Hac’lı oruçlu sahtekârlar oluyorsunuz, zaman geliyor çalışma odalarınıza, ofislerine Ulu Önder’in en güzel fotoğraflarını asıp bir numaralı Atatürk’çü ve laikliğe gönül vermiş namazdan niyazdan uzak çağdaş görünümlü insanlar oluyorsunuz…
Burada gerçek anlamda dinine bağlı saf ve temiz vatandaşları tenzih ederek söylüyoruz. Kastımız, siyasette, dini istismar ederek saltanatlarını sürdüren her dönemin sahtekarlar ve alçaklarınadır…
Sonuç olarak…
Ülkemiz ne yazık ki, AKP iktidarında çok kötü bir süreçten geçmektedir..
Bu parti Anayasa Mahkemesi’nin tescillenmiş kararı doğrultusunda, laikliğe aykırı icraatlar içerisinde olduğu kesinleşmiş bir siyasi partidir.
Bugün, ülkemizi Anayasamızın ilgili hükümlerine karşın, üst mahkeme kararı ile tescillenmiş, anti-laik bir iktidar ve hükümet yönetmektedir.
Bu hükümetin, siyasi erk olarak;
Atatürk’çü ve laik temellere oturmuş (hiçbir zaman yıpratılmaması gereken) Türk ordusunu, nasıl yöneteceği ve TSK ile ne şekilde entegre olacağı, her zaman merak ve kuşku konusu olmuş ve olmaya devam eden bir olgudur
BURHAN ÖZBEY