AKP’Lİ BELEDİYE GAZETESİ KIRKBİR CHP’Lİ BAŞKAN EROL KÖSE’Yİ KULLANMIŞ
Halkımızın önemli bölümünde AKP yönetimine olan “geçici güven” görünen o ki, miadını doldurmuş görünüyor.
Deniz Feneri olayından sonra, ülkenin sağduyulu insanları anladılar ki; AKP, yolsuzlukların karşısında ya da “damarında(!)” değil, düpedüz içinde imiş…
Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, ülkede yaşanan sefalet ve yolsuzluklardan sonra, çıkıp halkın huzuruna hâlâ “biz 3Y nin, yani “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadelenin içindeyiz” nasıl diyebiliyor, doğrusu şaşıyoruz.
Ergenekon davasında sonuna kadar gidilsin “sözde kahramanlığı” gösteren AKP yönetimi, Deniz Feneri faciası karşısında süt dökmüş kediye döndü.
Haftalar geçiyor, Türkiye’de Deniz Feneri olayı ile ilgisi olanlar hakkında ne bir inceleme ve ne de soruşturma açtırabiliyorlar.
Adaleti temsil eden bakanları Sayın Mehmet Ali Şahin; konu gazeteciler tarafından kendine sorulduğunda “bana ne yahu…” diyebilecek kadar, durumdan kendisini ve partisini uzak göstermeye çalışıyor.
Yakın geçmişte birlikte görev yaptıkları AKP iktidarında bakanlık ve parti genel başkanlığı yapmış olan arkadaşları, dürüstlük açısından halkın takdir ve güvenini kazanmış Sayın Abdülkadir Şener; bir televizyon programında (32.Gün’de) açık açık; “AKP’nin Deniz Feneri olayında iç içeliği görünüyor”, “AKP kamudaki yolsuzluk olaylarına karşı duyarlı ve dürüst davranmıyor” biçiminde sözler sarf etmemiş miydi?
Sayın Başbakan’a göre; hadi biz onun “yandaş medyasında(!)” olmayanlar; olayları abartıyor, gazete patronlarının güdümünde yazılar yazıyor, AKP iktidarına karşı haksız muhalefetler yapıyor ve gerçekleri saptırıyoruz… Yakın zamana kadar birlikte görev yaptıkları kendi arkadaşlarının bu ağır suçlamalarına peki ne demeli?..
Okuduğumuz pek çok kitaptan öğrendiğimiz ve yaşayarak gördüğümüz AKP olayından sonra, gerçekten “tek parti iktidarı bir gün geliyor, diktatörlüğe dönüşebiliyormuş…” Bu gerçeği kimse yadsıyamaz. Anladık ki, AKP’den icazet almadıkça, daha açık ifade ile AKP’li olmadıkça; ne kamusal alanda ne de özel sektörde, hem birey olarak hem de kurum olarak ciddi beklentilere dayalı adımlar atabilmek, iyi sonuçlar alabilmek, hatta rahat nefes alabilmek çok zor hatta olanaksızmış…
AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın çıkarmış olduğu bir gazete var. Zorla önünüze konulmadıkça aranıp okunmayan, dünya kadar paraya (devletin parasına) mal olan bir gazete… Görenler ve zorla okuyanlar biliyor…
Gazeteyi ne gördük, ne de görmek ve okumak için en küçük merakın içinde olduk. Çünkü Gazete baştanbaşa AKP’li Başkan İbrahim Karaosmanoğlu’nun fotoğrafları ve belediyenin ne mükemmel işler yaptığına dair(!) haberlerle dolu(ymuş).
Gazetenin son sayısında birinci sayfada büyük harflerle manşet olarak; Kocaeli’nin (İzmit’in) CHP’li efsane belediye başkanlarından, Sayın Erol Köse’nin ağzından şu ifadeler kullanılmış. “Karaosmanoğlu yerel seçimde daha şanslı”.
Kendisiyle televizyonda (ngmtv de) yaptığımız söyleşide, Sayın Köse sorumuz üzerine kesinlikle böyle bir şey söylemediğini ifade etti. Sayın Köse’yle ilgili söyleşimizin tamamını okurlarımız www.ngmtv.com ve www.haber262.com dan izleyebilirler…
Hani siz din iman konusunda son derece inançlı ve Allah korkusu taşıyan kişilerdiniz. Söylenmemiş bir sözü, ifadeyi nasıl getirip, doğruymuş gibi çıkardığınız gazeteye manşet yapabiliyor sunuz? Bu gazete sizin yönetiminizde değil mi? 74 yaşında ki saygın bir insan. “ben böyle bir şey söylemedim” diyorsa yalan mı söylüyor?
Yerel seçimleri kazanmak için daha ne senaryolar yaratıp, ne gerçek dışı olayları allayıp pullayıp halkın gözüne sokacaksınız, doğrusu merak ediyoruz. Sayın Erol Köse’yi manşet yapıp, bakın görün yılların CHP’lisi bile seçimde AKP’li Karaosmanoğlu’nu daha şanslı görüyor imajını yaratacaksınız, öyle mi?
Buradan Kocaeli halkı önünde bir öneri getiriyoruz, Karaosmanoğlu ve Sirmen bağımsız olarak seçime girsinler. Görelim bakalım seçim sonucu ne olacak? Acaba Sayın Karaosmanoğlu, Sayın Sefa Sirmen’in alacağı oyun dörtte birini dahi alabilir mi?
“Biz de Allah korkusu var. Başımız her gün secdeye değiyor. Oruç, Hac farizamızı yerine getiriyoruz, yanlış işler ve haksızlıklar yapmayız. Paraya pula(!), mevki ve makama hiç(!) düşkün değiliz, dünya nimetleri bizim için hiç önemli değil(!) Biz Allah yolunda ki dindar(!) insanlarız…”
Kim söylüyor bunları?
Nereden geliyor bu çatlak sesler?
Hadi oradan! Kim olursanız olun.
Siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz?
Biz sizi/sizleri bilmez miyiz, tanımaz mıyız?
Güldürmeyin insanı…
BURHAN ÖZBEY