AKP’YE KARŞIYSANIZ ERGENEKONCUSUNUZ
Ergenekon davası nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanan pek çok kişi için; aklımız, beynimiz ve vicdanımız bu adamlar suç işlemiştir diye bir karara ve sonuca varamıyor.
Açılan davanın büyük ölçüde siyasi bir hesaplaşmanın sonucu olduğunu düşünüyoruz. Toplumda milyonlarca kişinin bizim gibi düşündüğünden en küçük kuşkumuz yok.
Kim ne derse desin, bu dava nedeniyle yargıya ve hukuka olan güven ciddi ölçüde sarsıldı. Kiminle konuşsak, kime sorsak böyle bir iddianame olur mu? İnsanların kendi aralarında ki özel konuşmalarını bile dinleyip suç unsuru gibi göstermişler. Çok açıktır ki, bu bir AKP hesaplaşması… İnsanlar böyle düşünüyor...
Son olarak, televizyon proramcısı ve yazar Merdan Yanardağ apar topar gözaltına alındı, iki gün sonra serbest bırakıldı. Yanardağ’ın serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklama önemli:
“AK Parti ve arkasındaki güçler Washington’daki bir planlamayla Türkiye’de emperyalizme direnme iradesine sahip devrimci güçleri sindirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla Ergenekon bir araç olarak kullanılıyor. Esas olanın toplumsal muhalefeti sindirmek olduğu ortada… Benim böyle bir örgütle bağlantım olmadığı ortaya çıktı.”
Her kim olursanız olun AKP’ye karşıysanız Ergenekoncusunuz. Gözaltına alınan ya da tutuklananların ortak özelliği Atatürkçü ve AKP muhalifi olmaları.
Her gün ekranlarda açıklama yaparken gördüğümüz, köşe yazılarını gazetelerde okuduğumuz ATO Başkanı Sinan AYGÜN bugün nerede? Bilen var mı? Artık eskisi gibi sesi çıkıyor mu? AKP’yi ve hükümeti eleştirebiliyor mu? Sayın Aygün neden sustu? Niçin eskisi gibi hükümete ve düzene eleştiriler getiremiyor?...
Başbakan’ın son haftalarda ki yüz hatlarına bakın. Hiç sakin, dingin, karşısındakine güven veren ve kararlılık aksettiren bir çehresi var mı? Gözaltları çökmüş, bakışları sabitleşmiş, her an birine kızacak ya da parlayacak gibi bir durumu var.
Psikologlar Sayın Başbakan’ın ruh halini yüz hatlarından mutlaka çok daha iyi ve gerçekçi olarak tahlil edebiliyorlardır. Özellikle “Deniz Feneri”olayından sonra Sayın Başbakan’da dışa yansıyan “çok büyük” bir panik havası gözleniyor. Zaten Aydın Doğan’a ve Doğan grubuna olağan dışı dikkat çekici çıkış yapması ve ağır sözler söylemesi, paniğin en bariz işareti değil mi?
Ne oldu? Milletin önünde o kadar gürleyip bağırış çağırıştan sonra yeniden Aydın Doğan’la ayni masada (nikâh masasında şahit olarak) yan yana oturdu. Pek çok kişi televizyonda Erdoğan ve Doğan ikilisini yan yana hiçbir şey olmamış gibi oturur görünce gözlerine inanamadı.
“Ben olsaydım hayatta oturmazdım” diyenlerin sayısının haddi hesabı yok. Demek siyaset böyle bir şeymiş, işadamlığı da; “dün dündür bugün bugündür…” Vay bizim köse sakalımız!...
Fatih Altaylı’nın Habertürk’teki “olaylar ve gerçekler” programında yaptığı açıklamaya göre (29 Ekim 2008), Başbakan Aydın Doğan’a “barışma mesajınızı aldım, ben de artık bu tartışmaya sürdürmek istemiyorum” diye bir bakanıyla haber göndermiş. Vay bizim köse sakalımız!..
İstedikleri kadar AKP muhaliflerini, Cumhuriyet’e ve Atatürk’e gönül vermiş laik demokrat yapıdaki insanları gözaltlarına aldırsınlar, seslerini kesmeye çalışsınlar, olur olmaz bahanelerle suçlamaya ve vatan haini göstermeye çalışsınlar, baskı altında tutmaya çalışsınlar, bu gidiş iyi gidiş değil ve fazla sürmeyecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Kim ne derse desin AKP artık iniş ve tükeniş sürecine girmiştir. Kapıya dayanmış olan ekonomik kriz fırtınasının önünde sürüklenip gidecektir. İşi, aşı ve gelecek umudu olmayan insanlardan; kömür, fasulye, pirinç, mercimek vs. dağıtarak uzun süre oy alamazsınız. Yolun sonu görünmeye başladı.
Hele hele de sırtınızda Deniz Feneri gibi bir büyük kambur oluşmuşsa, bu ağırlığın altından kolay kolay kalkamaz ve eskisi gibi esip gürleyemezsiniz…
5 Kasım’da yayınlanacak olan AB ilerleme raporunda ne diyor?
“AKP hükümeti, güçlü siyasi yetkisine karşın istikrarlı ve kapsamlı bir siyasi reform programı ortaya koyamadı. Yolsuzluk ve işkenceyle mücadele konularında başarılı olamadı. Kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi hazırlayamadı. Yolsuzluk Türkiye’de yaygın olmayı sürdürüyor.”
Evet değerli okurlar:
Yolsuzluklar Türkiye’de ne yazık ki yaygın olarak sürüyor. Bunu biz değil eloğlu söylüyor. Sayın Başbakan bu acı gerçeği bilmiyor mu? Bilmemesi olanaklı mı? Bildiği için, umudu kırık, yüz hatları çökük, bakışları ve davranışları tepkili.
AKP’ mi? Abbas yolcu!...
BURHAN ÖZBEY