Cahit Kılıç'ın haberi..
Azerbaycan muhalefetinden Aliyev ve Fransa'ya 'soykırım' tepkisi
Azerbaycan’da bütün muhalif güçlerin oluşturduğu “İçtimai Palata” (Sosyal Meclis), son olarak “Fransa Senatosu’nun demokrasi, Azerbaycan’ın ise Türkiye ile kardeşlik sınavı” konu başlığıyla yaptığı yuvarlak masa toplantısında konuşan AHCP başkanı Ali Kerimli, Fransa ve Aliyev ailesini çok ağır bir dille eleştirdi.
“İktidardaki Ailyev ailesine nereden küçük bir destek ya da ödül verilse; o destek veya ödül, Azerbaycan’ın veya Türkiye’nin millî çıkarlarının aile tarafından satılmasına yetiyor!”
İçtimai Palata katılımcıları, toplantının başında; Türk Dünyası için ciddi bir kayıp olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için saygı duruşunda bulunarak onun aziz hatırasını yâd ettiler ve yüreklerinde yaşatacaklarını söylediler.
Daha sonra söz alan Ali Kerimli’nin konuşması ise özetle şöyledir:
Türkiye’ye karşı hazırlanan herhangi bir yasa tasarısı, Azerbaycan’ı da hedef almış olur.
“Fransa parlamentosunun kabul ettiği sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yasa tasarısı, herkesten önce Avrupa’nın kendi değer ve prensiplerine, dünyaya demokrasi örneği olmuş Fransa’nın demokrasi kültürüne ve demokratik geçmişine aykırıdır.
Bu kanun tasarısı gerçeklerin değil, yalanların ve sahtekârlıkların üzerine bina edilmiştir ve tarihin gerçeklerden uzaklaştırılmasına hizmet etmektedir.
Bir mecliste milletvekilleri, oylarıyla tarih yazamazlar. Ben düşünüyorum ki, Fransa’nın ve Avrupa’nın gelişmiş demokratik güçleri, Avrupa andlaşmalarına ve ifade özgürlüğüne aykırı olan bu kanun tasarısını önlemeye çalışmalıdırlar.
Bu tasarı, elbette ki Türkiye’ye karşı atılan bir adımdır, buna bağlı olarak da Azerbaycan’ın da çıkarlarına aykırıdır. Türkiye’ye karşı ileri sürülen herhangi bir tasarı, aynı zamanda Azerbaycan’ı da hedef almış olur. Türkiye’yi kendisine düşman gibi gören herhangi bir hareket, bizi de otomatik olarak kendisine düşman olarak görür.
Eğer bu tasarı kanuna dönüşürse, bilinmelidir ki, Azerbaycan’ı da vuracak.
Birincisi: Bu kanunun kabul edilmesi halinde, Azerbaycanlılara karşı zaman zaman soykırım uygulamış, on binlerce günahsız Azerbaycanlıyı öldürmüş, topraklarımızın yüzde yirmisini bugün işgal altında tutan, Hocalı soykırımını hayata geçirmiş bir düşman, dünyaya tecavüzkâr bir millet ve devlet olarak değil de, kurban edilmiş bir millet, büyük zararlar yaşamış bir devlet gibi takdim edilmiş olacak.
Eğer bu, Azerbaycan’ın millî davasına aykırı değilse, peki kimin davasına aykırıdır?!
İkincisi: Fransa, Dağlık Karabağ meselesenin halli üzerine Minsk Grubunun eşbaşkanlarından biridir. Eğer barış ortamı yaratmak isteyen bir aracı, bu büyüklükte bir kin ve garazı olduğunu ortaya koyuyorsa, o zaman nasıl adaletli bir barış yaratabilir?
Fransa, bizim entegre olmak istediğimiz Avrupa’nın önemli devletlerinden biridir. Eğer orada, hiç olmamış bir soykırımın inkârına ceza verilmesi nazarda tutulacaksa, bizim Fransa ile şimdiki ve gelecekteki siyasî, iktisadî ve kültürel ilişkilerimiz nasıl inkişaf edebilir?
Onun için biz, çok açık olarak bilmeliyiz ki; bu kanun, hem Azerbaycan’ın aleyhinedir ve millî çıkarlarına aykırıdır hem de kardeş Türkiye’nin millî davasına aykırıdır.”
Millî çıkarlarımızı satıyorlar
AHCP lideri, Azerbaycan iktidarının millî menfaatleri değil, ülkeye hâkim ailenin menfaatlerini güttüklerini söylerek çok ağır tenkidlerde bulundu: “Maalesef bu ilk değil. Azerbaycan devletini resmî olarak temsil edenler, bir daha ispat ettiler ki, onların güttükleri politika halkın menfaati için değil, toplumsal kabulü dikkate almayarak kendi çıkarlarını ön planda tutuyorlar ve ona göre politik faaliyetlerde bulunuyorlar.
Onların bütün öncelikleri, bu aile hâkimiyetini nasıl koruyabilmeleri ve devam ettirebilmeleridir. Aliyev ailesine nereden küçük bir destek ya da ödül verilse; o destek veya ödül, Azerbaycan’ın veya Türkiye’nin millî çıkarlarının aile tarafından satılmasına yetiyor! Bu düşünceyle olsa gerektir ki, son hadiselerin Azerbaycan ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi davrandılar.”
Artık Türkiye’de de biliyorlar ki...
Ali Kerimli, Azerbaycan hükûmetinden farklı olarak, toplumun ve İçtimai Palata’nın sözkonusu mesele hakkındaki tutumlarını takdir etti:” İçtimai Palata’nın ve Azerbaycan demokratik güçlerinin kararlı tutumu olmasaydı, Türkiye’nin incinmesi, ikaz mahiyetindeki tenkitleri yalnızca Azerbaycan iktidarına değil, aynı zamanda Azerbaycan halkına da yönelmiş olacaktı.
Türkiye’deki kardeşlerimiz de farkındadırlar ki, Azerbaycan halkı Aliyevler gibi düşünmüyor.
Türkiye bilmelidir ki; hükûmetin tutarsızlığı Azerbaycan halkının gerçek iradesi değil. Bu tutum, yalnızca hanedan iktidarının tutumudur. Azerbaycan halkının gerçekte seçtikleri değil de, iktidarı gasp yoluyla ellerinde tutanlar iktidarda kaldıkları müddetçe de Türkiye’nin menfaatleri nazar-ı dikkate alınmıyacaktır. Zira, bu insanlar yalnızca kendi koltuklarını düşünüyorlar!..”
Not:
1- İçtimai Palata, Azerbaycan Halk Partisi ve Müsavet Partisiyle birlikte diğer bütün muhalif demokratik güçlerin, güçbirliği amacıyla birleştiği bir “Sosyal Meclis”tir.
2 - Azerbaycan iktidarının Fransa’ya karşı bir tutum almaması önce HaberX yazarı Cahit Kılıç tarafından bir yazıyla gündeme getirilmiş, bu yazı Bakü Azadlık gazetesinde de manşetten yayınlanmıştır. Son zamanlarda da Yeni Şafak gazetesi konuyu bir haber-yorum olarak gündeme taşımıştır. Yeni Şafak’ın yazısı da Azadlık tarafından manşete çekilmiş ve her iki yazı da Azerbaycan muhalefetinde ve geniş toplum kesimlerlerinde memnuniyetle karşılanmış ve büyük yankı yapmıştır.