“ALLAH İLE ALDATMAK”
“Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah’ı kullanırlar.” İtalyan Düşünür Giordino Bruno
“Allah ile aldatanların gerçek Tanrısı paradır, maldır, dünyalıktır.”Yaşar Nuri Öztürk
“Türkiye’nin geleceğini değil de kendi çıkarlarını düşünen medya için Atatürk’ün kullandığı iki tabir ibret verici ve sarsıcıdır.
1- Vatansız matbuat
2- Satılmışların hâkimiyet-i kalemiyesindeki matbuat
Atatürk bu ifadelerle, bizans pislikleriyle kirlenmiş gördüğü İstanbul’da kümelenen basını kastetnektedir.”
“Türk insanına yönelik Allah ile aldatma faaliyetine alt yapı oluşturan ve bunun için de sürekli dinci söylemler kullanan bazı dinci gruplar ve etki imkanları şöyledir.
Milli Görüş örgütü:
37 yayın 330 dernek, 33 vakıf, 8 dershane, 48 şirket…
Fettullahçılar:
16 yayın, 23 dernek, 220 vakıf, 24 pansiyon, 570 dershane ve okul, 96 şirket..
Süleymancılar
6 yayın, 2100 dernek, 14 vakıf, 1750 pansiyon ve kurs, 28 şirket…
Şiddetçi-radikal örgütler:
89 yayın, 95 dernek, 19 vakıf…
Muhtelif dinci gruplar:
100 küsur yayın, 100 küsur dernek, 50 küsur vakıf, muhtelif pansiyon ve kurslar…
Toplam rakamlar:
170 yayın, 25780 dernek, 316 vakıf, 1780 pansiyor ve kurs, 500 dershane ve okul ile yaklaşık 180 şirket…”
“Ekleyelim ki, bu tablo 2003 yılı itibarıyladir.
Allah ile aldatmayı en ileri boyutta kullanan AKP’nin iktidar dönemi olan son birkaç yılıda dikkate alarak yeni bir değerlendirme yaptığımızda burada verilen rakamların iki üç katına çıktığını söylemek gerekir.
Özetleyelim:
Türkiye’de bugün, Allah ile aldatma dinciliğinin ulaştığı ekonomik güç, devletin gücünün çok üstünde kabul etmek gerekir.
Bu gücün aşamayacağı tek karşı güç Türk ordusudur.
Sebeb ordunun silahlı güç oluşudur.
Eğer silahı kenara koyarak veya dikkate almayarak düşünürseniz, Alah ile aldatan güç yani dince siyaset ve saltanat, Türkiye Cumhuriyeti’nin tartışmasız en büyük gücü olarak kabul edilebilir.
Türkiye’de rejim, kendisine açıkça kafa tutan bir karşı rejimin tek şansı ve avantajı TSK’dır.
ABD, AB ve içteki dinci gücün sürekli ve sistemli bir biçimde TSK’ya vuruşunun hikmeti ve sebebi üzerinde şimdi bir kez daha düşününüz…”
X
Yukarıda okuduğunuz satırlar, birinci baskısı Nisan 2008’de yapılmış olan, aradan iki ay geçtikten sonra 28. baskıya ulaşan, Yeni Boyut Yayınları’ndan çıkmış bulunan Yaşar Nuri Öztürk’ün “ALLAH İLE ALDATMAK” kitabında yer almaktadır.
X
Şimdilerde yani 30 Ağustos yaklaşırken, Humeyni aşığı din sömürücülerinin, Türk ordusunun Atatürk’çü, Cumuhuriyete gönül vermiş, vatansever komutanlarına neden gözü dönmüşcesine saldırmakta oldukları daha iyi anlaşılmıyor mu?
Sayın Öztürk’ün kitabında altını çize çize belirttiği gibi, din bezirganlarının, şeriat özelmcilerinin, yeşil sermaye avantacılarının, gemicikleri, fabrikaları, yatları, katları olanların, halkı ‘Allah ile aldatan’ların aşamadıkları tek gücün TSK olduğu gerçeğini kim yadsıyabilir?
Anayasa Mahkemesi’nin laik, demokrat ve Atatürk’çü yapıda ki kimi üyelerine şimdilerde insafsızca saldırmalarının, olur olmaz iddialarla çamur atmaya yeltenmelerinin altında neyin yattığı belli olmuyor mu?
Durun hele bitmedi.
Önümüzdeki günlerde,
daha ne çamurlar kimlere insafsızca atılmaya çalışılacak birlikte göreceğiz.
Çünkü tepelerden destekli ve korumalı, Humeyni aşığı “organize güç” iş başında!..
Çıkar söz konusu olunca,
ortada ne gerçek dindarlık ve müslümanlık,
ne de dinin emrettiği dürüst,
temiz vicdanlı ve doğru insan olma hükmü kalır!..
Yaşar Nuri Hoca’nın iddia ve söylemini tekrar ederek yazımızı bitirelim:
“Allah ile aldatanların gerçek tanrısı, paradır, maldır, dünyalıktır”
Başka söze gerek var mı?
BURHAN ÖZBEY