Diyebilirim ki, başımdan böyle bir şey geçti: beni bir kayığa oturttular, ne zamandı bilmiyorum artık.
Beni tanımadığım bir sahilden uzaklaştırdılar, karşı kıyıya yönelttiler.
Kürekleri cahil birinin eline verip, beni yalnız bıraktılar.
Küreklerle elimden geldiği kadar uğraştım ve ilerledim. Ama ben açıldıkça beni oraya götüren akıntı da şiddetleniyordu.
Hedeften uzaklaşıyordum.
Ve benim gibi akıntıya kapılan kürekçilere daha sık rastlar oldum.
Bazıları durmadan kürek çekiyordu. Bazıları ise kürekleri fırlatıp atmıştı.
Koca ayaklılar, dev gibi gemiler insan doluydu. Bir kısmı akıntıya karşı çabalıyordu, bir kısmı kendini ona bırakmıştı. Ve ilerledikçe, bana gösterilen yönü unuttum.
Tam akıntının ortasında, aşağı doğru giden kayık ve gemilerin sıkışıklığında yönümü iyice kaybettim ve küreği elimden düşürdüm.
Her taraftan tayfalar, neşeli zafer çığlıklarıyla yelkenliler ve kürekli kayıklarla önümden geçiyor, akıntıdan aşağılara gidiyorlar, bana ve aralarında ‘’başka bir yön olamaz’’diye teminat veriyorlardı.
Ben de onlara inanıyordum ve onlarla birlikte ilerliyordum.
Ve epeyce uzaklara taşındım, öyle uzaklara ki, içlerinde yolumu şaşırdığım hızlı akıntıların gürültüsünü duydum ve kayıkların orada nasıl parçalandığını gördüm.
Ve kendime geldim. Uzun süre, bana ne olduğunu anlayamadım. Önümde yalnızca koşar adım yaklaştığım ve korktuğum yok oluşu görüyordum; hiçbir yerde kurtuluş göremiyordum ve ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
O zaman geriye baktım ve sayısız kayıklar gördüm: Durmadan ve inatla akıntıyı geçiyorlardı. Kıyıyı, kürekleri ve yönü hatırladım. Geriye doğru, akıntıya ters istikamette kıyıya doğru kürek çekmeye başladım.
O kıyı Tanrı’ydı.
Gitmem gereken o yön gelenekti; kürekler ise sahile doğru ilerleyebilmem ve Tanrı’yla bir olabilmem için bana verilen özgürlüktü.
Böylece yaşama gücüm yenilenmişti ve ben de yeniden yaşamaya başladım. Ve anladım ki Tanrı’yı arayarak yaşadın mı, bir daha Tanrısız yaşayamazsın.
Ve her zamankinden daha güçlü bir şekilde, içimdeki ve etrafımdaki her şey aydınlandı ve bu ışık beni bir daha terk etmedi.