Allahuekber yat da
geber!..
Ben Allahuekber deyip, ellerimi kulak yumuşaklarıma
kaldırdığımda; cennet duyguları serpilsin isterim yüreğime, zihnime, ruhuma...
Aklım, hafsalam yıkansın, arınsın dilerim...
Zira cennetlik duygularla, cehennemlik günahlarımdan sıyrılacağıma
inanırım...
Ellerimi bağladığımda huzurunda; tüm gerçeklerimle, öteki
beşerlerden gizlediklerimle senle hasbihala girişmiş bir fani olarak, bol
rahmetinden nasiplenmeyi niyaz ederim...
Sefil yaşamımın her anındaki vesveselerden kurtulmak
ümidiyle...
Belimi büküp, başımı eğdiğimde, cesaretimi gösteririm
sana... Zaman zaman dizginleyemediğim kibirimden razı değilsen ‘vur boynumu al
yanına’ diye fısıldarım içimden; bir gün bitecek pürüpak teslim ettiğin ömrümü,
ben daha fazla kirletmeden...
- Almıyorsan da, değilse de daha vakti; elhak, hali pür
melal’den bir an evvel selamate çıkar beni... -
Secdeye vardığımda mümkün olduğunca çok kapanır ve o
karanlıkta gözlerimi açarım; ölümün ne demek olduğunu anlamak için...
Şaşılacak bir şey yahut hastalıklı bir durum da yok bu
yaptığımda kanımca; zira ömrü vefa ettiği sürece ve inananlar için göçüp
gittikten sonrasında insan her vakit, tüm karanlıklarını kendi kendine yapar;
bazen kemiksiz dilinden dökülen kendi icadı sözcüklerle, el kemiklerini iyice
sıkarak bazen ve tabii hor kullandığı, ilahinin lutfu kalbi, aklıyla çoğu
zaman...
Ben de ‘ölümümü’ yaşıyorum her kavuştuğumda secdeye, burnumu
sürterek, el ayalarımı yere iyice yapıştırarak; ‘mümkün olduğunca düzgün
yaşamaya çalış’ emrinle mayaladığım, ‘doğurulduk ama yalnız doğduk,
öldürüleceğiz ama yalnız öleceğiz’ dünyevi vecizesini çınlatarak kulağımda
oradan oraya...
Ve elbet; vakitten, billur sesli hoca sana çağırmazdan az
önce ettiğim cehennemlik laflarımdan, kör kuyuluk tavırlarımdan, ölüm karanlığını,
soğukluğunu tadarak vazgeçerim umuduyla...
Ben sana geldiğimde hep bunları hissederim... Öyle
yönelerim... Şeytanın, böğrüme sapladığı fitne oklarını tek tek çıkararak...
Şahidim sensin ki; hiçbir dem, ‘Allahuekber yat da geber’
densiz mizahı içinde gelmedim huzuruna...
Yahut bir başkasına bu gözle bakmadım...
Çünkü daim şunu söyledin bana ve bize; en azından benim
kutsal rehber kitabımdan anladıklarım bunlardı;
‘İstediğim gibi yönelmesen de bana, karşımda el pençe
dururken aklın zahirlerle boğuşsa da yine de ve yine de, olsun beni hatırladın
ya, geldin kapımı açtın ya, adımın türlüsünü andın ya, dertleştin, ağladın,
pişman oldun, selam verdin ya, benim için kafi bunlar... Hem unutma, huzuruma günahla
çıkılmaz... Allahuekber deyince alırım tüm günahlarını, biraz daha uzaklaştırırım
cehennemden seni, bolca cennetlik duygular serpiştiririm çoraklamaya yüz tutmuş
bahçelerine... Günahın çok diye kaçma benden... Ve yine unutma; ben seni aciz
olarak yarattım... Evet, nefsinle savaş diye cengaver tohumları kattım kanına
ama zaman zaman dalaletlerin olacağını da biliyorum... Aşkın da olacak, meşkin de,
öyle yazdım... Bazen onlarsız yaşamak zor ve sıkıcı da gelecek, benim emrimle tayin
edildi o duygular da... Namaz kılmak zor da gelecek, var hepsi, anlattım... Bedava
çalışan işçi gibi sanacaksın kendini şüpheye düşerek ya da sana öyle hissettirecekler
gafiller, tek tek yazdırdım bunları Peygamberime sizlere iletsin diye... Lakin ne
olursa olsun beni anmaya devam et sen... ‘Allahuekber yat da geber’ diyenlere
kulak asma... Onlar, seni yolundan caydırmaya çalışan, benden yana duran ama
adımı kullanarak bana ihanet edenlerdir... Uzak dur ve ayır içinden onları...
Sen, çuval çuval günahlarınla da olsa, tokmakla fecrlerde, gecelerde kapımı... Kahramanlık
değildir bana yönelmek... Kimseye ihtiyacın yok... Muhtaç olduğun itikatı ruh
harcına kattık biz... Ve bilesin; insanı özgür yarattık, hakkıyla hesap
sorabilelim diye... Vicdanları kararmış mihmandarlar(!) bizden değildir... Mübarek
son Peygamber torununun adını lekeleyen, körpecik sebilere yan gözle bakan
adamlardan (!) ve onların riyakar sözlerinden zinhar uzak dur!..’
Aldım, kabul ettim, son nefesime kadar!..
En koyu kara mizah örneklerinin bile yanında gülistan
bahçeleri gibi durduğu, Hüseyin Üzmez’lerin hayatımızdan çıkması duamla...