Altaylı’ya açık mektup ve 24 milyarlık yazar maaşı
Size yaklaşık 20 – 25 gün önce bir mail göndermiş ve Haber Türk’teki bir yazınızdan ötürü görüşlerimi aktarmıştım… Sayın Bekir Coşkun’a yanlışlıkla izafe ettiğiniz “göbeğini kaşıyan adam” konusunda… Belki anımsarsınız.
O yazımın giriş bölümünde de belirttiğim üzere, son bir yıllık gazeteciliğinizi takdirle karşıladığımı ifade ederek, sizi kutlamıştım… Bugün ve bu tarihe kadar hakkınızda ki takdir duygularımı aynen taşıyordum… Başlangıçta bunu öncelikle belirtmek isterim…
Ancak, Emin Çölaşan’ın Haber Türk’ de yer almayacağı konu ve olayı ortaya çıkınca; “acaba bu zamana kadar ben yanlış mı düşünüyorum” diye bir bocalama içerisine girdim...
Açık söyleyeyim… Daha önceki, yani Hürriyet ve Sabah’taki gazeteciliğinizde, şahsınıza karşı güven duymuyor, ulusal basında ki öbür pek çok tanınmış yazar gibi sizi de “patron gazetecisi”, “sermayenin adamı” olarak görüyor, okur olarak şahsınıza sempatiyle yaklaşmıyordum…
Ancak… Her iki gazeteden ayrıldıktan sonra, patron baskısından kurtulduğunuz ve eski patronlarınıza yönelik hesaplaşma duygusu ile dolu olmanız nedeniyle; kamuoyunun, sokaktaki insanın, sahipsiz toplum katmanlarının beklediği tarzda, pek çok gerçeği, çirkinliği, haklılık tablosu içerisinde cesaretle ve samimiyetle topluma anlattınız, aktardınız… Buna itirazımız yok… Çünkü ortalıkta henüz ete kemiğe bürünmüş bir patronunuz olgusu yoktu, ondan ötürü özgür ve rahattınız…
Buraya kadar bizim açımızdan bir sorun yoktu… Öyle ki, yaptığınız özlenen gazetecilikten ötürü, Haber Türk’te sizin programlarınızı (olaylar ve gerçekler) izlemeleri için, yakın dostlarımı ya da toplumsal duyarlılığı olan laik, demokrat, Atatürkçü tanıdıklarımı uyardım, yönlendirdim… Mutlaka Fatih Altaylı’ yı izleyin diye…
Fakat bugün internet sitelerinden Emin Çölaşan konusunu öğrendikten sonra, “ben bu zamana kadar yanlış mı düşünüyorum” diye kendimi sorgular hale geldim… Neden?.. Çünkü AKP’ye muhalif olan, daha doğrusu bu iktidarın yaptıklarını onaylamayan ve iktidardan korkup çekinmeyen mali kaynakları iyi (24 milyar yazar aylığını ödemeye muktedir) bir gazetenin; kesinlikle en başta yayın organında yer vereceği isim, bugün Türkiye’de Emin Çölaşan’dır…
Başlangıçtan beri hep acaba değişir mi diye düşündüğüm çizginizin, Emin Çölaşan olayını (haksızlığını) öğrendikten sonra, değişebileceği konusunda, ne yazık ki ağırlık kazanmaya başladı…
Yoksa beklenen gerçekleşiyor, Ciner grubu da iş takibinde olan, ihale hesabı yapan klasik bir “holding medyası” mı oluyor ya da olacak?..
Fatih Bey, biz Sayın Çölaşan’ın ne yakınıyız, ne amigosu, ne de, gözü kapalı fanatik okuyucusuyuz… Nasıl ki doğrular yapıldığında, sizi takdir duygularıyla izliyorsak ya da izlemişsek…
Emin Çölaşan’ı da Türkiye’de özellikle son yıllarda kâbus yaşatan AKP’yi ve AKP iktidarını cesaretle, neredeyse tek başına denilecek bir konum ve kararlılıkla çekinmeden eleştirdiği, her şeyden önce doğuları, gerçekleri yazdığı için izledik ve takdir ettik…
Sayın Altaylı… Çıkaracağınız gazetede yazar olarak kimleri istihdam ettiğiniz ya da edeceğiniz bilin ki, sağduyulu kesimlerde ciddi bir merak konusu… Bu zamana değin, Haber Türk gazetesinde yer alacağını duyduğumuz, kalemi güçlü, gözü pek heyecan ve umut verici tek bir yazar ismi duymadık.
Doğrusu merak ettik… Gazetenizi sürekli olarak çok iddialı olarak tanımlıyor v e kamuoyuna lanse ediyorsunuz… Güzel de, iddialı bir gazetenin yazarlarının da iddialı “helal olsun” denilecek nitelikte olması gerekmez mi?... Bu yazarlar uzaydan mı gelecek?..
Sık sık, gazetenizde haberin ön planda olacağını, “muhabirliğin” işlevsel ve önemli bir görev olacağını vurguluyorsunuz… Ya yazar kadrosu?.. Gazeteyi okutan haberler kadar, onunla atbaşı giden köşe yazarlarıdır… Kimler yazacak?
Gazetenizin 96 sayfa çıkacak olması, konu çeşitliliği, magazin renkliliği belki başlangıçta size okur kazandırabilir… Sizi işin başında olan kişi olarak “aman ne iyi gazete çıkarmışız” diye erken sevindirebilir, hatta bugünkü gibi önceden “talihsiz bir böbürlenmeye” de sürükleyebilir…
Ama bu, hedefe ulaşmada hiçbir zaman “kesin sonuç” göstergesi değildir…
Son söz:
Emin Çölaşan’ın dışlanması, çok eminiz ki, çıkaracağınız gazete konusunda, ilk nüshanız daha matbaadan çıkmadan ve okura ulaşmadan sayısız insanı “bunların da ötekilerinden farkı yokmuş” düşünce ve noktasına getirdiği kesin…
İhale beklentisi olan, işadamı konumuyla büyük işler peşinde koşturan, büyük vergiler ödemek durumunda ki bir medya patronunun; hiçbir zaman “tarafsız”, “iktidarlardan korkmayan” , “objektif” gerçek anlamda “halktan yana” yayın yapan bir gazetesi ya da televizyonu olamaz(mış)… Bunu öğrendik…
Demek biz, sokaktaki vatandaş olarak, Haber Türk gazetesi konusunda erken umutlanmış ve saflığa düşmüşüz…. Üzülerek söylüyoruz ki sizden/sizlerden erken umut yitirdik..
Sayın Altaylı, temenni etmiyoruz tabi, göreceksiniz, gazetenizi çıkardıktan bir süre sonra, bilinen patron tavırlarıyla karşılaştığınızda, zorlanacak, hem çok zorlanacak, Ciner grubundan da ayrılıp ayrılmamak arasında çok bocalayacaksınız…
Ama bunu yerine getirmeniz çok zor hatta imkânsız olacak… Çünkü basında gideceğiniz yer kalmadı… Çaresiz ve zoraki olarak yola devam edeceksiniz... Nasıl mı?.. Ne yazık ki pek çok ödünler vererek… Evet, pek çok ödünler vererek…
Şunu da önemle ilave edeyim…
Emin Çölaşan’ın, yapılan sözleşme gereğince Ciner grubunca şahsına maaş olarak takdir edilen ve sizin tarafınızdan banka hesabına yatırıldığı kendisiyle yapılan röportajda ifade edilen 24 milyar lira tutarındaki aylığı;
kamuoyuna açıklayarak, sizin ve sizin gibi önemli medya patronlarının gazete ve televizyonlarında çalışan köşe yazarlarının televizyon program yapımcılarının; Türkiye koşullarına göre, 530 liralık asgari ücretin yanında, ne denli “korkunç” denilecek “yüksek aylıklar” aldığınızı da; bilhassa halk, sokaktaki vatandaş, işçi, memur, emekli bilsin öğrensin diye özellikle açıkladığını düşünüyorum…
BURHAN ÖZBEY