Son zamanlarda dünyada neler olup bitiyor şöyle kısaca bir bakıverelim. Orta Doğuda kullanım süresi geçmiş liderlerin alaşağı edilmesiyle başlayan “Arap Kasırgası” şüphesiz en önemli hadiselerden biri. Amerikada seçim rüzgarları hafiften hissedilmeye başladığında Obama yönetimine derinden derine vurulan sinsi darbelere şahit olmuştuk. Birinci döneminde adeta eli kolu bağlanan başkan Obama yeni seçimlere hazırlanırken ABD`nin ilk defa kredi notunun düşürülmesi çok anlamlıydı. Afganistan`da bir Amerika helikopterinin düşürülmesi ve 30 Amerika eskerinin öldürülmesi. Kamuoyu yoklamarında sürekli puan kaybeden bir başkan Obama… Lonra`da tutuşturulan isyan ateşi, İsrail`de halkın sokaklara dökülmesi, Norveç`te derin bağlantılı bir terör eylemi, Suriye`de Esed zulmünün Türkiye`ye rağmen futursuzca devam et(tiril)mesi, İran İsrail ve Amerika ilişkileri. Kıbrıs`ta Türkiye`nin zora sokulması, Kuzey Irak`ta yeniden patlayan bombalar, Somali`de açlığa terk edilen müslümanlar, Güney Doğu`da ard arda patlayan bombalar…Hepsinden önemlisi bir türlü düze çıkmayan Amerika ekonomisi.
Birileri ısrarla sanki bütün dünyayı ve insanlığı umumi bir felaketin içine çekmeye çalışıyor. Bu yeni felaketi halka rağmen değil bilakis halkla beraber planlıyorlar. Evet dünya derinden sancıların ağında inlerken ve yeryüzü aktörleri, global ergenekon ve savaş lobileri dünyayı yeniden dizayn etme planları içinde. Dolayısıyla Amerika`daki başkanlık seçimleri bir anlamda Amerika`nın yarınları adına önem arzederken diğer yandan bütün insanlığın ve dünyanın mukadderatı açısından ayrı bir öneme haiz. Bundan ötürü Amerika seçimleri bütün dünya kamuoyu tarafından dikkatle izleniyor ve izlenecek.
Seçimlere bir hayli zaman olmasına rağmen Amerika medyasında 2012 seçimleri çoktan pişirilmeye başladı bile. Yeni başkan adayları bu süreci şüphesiz hem hareketlendirecek hemde hararetlendirecek. New Hampshire`da ibre Romney`i gösteriyor. Dolayısıyla final büyük bir ihtimalle Obama ve Romney arasında olacak. Bu seçimin Türkiye açısından ve Orta Doğu açısından önemi çok büyük. Özellikle de İsrail Türkiye ilişkilerinin gergin olduğu şu dönemde bu mesele Obama`nın izlediği veya izlemeye çalıştığı dış politika Bush yönetimine kıyasen daha makul ve daha tutarlı görünüyor. Obama yandaşı bir kuruluş olan “Center For American Progress” şirketinin yayınladığı “İslamofobi raporu”ndan da anlaşılacağı üzere Obama Amerikadaki müslümanların oylarına da talip.
Kamuoyu araştırma şirketi Gallup 2011 Ağustos ayında yaptığı araştırmaya göre Obama`yı destekleyenlerin oranı % 40 civarında. Burada Obama`nın seçimde zorlanacağını daha iyi anlamak için W. Bush dönemine bakmakta fayda var. Bush`un başkanlığının üçüncü yılı aynı dönemdeki destek oranı % 74. Hemde bütün dünya tarafından tenkit edilen bir politikaya rağmen. Amerika başkanlarının son 100 yıl destek oranı ise % 54. Başkan Obama`nın bu duruma düşmesinde sağlıktan, eğitime, güvenlikten, dış politikaya ve sosyal yeniliklere şüphesiz verdiği sözleri yerine getir(e)memenin tesiri büyük. Başkan Obama görünürde her geçen gün kan kaybetmekte. Yine Gallupun yaptığı en son ankete göre Obama`nın yeni Başkan adaylarıyla daha şimdiden aralarındaki fark 2- 3 puan.
Obama`yı 2008 seçimlerinde başkanlığa taşıyan Obama`nın “değişim” rüzgarıydı. “Evet değiştirebiliriz” sloganıydı. Bunun yanında 21. Asra yön veren hitabet ve edebi söz beyanının muhatabı söz ile ikna etmenin de rölü çol büyüktü. Obama hitabetin gücünün rüzgarıyla kitleleri ikna etmeyi ve etkilemeyi başarmıştı. Ancak ne varki halkın özellikle ekonomi ve istihdam sahasındaki beklentileri büyük oranda boşa çıktı ve bir hayal kırıklığı yaşandı.
Yeni dönemde ekonomisi sürekli kan kaybeden Amerika`nın yeni başkanının en önemli meselesi ekonomi olacaktır. İşşizlik oranın % 9 lara kadar yükseldiği Amerika`da Ekonomik kriz kimilerine göre daha dibi bile görmedi. Sessiz bir düşüşün gürültüsü daha duyulmadı. Dolayısıyla başkan adaylarının elini güçlendirecek en önemli koz ekonomik hamleler olacaktır. Kamuoyu yoklamalarına göre halkın zihninde aradığı başkan hala netlik kazanmış değil.
Obamayı seçimden üç mesele güçlü çıkarabilir. Bunların birincisi, kendisinden önce devraldığı özellikle ekonomik olarak uçurumun kenarında bir yönetim. İkincisi, İsrail yanlısı politikalarıyla özellikle Orta Doğu`daki politikaları neticesinde bütün islam dünyası ve bir anlamda dünyanın tepkisini çeken bir beyaz saray yönetimi. Üçüncü olarak ise, Cumhuriyetçilerin kendi içlerindeki hesaplaşmaları. Obama ilk iki maddeyi halka çok iyi anlatırsa, cumhuriyetçilerin de bu zayıf noktasını iyi kullanırsa yeniden başkan seçilmesine bir mani yok. Tabii bu arada lobilerin ikna edilip ihtiyaçlarının giderilmesi şartıyla.