Amerika’nın ayak
izleri (!)..
Beşer gücündeki yükseklik nedeniyle, başta kendinden çok
daha zayıflar olmak üzere neredeyse tüm dünyayı tebası olarak gören bir kudret
garabetinin tepesinde; evangelist tutuculuğu, şahin ve şaşı gözleri, savaş
açlığı ve kan müptelalığı, gerçek hayat ile bilgisayar oyununu ayırt edememezliği,
modern dans figürleri (!) ve zayıf mizahı, kararlarına hayranlığı ve söylediği
yalanlara kati inancı, utanmaz eminliği, korkulur ‘ben bilirimciliği’, aymaz
inadı, trajikomik cehaleti, tarihte kötü anılma endişesizliğiyle namlanmış bir
pilot kafalı belki kafası daim pilot oturunca; zaten büyük hakaret, yerin
dibine sokan bir küfür, harakiriye davet olarak algılanacağını sanmıyordum El Zeydi’nin
havada uçuşan ayakkabılarının...
Üstelik ihtimal ki; süzülürken bir şey gördü muhterem
ayakkabıların altında, sırıtkan salvoları da ondandı aklımca...
Ülkesinin ve kendi adının yazılı olduğunu farketti sert
lastikte ve bunu bir mutluluk hissi saydı; umutsuz bir hasta sima tabiatıyla...
İnananların yahut uzaktan hayranlık ve saygıyla izleyenlerin
oluşturduğu ortak tasavvuf birikiminden uzun yıllar nemalanmış biri olarak
diyebilirim ki;
Hiddet, kin, hınç, keder, üzüntü, isyan depolayıcı olarak
karşılaştırdığımda kalp; akıl ve zihinden çok derin kuyulara sahip...
Arzdan arşa kadar olan kalp kuyularını doldurup,
taşırabilmek bu dünyanın dertleriyle, eziyetleriyle mümkün değil...
Sabır, en diplerde çünkü kalp kuyularında... Taşması çok zor
bundan mütevellit; o içinde nice cehennem narları barındıran gayyaların...
Lakin, türlü dert ve eziyetlerden çok daha ağır anlar da olabiliyor
insan hayatında; sabrı dipsiz kuyulardan fışkırtıp, isyanını gözler önüne
serdirten, narlı ateşlerini püskürttüren...
Pişkinliğin, yüzsüzlüğün, alaycılığın; bucaksız, unutulmuş,
sindirilmiş, sütrelenmiş, vazgeçilmiş, gözardı edilmiş, boşverilmiş karanlık
kuyuları bir lahza da doldurduğu çoktur faniyatta, velhasıl ki...
El Zeydi’nin fevriyeti, kalkışması, ayaklanması, ayaklarını
çıplaklaştırması, ayakabbılarını keskin nişancı edasıyla savurması da bundandır
kanaatimce...
Elleri kelepçeli, ayakları prangalı bir halka bundan daha
kötüsü yapılamazdı zira...
Zeydi, Irak’ın derin kuyularının dolduğunun, kalp kuyularının
patladığının, sabrının taştığının kanıtıdır ve arkası gelecektir...
Binbir ölümle ne acı ki!..