ANKARA, 23/07(BYE)-- Amerika'nın Sesi radyosunun saat 07.00 Türkçe yayınından:
Amerika'nın Ankara Büyükelçiliğine aday gösterilen Frank Ricciardone'nin atanması için Senato Dış İlişkiler Komisyonundaki oturum salı günü yapılmıştı. Büyükelçi Ricciardone, Türkiye'nin son derece önemli bir müttefik olduğunu, atanması onaylanırsa Türk-Amerikan iş birliğini pekiştirmek için çalışacağını söyledi.
Washington'daki Amerikan İlerleme Merkezi uzmanı Michael Werz, Ankara Büyükelçiliğine Ricciardone'nin aday gösterilmesinin Obama yönetiminin Türk-Amerikan ilişkilerine verdiği önemi gösterdiğini söyledi.
Büyükelçi Frank Ricciardone, Senato Dış İlişkiler Komisyonunda yapılan oturumda Türkiye'nin stratejik önemine işaret ederek şunları söyledi: "Türkiye, Amerika'nın önemli bir müttefiki ve stratejik ortağı olmaya devam ediyor. Başkan Barack Obama, nüfusunun çoğunluğu Müslüman, hukukun üstünlüğü ilkesine saygılı laik ve demokratik bir devlet olan Türkiye'nin hem bölgesinde hem dünyada karşılıklı anlayışın ve istikrarın şekillendirilmesinde önemli bir rol oynayabileceğini takdir ediyor. Büyükelçi olarak atanırsam, ortak hedeflerimiz doğrultusunda Türk Amerikan iş birliğini pekiştirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım."
Washington'da Obama yönetimine yakınlığıyla bilinen Michael Werz, Türk Amerikan ilişkilerinin pekiştirilmesinden ziyade yeniden tanımlanmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyor: "Bence ilişkilerin yeniden tanımlanmasına ihtiyaç var. Bunun nedeni Soğuk Savaş'tan sonra Türkiye'nin bulunduğu bölge ve Türk toplumu çok dramatik bir şekilde değişti. Türkiye, diplomatik girişimlerinde çok daha önemli ve çok daha dinamik bir rol üstlenmiş bulunuyor. Türkiye'nin bölgede çok daha büyük çıkarları var artık. Bu nedenle Amerika, Türkiye ile ilişkilerini yeniden düşünmeli ve yeniden tanımlamalı. Obama yönetimi de bu eğilimde olduğunu açıkça gösterdi."
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde İran'a ek yaptırım uygulanmasına karşı çıkmasının Washington'da tepkiyle karşılandığı söylenebilir. Bu konu sıkça gündeme geliyor. Büyükelçi Ricciardone, Senatodaki oturumda Amerikan yönetiminin Türkiye'nin oyu nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığına atıfta bulunmuş ancak Türkiye'nin Güvenlik Konseyi kararını uygulayacağını açıklamasını da cesaret verici bulduklarını söylemişti.
Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Michael Werz de ret oyunun Amerika'da yarattığı tepkiyi şöyle dile getiriyor: "Türkiye ve Brezilya'nın ret oyu gerçekten bir geri adımdı. Sorunlar yarattı. Türkiye'nin çekimser kalma seçeneği vardı. Amerika, Türkiye'nin İran'ın nükleer emellerinin önüne geçilmesi veya soruna çözüm bulunması sürecinin dışında kalmasını istemiyor. Tam tersi, Türkiye Amerika'nın o bölgede önemli bir ortağı. Ancak ret oyu vererek Türkiye ve Brezilya kendisini bu tasarıyı destekleyen dünyadan uzaklaştırdı. Türkiye'nin yaptırımlara uyacağını açıklaması iyi bir şey ancak İran konusunda ne yapacağını farklı bir şekilde düşünmeli. Türkiye Batılı müttefikleriyle daha yoğun görüşmeler içerisinde olmalı."
Senato Dış İlişkiler Komisyonundaki oturumda senatörler Türkiye'nin Batı'yla bağlarını sorgulayan açıklamalarda bulunmuştu. Bu tür sorulara sadece İran oylaması değil Türkiye–İsrail ilişkilerinin bozulması ve Ankara hükûmetinin kullandığı söylem de neden oluyor. Büyükelçi Ricciardone, Amerikan yönetiminin de Kongre gibi Türkiye-İsrail ilişkilerinin durumu konusunda kaygılı olduğunu, bu ilişkilerde dengenin yeniden kurulması için çalışacağını söyledi. Michael Werz de Washington'da bu konuda ciddi kaygı bulunduğunu söyledi: "Bu çok ciddi bir kaygı unsuru. Son derece gereksiz bir şekilde durumun kızıştırıldığını söylemek yanlış olmaz. Dokuz kişinin ölümüyle sonuçlanan Mavi Marmara baskınında ne olduğunu öğrenmemizin ötesinde çok önemli bir nokta var: Uluslararası Yardım Vakfı (İHH) Türk hükûmeti veya AK Parti için iyi bir ortak değil. Beş veya altı AK Partili milletvekilinin Mavi Marmara gemisinde yardım konvoyuna katılmak istediği yönünde haberler var ve Dışişleri Bakanlığının bu milletvekillerini vazgeçirdiği söyleniyor. Bu iktidar partisi için iyi bir strateji değil. Bu Türkiye'nin bölgedeki bütün güvenlik ve siyasi çıkarlarını zedeliyor. Kamuoyu önünde bazı sembolik adımların atılması gerekiyor. İsrail, Türkiye için yayımladığı seyahat uyarısını kaldırdı. Bu küçük de olsa önemli bir adım. Şimdi Ankara hükûmetinin de benzer bir adım atmasını bekliyoruz. İsrail'in, Türkiye'nin vazgeçilmez bir müttefiki ve dostu olduğunu anlamamızı sağlamaları gerekiyor."
Werz, Ankara Büyükelçiliğine Frank Ricciardone gibi son derece deneyimli ve etkili bir diplomatın aday gösterilmesinin de Obama yönetiminin yine Türk-Amerikan ilişkilerine verdiği önemi yansıttığını söyledi.
Türkiye'de bundan önce üç kez görev yapan Büyükelçi Ricciardone, en son 1995-1999 yılları arasında Ankara'da Büyükelçi Yardımcısı ve maslahatgüzar olarak bulundu. Ricciardone, ayrıca Çekiç Operasyonu sırasında Amerikalı ve Türk generallere siyasi danışmanlık yaptı. Hâlen Amerika'nın Kâbil Büyükelçiliğinde Büyükelçi Yardımcısı olarak görev yapan Ricciardone Türkçe, Arapça, İtalyanca ve Fransızca biliyor.