ANKARA, 29/07(BYE)--- Amerika'nın Sesi Radyosunun saat 07.00 Türkçe yayınından:
Dışişleri Komisyonu oturumunda söz alan yaklaşık 20 milletvekilinin çoğunluğu Türkiye'nin İran ve Orta Doğu politikalarını eleştirirken, ilişkilerin önemini vurgulayan milletvekilleri bile kaygılarını dile getirdiler.
Barış Ornarlı'nın haberi:
Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunda yapılan oturumda Amerikalı milletvekilleri bilhassa İran ve Orta doğu politikaları konusunda Türk hükûmetini eleştirdi. Hükûmetin Amerikan yönetimi nezdinde kaygı yaratan İsrail karşıtı söylemi, Kongre'de tepkiyle karşılanıyor. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyinde İran'a ek yaptırım uygulanmasına karşı çıkması, buradan bakıldığında Washington'un yanında yer almaması, Kongre üyeleri tarafından eleştirildi. Amerika'da, "Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor mu?" sorusu daha sık gündeme gelirken, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunda Türkiye'nin Yeni Dış Politika Yönü ve Türk Amerikan İlişkilerine Etkileri" başlıklı bir oturum düzenlendi.
Komisyon Başkanı Demokrat Partili California Milletvekili Howard Berman, Türkiye'nin politikalarını kaygı verici bulduğunu söyledi: "Türkiye'nin İran, İsrail, Filistinlilere yönelik politikalarındaki kaygı verici değişim ve bunun etkilerini değerlendiriyoruz. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi şöyle dedi: 'Türkiye'nin yönü ve Amerika ile stratejik ortaklığına bağlılığı konusunda soru işaretleri var.' Benim de bu yönde kaygılarım var."
Açılış konuşmasında Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Howard Berman, Türkiye'nin Hamasla bağlarının rencide edici olduğunu söyledi, Ankara'nın Amerika'nın "uluslararası terör örgütleri listesine saygı göstermesi gerektiğini" kaydetti. Berman konuşmasında Türkiye'nin Ermeni soykırımını kabul etmesi, Kıbrıs'ta çözüm için daha fazla adım atması ve basın özgürlüğüne saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.
Dışişleri Komisyonunda muhalefetin en kıdemli temsilcisi Cumhuriyetçi Partili Florida Milletvekili Ileana Ros Lehtinen de Türkiye ile Amerika arasında beliren "görüş ayrılıklarının ikili ilişkilere ciddi zorluklar getirdiğini" söyledi. Ros Lehtinen bu anlaşmazlıklar arasında Türkiye'nin İran'a ek yaptırım uygulanmasına destek vermemesini ve İran ile ticari ilişkilerini geliştirmesini saydı; Gazze ablukasının delinmesine destek vermesini provokasyon olarak nitelendirdi. Adalet ve Kalkınma Partisini "İslami bir parti" olarak nitelendiren Ros Lehtinen, Ergenekon soruşturmasındaki uygulamaları eleştirdi, Türk Başbakanını Rus Başbakanına benzeten gözlemciler olduğunu belirtti. Ros Lehtinen, Amerikan Kongresi'nde böyle bir oturumun yapılıyor olmasının, ilişkilerdeki dönüm noktasına işaret ettiğini savundu.
Dışişleri Komisyonu oturumunda söz alan yaklaşık 20 milletvekilinin çoğunluğu Türkiye'nin İran ve Orta Doğu politikalarını eleştirirken, ilişkilerin önemini vurgulayan milletvekilleri bile kaygılarını dile getirdi. Bir Kongre üyesi ilişkilerin gözden geçirilmesi çağrısında bulunurken, bir diğeri Türk Amerikan ilişkilerinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu savundu.
Milletvekillerinin oturumda öne çıkardığı diğer konular arasında da Ermeni soykırımı iddiaları, Kıbrıs, Türkiye'de dinî azınlıkların durumu, Ankara'nın Sudan politikası vardı. Görüşlerini dile getirmek için fırsat olarak kullandıkları oturumda Kongre üyeleri aslında Türkiye uzmanlarına sorular yöneltiyorlardı.
2005–2008 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Ross Wilson şu sıralar Atlantik Konseyi adlı düşünce kuruluşunda çalışıyor. Dışişleri Komisyonundaki oturumda Büyükelçi Wilson, Türk Amerikan ilişkilerinde inişlerle çıkışların yeni bir şey olmadığını vurguladı ve ikili ilişkilerin çok zor bir dönemden geçtiği veya büyük bir dönüm noktasına gelindiği değerlendirmelerine katılmadığını söyledi.
Türkiye'nin son dönemde olumsuz bir imaj yarattığı savına itiraz etmediğini belirten Wilson, yine de bu olaylara fazla anlam yüklememek gerektiğini savundu. İran'ın Türkiye'nin komşusu olduğunu belirten Wilson Amerika'nın diplomatik girişimlerinin sonuç vermesi için Washington'un Ankara'ya ihtiyacı olduğunu kaydetti. Büyükelçi Wilson, Türkiye ile çalışmaktan başka seçenek bulunmadığını vurguladı: "Türkiye ile çalışmaktan başka seçeneğimiz yok. Zor olabilir, zorlayıcı olabilir, karmaşık olabilir. Bütün girişimlerimiz devam etmek durumunda. Stratejik bir ortaklığımız, sorunlu bir ortaklığımız olacak. Bu, bizim en önemli ve üzerinde çok durmamız gereken ilişkilerimizden biri olmaya devam edecek."
Michael Rubin neo-muhafazakâr eğilimli Amerikan Enterprise Enstitüsü uzmanı. Rubin, AK Parti hükûmetinin Türkiye'nin yönünü Orta Doğu'daki daha aşırı uçlara yönelttiğini ve bu değişiklikten geri dönüşün, iktidar değişse bile kolay olmayacağını söyledi: "Bütün göstergelere rağmen Türkiye ne güvenilir bir müttefik ne de ılımlı bir güç."
Rubin, Amerika'nın Türkiye ile olan ortaklığından vazgeçmesi gerekmediğini Türkiye'nin bir NATO üyesi olduğunu ve Afganistan'da önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi. Ancak Rubin, Amerikan yönetiminin Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışını gözden geçirmesi ve İncirlik Üssü'ne alternatif geliştirmesi gerektiğini savundu. Rubin, bunun yanında Amerika'nın PKK terör örgütüne karşı Türkiye'ye verdiği desteği sürdürmesi gerektiğini de kaydetti.
Amerikan Alman Marshall Fonu uzmanı Ian Lesser da, Türkiye'deki değişimin Türk Amerikan ilişkilerini de etkileyeceğini vurguladı: "Sözünü ettiğimiz bu değişim Amerika'nın çıkarlarına da yansıyacak. Bu değişim Avrupa'nın güvenliği, Rusya ile ilişkiler, füze savunma, enerji güvenliği, İran, Orta Doğu barışını etkileyecektir."
Lesser açıklamasında Türkiye'de görülen değişimin hem olumlu, hem de olumsuz yansımaları olacağını kaydetti. Türk Amerikan ilişkilerini yönetmenin her zaman zorluklarla dolu olduğunu belirten Amerikalı uzman Kongre üyelerine üç öneride bulundu. Birincisi, İran konusunda Türkiye ile siyasi bir tartışmadan ziyade savunma ağırlıklı bir politika geliştirmek. İkincisi, PKK terör örgütüne karşı Türkiye'ye sağlanan desteği sürdürmek. Üçüncü olarak da, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklemeye devam etmek.
Oturumda söz alan Washington Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Soner Çağaptay, Türkiye'nin son sekiz yıl içinde ne liberal demokratik bir ülke olabildiğini, ne de arzu ettiği gibi her kesimle konuşabilen bir 'merkez ülke' hâline gelebildiğini söyledi: "AK Partinin dış politika vizyonu başarısız kalmıştır. Türkiye, Avrupa'dan uzaklaşmıştır. Bunu yaparak sekiz yıllık AK Parti iktidarının sonunda Türkiye bölgesel bir güç olmadığı gibi Orta Doğu konularında güvenilir bir ara bulucu olamamıştır."
Türk dış politikasında görülen değişimin nedeni ve etkileri tartışıla dursun kesin olan bir şey var: Türkiye'yi Amerikan Kongresi'nde zorlu bir dönem bekliyor.