BEYRUT, 30/06(BYE)--- Lübnan'da yayımlanan An-Nahar gazetesinin 30 Haziran 2010 tarihli sayısında, Lübnan Basın Yayın Genel Müdürü Abdulhadi Mahfuz imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yazının çevirisi şöyledir:
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir telefon görüşmesinde Amerika Başkanı Obama'ya, "İsrail bölgedeki tek stratejik dostunu kaybetmek üzere." dedi. Bu görüşme, İsrail'in barış filosuna yaptığı saldırıdan hemen sonra geldi ve Erdoğan, Gazze'ye yardım taşıyan sivillere yönelik saldırı için "devlet terörü" cümlesini kullandı.
Türkiye-İsrail ilişkisi nereye gidiyor? Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin başlangıcı, uzun bir zaman öncesine ait. Türkiye, İsrail'in stratejik ve ticari ortağıydı ve bu, İsrail devletinin 1948'de ilan edilmesinde öncesine dayanıyordu. 90'lı yıllarda iki ülkenin arasındaki ilişkiler, imzalanan askerî ve istihbarat anlaşmalarından sonra daha da güçlendi. Bunun nedeni, Suriye'nin baş düşman olarak görülmesiydi ve Türkler için Suriye, PKK militanlarını ve liderleri olan Abdullah Öcalan'ı barındıran bir ülkeydi. Ankara, Araplara karşı duyduğu tedirginlik yüzünden Tel Aviv'e hava sahasını açtı ve Anadolu'da askerî eğitim imkânı sundu. İran'daki İslami rejimin yükselmesi ise Türkiye-İsrail ilişkilerini kuvvetlendirdi.
Türkiye'nin Orta Doğu'ya yönelmesi 2002'de başladı. Erdoğan'ın hükûmetin başına gelmesiyle birlikte PKK saldırıları gerilemeye, Türkiye, Suriye ve İran ilişkileri de düzelmeye başladı. Erdoğan ve İslami siyaset açısından, bölgede var olmak için İsrail ile ilişkilerin iyi olması gerekmiyordu ve bu dönemde Türkiye'de İsrail ile ilişkileri ilaç olarak gören Türk komutanların nüfuzları azaldı. İsrail'in Gazze'ye saldırısı ve ayrım yapmadan tüm binaları bombalamasından sonra, Ehud Olmert hükûmeti, Türkiye ile aralarındaki boşluğun daha da genişlemesine sebep oldu. Özellikle Erdoğan, Olmert'ten Gazze'ye saldırılmayacağı sözünü almıştı. Saldırıdan sonra Erdoğan, bunu Türkiye'nin rolüne saygısızlık olarak gördü ve ilişkiler daha da gerildi. Türkiye, Hamas'a kucak açtı.
Türkiye-İsrail ilişkilerinin neden bu kadar kötüye gittiğinin üzerinde durmak lazım. Burada, Türkiye'nin menfaati ve Erdoğan'ın kararları devreye giriyor. Ankara, bölgede İsrail ile Araplar arasında ara buluculuk yapmaya her zaman hazır durumunda kalmak istiyor. Türkiye, bölgedeki bu rolü yüzünden İsrail ile ilişkilerine temkinli bakıyor. Zaten Amerikan yönetimi bunu istiyor ve Ankara'ya İsrail ve Araplar arasında Türkiye'nin rolünün büyük olduğunu söylüyor. Hiç şüphesiz Türkiye'nin barış filosunun, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargonun kaldırılması için önemli etkisi oldu. Çünkü Türkiye çok önemli bir ülke. NATO'daki ikinci büyük askerî güce sahip. Bu yüzden Avrupa ve Batı, Türkiye'nin İsrail'e karşı tavrını görmezden gelemez.
Ne olursa olsun Washington, Türkiye'nin Batı'dan ve Avrupa'dan uzaklaşmasının sebebini AB'ye dayandırıyor. Bu bir sebep olabilir ama Türkiye'nin hem bir İslam ülkesi olması nedeniyle ve hem de İslami açıdan bakıldığında, Hamas'a destek vermesi gerekiyor. Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun komşularla sıfır sorun politikası bunun göstergesi. İsrail İstihbarat Başkanının, Türkiye'nin Atatürk'ün çizmiş olduğu laik çizgilerin dışına çıktığına yönelik yorumu yanlış. Çünkü Türkiye, laikliği ve İslam'ı aynı anda ve iyi bir örnek oluşturarak götürüyor. Laik Suriye ile ilişkilerin iyi olması bunun göstergesi zaten. Erdoğan da "Türkiye ile Suriye arasında herhangi bir fark yok." demişti. Aslında Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulmasının nedeni, İsrail'in; Türklerin bölgedeki ara buluculuk rolüne gölge düşürmesi ve Türkiye'nin kurulmasını istediği başkenti Kudüs olan Filistin devletine "hayır" demesi. Her neyse Türkiye ile Araplar arasındaki ilişkiler gittikçe üst düzeye çıkıyor ve Türkiye, Arap ekonomisine destek vermeye devam ediyor. Bizler, Türklerin içindeki Araplığı ortaya çıkarmak, onlara yardımcı olmak ve önlerindeki her kapıyı açmak istiyoruz.
Hiç şüphesiz Türkiye bu kapıdan geç girdi. Ama Amerika'nın İran konusunda ona ihtiyacı var ve İran onu nükleer dosyası için ortak olarak istiyor. Aynı zamanda Türkiye'nin İslam ülkelerine ilişkin yürüttüğü siyaset, Avrupa ve Batı tarafından da izleniyor ve El Kaide, Taliban gibi güçlere karşı nasıl davranacakları konusunda ders alıyorlar.
Türkiye, bu bölgede stratejik bir ülke ve bu rolüne devam edecek. Washington'un desteğiyle AB'ye girecek ve İsrail ile Araplar arasındaki savaşta etkin bir sözcü olacak. Son olarak Türkiye'nin, Gazze kuşatmasının kaldırılması için vermiş olduğu mücadelenin etkin olması, Erdoğan'ı Cemal Abdülnasır'a benzetenleri kesinlikle haklı çıkarıyor.