Son Haberler
27.05.2012 Pazar 02:53
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

"Ana Sorun Ekonomi ve Fakirliktir"
Sanatçı Çelik Erişçi; "40 yaşını aşmış biri olarak; başkalarına yol göstermek değilde, kendimde sorun aramak, kendi ahlakımdan sorumlu olmak, kendi içsel tasarımını yapmak derdine düşen başkasına bakacak zaman bulamaz. Çözümün bu olduğuna inanıyorum. Ancak burası sır! Bu olduğunda, yani kimse ile ilgilenmediğinizde ve bir çeşit tefekkür diyebileceğimiz bir ruh halinde insan çok daha kolay üretebiliyor diye düşünüyorum. O sebeple yol gösterme değilde, yol aramak daha uygun geliyor bana." 08.07.2010 12:01


Kimbilir içimizden kaçı, sevgilisine, eşine, dostuna sarılıp onun şarkılarına eşlik etti... Kimbilir içimizden kaçı, en mutlu anında onun şarkılarını dinlerken mutluluğuna mutluluk kattı. O 90'lı yıllardan bugüne dek ağzımıza bir pelesenk gibi yapışan ve en hüzünlü zamanlarımızda mırıldandığımız "Hercai" parçasının mimarı... Öyle ki; kim aşık olunca onun "Meyhaneci" parçasını mırıldanmaktan ziyade bağıra - çağıra söylemedi ki !.. O artık, kendi hanesine yazar kimliğini de yazdıran bir kişilik, bir aydın. Yeniçağ gazetesinde köşe yazılarına başlayan Çelik Erişçi ile; gündemden, sanattan, Çelik'ten ve Türkiye'den konuştuk. Bugüne kadar şarkılarını ezbere bildiğimiz Çelik'in bir de köşe yazarlığına geçtikten sonra ki söyleşisini dinleyelim;



Bugüne kadar sizin şarkılarınızla eğlendik, 'Hercai' gibi parçalarınızla da hüzünlendik... Peki bu bağlamdan yola çıkarsak, köşe yazarlığı fikri nerden çıktı, bu fikir nasıl oluştu, özet olarak; Çelik Erişçi sanatçılıktan yazarlığa nasıl terfi etti?

- Öncelikle birşeyi çok iyi anlamak lazım. Konuşma ve yazma isteği kendini izah etme ihtiyacı ve bunun ne işe yarayacağı olasılıklarını düşünmenin sonucunda ortaya çıkar. Yani konuşma ve sözlerin ya da şarkıların bir işe yaramayacağını düşündüğünüz zamanlarda insan kendi içine döner. Bir anlamda yeraltı dünyasına iner. Bu bir seçenektir. Bu seçeneği yazan ve konuşan değil, okuyan ve dinleyen sonuçlandırır. Bu anlamda yazan ve konuşan eylemi belirleyen değil, sonuca kendi iradesi dışında razı olandır. Bu anlaşılmadan konuya bakılırsa, sorulan sorularda "terfi" düşüncesinden hareketle hiyerarşik bir yapıda seyreder, zaten de bir işe yaramaz. Dolayısıyla terfi eden sanatçı değil, yaptığı işlerin yoğunluğundan kafasını kaldırarak fark eden ve "ne diyor bu ya" diyenlerin tamamıdır. Kısacası biz bu işte er olarak kalırız, siz ise terfi edersiniz.

29 Haziran'daki köşe yazınızda bu ülkeyi sanatçıların kurtarabileceğini yazmıştınız... Peki sizce, ülke kurtulmaya yüz tutacak kadar vahim durumda mı, sanatçılar bu ülkeyi nasıl kurtarabilir, dediğiniz üzere ülkeyi kurtaracak sanatçılar nerede?

-
Söylemek istediğim şey sadece ülke değil, dünyanın sanatçıların bakışı ve yaşamı yorumlamalarıyla dünyanın kurtulacağıdır. Bu anlamda sanatçı sadece ülkesini düşünmez insanlığı da düşünür ve bu bağlamda evrenseldir. "Ülkenin kurtulmaya yüz tutacak kadar vahim olup olmadığı" sorusu ise sizin ya da okuyanların bilgi almasına değil, inanmasına yarar. Yani siz konu hakkında bir şey bilmiyorsunuzdur, biri bir şey der ve siz de buna inanırsınız. Bence bu çok yanlış olur. Dolayısıyla sizin ülkenin ne durumda olduğunu tam anladıktan sonra, ya da hiçbir problem olmadığını bilgi ile ortaya koyduktan sonra bu soruyu sormanız daha gerçekçi olur.

Yeniçağ'da yine yazmış olduğunuz bir köşe yazınızda, mantalite olarak güncel sorunlara değindiğinizden bahsetmiştiniz... Türkiye'nin içinde bulunduğu güncel sorun nedir, kategorize etmeden genel bir biçimde bu sorunun hangi çözüm yoluyla halledilebileceğine inanıyorsunuz?

-
Ana sorun ekonomi ve fakirliktir. Her şey buna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Kimse Hilton Oteli ayarı bir yerde yaşarken terör yapmaz. Benim çözümüm var.  Eminim çözüm yolu gösteren çok da fazla kişi var. Ama çözümü halk istemedikçe herkes boşa kürek çeker. Ben kürek mahkumu değilim.

Biraz da sizi bulmuşken sanattan bahsetmek istiyorum... Türkiye'deki sanatı nasıl değerlendiriyorsunuz, bu konuda dünyayla yarışır halde miyiz, sizce sanat hangi yönüyle bir ülkeyi aydınlığa götüren yoldadır?

-
Sanat halkın yansıması ve içerisinden kendi değerlerini doğurmasıdır. Kim sanattan şikayet ediyorsa kendinden şikayet etsin. Kim kusur görüyorsa kendinde görsün. Ben bu anlamda her şeyi sanat da dahil olmak üzere yerli yerinde görüyorum. Bu ülkenin hali ve ülkenin halkının sanata bakışı, kendinin aynaya bakışı gibidir.

Sizden bahsetmek gerekirse... Çelik Erişçi, kendini nasıl tarif eder, kendinde hayran olduğu hangi yönü vardır, hangi yönünü beğenmez; kısaca bize Çelik'ten bahseder misiniz?

-
Bu anlamda kendimden söz etmeyi gevezelik olarak görüyorum. Bence okuyanlar dinleyenler bu değerlendirmeyi yaparsa daha doğru olacaktır.

Artık, sanatçı kimliğinizle yazar kimliğinizi birleştirmiş bir insansınız... Bu sebeple, insanlara yol gösterme adına ne söylemek istersiniz, Çelik'ten mesaj var diyebileceğimiz şekilde ülke insanına nasıl sesleniyorsunuz?

-
40 yaşını aşmış biri olarak; başkalarına yol göstermek değilde, kendimde sorun aramak, kendi ahlakımdan sorumlu olmak, kendi içsel tasarımını yapmak derdine düşen başkasına bakacak zaman bulamaz. Çözümün bu olduğuna inanıyorum. Ancak burası sır! Bu olduğunda, yani kimse ile ilgilenmediğinizde ve bir çeşit tefekkür diyebileceğimiz bir ruh halinde insan çok daha kolay üretebiliyor diye düşünüyorum. O sebeple yol gösterme değilde, yol aramak daha uygun geliyor bana. Yol göstermek ise yolu bitirenlerin yapması gereken bir şey sanırım, ben o yolu bitiremek bir yana ve kendimi yolun başında gördüğümden dolayı sanırım bir mesajımın olması eşyanın tabiatına aykırı.


Ekin Gün
HaberX


YORUMLARINIZ
ugursahinler - 09.07.2010 12:20
Birey olarak kendi kapımızın önündeki temizliğin sorumluluğunu üstenlendiğimizde taşlar yerine oturacaktır.
Göktürk - 08.07.2010 17:14
fikirlernini, düşüncelerini ve görüşlerini anlaşılır bir dil kullanarak ifade eden ve bizlere aktar sayın çelik ERİŞÇİ'ye teşekkürler.
ORKİDE ÇALIŞKAN - 08.07.2010 16:50
kürek mahkumu değiliz çok yerinde bir cümle fakat şöyle bir sorun var ki zorakide olsa bizde o geminin içerisindeyiz.
NEVA - 08.07.2010 16:18
içimizdekini tüm samimiyetimizle ifade edebilmek de bir erdem.Kendini dosdoğru anlatabilmek.Sevgini,umutlarını,rüyalarını anlatabilmek;bazen canlı bazen de cansız bir varlığa.Bunun için sözcüklerin varolması ne büyük bir nimet...O zaman bunu yapmaya devam edelim!!
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1