ANADOLU’NUN NİCE TALİHSİZ MERYEMLERİ
Biraz önce televizyonda “Mutluluk” filmini ikinci kez izledik…
Film, Zülfü Livaneli’nin ayni isimli kitabından sinemaya uyarlanmıştı.
İlkini İstanbul’da eşimle birlikte izlemiştik. Çok beğenmiştik.
Filmi sanki ilk kez izliyormuşçasına, Meryem’in talihsiz yaşamını gerçek gibi duygulanarak ve gözlerimiz nemlenerek izledik.
Öz amcası tarafından tecavüze uğrayan ve öldü sanılarak bir otlakta baygın olarak terk edilen bir genç kızın hazin öyküsü anlatılıyor film’de
Cemal…
Meryem’in amcaoğlu…
Askerden yeni dönmüş.
Meryem’e gizlice ve zorla tecavüz eden amcası, eline bir tabanca tutuşturuyor.
“Al bu kirlenmiş kızı temizle Cemal!” diyor. “Ailenin namusu için götür İstanbul’da işini bitir!” diye emir veriyor…
Cemal bilmiyor amcasının tecavüz ettiğini.
Çünkü Meryem bu alçaklığı yapanın kim olduğunu söylemiyor ve konuşmuyor…
Cemal çaresiz.
Amca talimatı.
Karar çıkmış bir kere aile meclisinden.
Kaçış yok vuracak Meryem’i… Vurması gerekiyor…
Elini kana bulamamak için, Meryem’i gün ışırken erken bir saatte İstanbul’da bir büyük köprü üzerine çıkarıyor ve tabancasını çekerek “atla aşağıya” diye bağırıyor…
Gözleri bağlı Meryem titriyor ve ağlıyor.
Son söz olarak babasından hakkını helal etmesini istiyor.
Boşluğa atlamak üzere iken, Cemal’in eli birden Meryem’i kavrıyor…
Çekiyor alıyor onu hiç hak etmediği bir ölümün sınır kapısından…
Film, izleyenlerin ilgisini çekerek, sonunda değin tempolu biçimde gidiyor…
X
Özellikle yetişkin kızları olan anne ve babaların daha fazla etkilendiğini düşündüğümüz film, ülke genelindeki (özellikle Doğu ve Güneydoğu’da), yaşanmakta olan insanlık dramlarının boyutunu ortaya koyan acı bir gerçek olarak, “vidanı olan herkesi” derin derin düşündürmeli…
Film’de ki Meryem, Anadolu’nun nice talihsiz Meryemlerinden sadeci biri..
Modern yaşam içinde ki kadınlarımızın da, ahlâk yoksunu edepsizlerin bolca bulunduğu ülkemizde, namus ve iffetlerini koruyabilmeleri açısından tehlikeler içinde ve güvencesiz olduklarını hepimiz bilmiyor muyuz?
“Çalışan kadın kocasını aldatır” zihniyetinin hakim olduğu bir toplumda, bu açıdan başkaca açıklama yapmaya gerek var mı?
Çalışan ve başı açık kadına “fahişe” gözüyle bakanların çok olduğu bir toplum, tabi ki için de cinsiyeti “erkek” olarak geçen, alçak, şerefsiz, ırz düşmanı işverenler ve patronları da çokça barındıracaktır…
Tahsil, terbiye, kültür adap görmemiş adı patron diye geçen “hayvan tecavüzcüsü” alçakların, namussuzların…
İş yerlerinde çalıştırdıkları, kadın ve kızlar açısından, kendilerini “padişah hareminde” gibi görmeleri, toplumda bu durumu bilen vicdanlı ve haysiyetli insanların “belkemiklerini sızlatmaz mı”
Öyle namussuzlar var ki; patron olarak, bu yönde ki tatmin edilmemiş duygularını ve eylemlerini, her yerde fütursuzca, en küçük bir utanma duygusuna kapılmadan söyleyebiliyor ve ortaya koyuyorlar…
Yanında çalışan kadınlar ve kızlar; onların cinsel arzularını gidermeleri, aksi halde bir sonra ki gün işe gelmemeleri gerekir… Bunu açık ya da imalı olarak söyleyebiliyorlar…
X
Ramazan’da göstermelik oruç tutacaksın, kendine “ne doğru adam” mış intibaını vermek için, Cuma’larda görünür yerlerde boy göstereceksin…
Hatta bir liralık malı on liraya satarak, sahtekarlıklar yoluyla kazandığın paradan, göz boyamak için bir de “kurban keseceksin”…
Sonra da, çok paran var patronsun diye yanında çalıştırdığın, onun bunun namuslu eşine kızına göz dikeceksin…
Bir yanda Anadolu’nun talihsiz Meryemleri…
Öbür yanda metropollerde ki, Meryemleştirilmeye çalışılan risk altında ki namuslu genç kız ve kadınlarımız!...
Başka ne demeli ki?
BURHAN ÖZBEY