BURSA (ANKA) - DSP Genel Başkanı Masum Türker, DSP'nin referandumda "hayır' diyeceğini vurguladı ve "Bu Anayasa değişikliği, iki maddeyle zehirlenmiştir" dedi.
Türker, referandum kampanyasına ilişkin çalışmalarına Bursa'da çeşitli etkinliklerle devam etti. DSP Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleyen Türker, referanduma ve ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
DSP'nin, Türkiye'de demokratik yaşamın olgunlaşması için büyük gayretler sarfettiğini ve bu çerçevede Anayasa değişikliği paketiyle ilgili öneriler hazırladığını anlatan Türker, bunun Hükümet tarafından yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.
-"İKTİDAR "DEDİĞİM DEDİK' TUTUMU İÇİNDE"-
Türker, Hükümet'in "dediğim dedik' tutumu içinde olduğunu, kendisi dışındakilerin görüşlerine yeterince değer veren bir yaklaşım sergilemediğini belirterek bunu doğru bulmadığını söyledi. Türker, sözlerine şöyle devam etti:
"Hükümet, kimseyle uzlaşmadan bir Anayasa değişikliği gerçekleştirdi. Bu değişiklikle ilgili olarak Hükümet aslında kendi çoğunluğunu bile sağlayamadı. Kendi milletvekilleri bile buna tam oy vermedi. Çünkü bu değişiklik, kendi partileri içinde bile, demokratik olmayan bir anlayışla hazırlanmıştır."
-"BU ANAYASANIN 5 GENERALİN HAZIRLADIĞI ANAYASADAN FARKI YOK"-
Türker, DSP'nin, 5 generalin yapılandırdığı 1982 Anayasası'na "hayır' diyen bir parti olduğunu anımsatarak şunları söyledi:
"Kurucu liderimiz Bülent Ecevit, o tarihte "5 generalin demokrasiyi katlettiği' gerekçesiyle hazırlanan Anayasa'ya karşı koymuş, hatta 12 Eylül'den sonraki dönemde de bu yüzden, çeşitli faaliyetlerinden dolayı tutuklanmış, hakkında çok sayıda dava açılmış tek parti lideriydi. 5 generalin anayasasına "hayır' diyen Demokratik Sol Parti, Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasasına da 'hayır' diyor. Çünkü bu anayasanın 5 generalin hazırladığı anayasadan hiç farkı yok. Bu anayasada muhalefetle hiç uzlaşma yok. Hiçbir partinin değişiklik önergesi tartışılmadı, ciddiye alınmadı. Muhalefetin sesini kısmak için iktidar kendi milletvekillerine içi boş önergeler verdirdi, o önergeler daha sonra geri çekildi ve teklif görüşülürken, muhalefete yeterince konuşma hakkı da tanınmadı, sınırlandırıldı"
-REFERANDUM SÜRECİNDE TERÖR ARTTI-
Türker, Hükümet'in, referandum sürecinde, otoritesini kaybettiğini, bu nedenle terör olaylarında daha da fazla artış yaşandığını belirtti ve "Terör her geçen gün şiddetlenmektedir. Oysa DSP iktidarında biz terörü sıfırlamıştık" dedi.
-YARGI SİYASALLAŞTIRILMIŞTIR-
Türkiye'de Ergenekon Davası kapsamında yaşanlara da dikkat çeken Türker, şunları söyledi:
"Ülkemizde bir diğer önemli sorun, "Ergenekon serisi' diye başlayan bazı soruşturmalar, bazı tutuklamalar, hukuk üstünlüğünün göz ardı edilmesi gibi nedenlerle Türkiye'de ciddi bir endişe ortamı doğmasıdır. Bunun en tipik örneği, dün tam Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atanacağı konuşulan 1. Ordu Komutanı ile ilgili bir soruşturmanın gündeme konulması, kendisinin ifade vermeye çağrılmasıdır. Bu gösteriyor ki, en güçlü insanları bile yargı belli bir ölçüde, ölçüsüz bir şekilde tutuklamakta ya da şaibeli hale getirmektedir. Bu konuyu tasvip etmiyoruz. Yargı adeta siyasallaştırılmıştır."
-MUHALİF POLİTİKACILARI SUSTURMAK İSTİYORLAR-
Türker, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal hakkında da Ergenekon soruşturması kapsamında "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etme' iddiasıyla inceleme yapıldığına ilişkin haberleri anımsatarak sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir gün benimle ilgili de soruşturma yapılabilir. Çünkü sıra Deniz Baykal'a geldi. Bugün yapılan açıklamalara göre, Deniz Baykal hakkında da Ergenekon bağlamında, dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla fezleke yazılması söz konusu. Öyle bir ülkeyiz ki, muhalif politikacıları da susturma yöntemleri peşinden koşulmaya başlandı."(ANKA)
(ALP/ÖMR)