ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI’NIN KIZININ DÜĞÜNÜ
Kimi görevler vardır, işlevleri açısından son derece hassastır.
Bu görevlerde bulunan makam sahiplerinin de, görevleri gereği pek çok konuda hassas davranmaları gerekir. Yargıçlık, savcılık, müfettişlik… hassasiyet yönünden bu mesleklerin başında gelir
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın bu Pazar kızını evlendireceğine dair haberler basında yer aldı. Çocuklarının mürvetini görmek her anne babanın arzuladığı tablodur, gelin ve damada şimdiden mutluluklar diliyoruz.
Haşim Kılıç’la yegane ortak yönümüz, ayni okul mezunu olmamızdır. İkimiz de Eskişehir Akademisi mezunuyuz.. Kendisini okuldan tanımıyoruz, özgeçmişine baktığımızda biz kendisinden birkaç devre önce akademiyi bitirmişiz. Onun ötesinde ayni okul mezunu olmamıza karşın, şahsıyla herhangi bir hukukumuz yok. Ayrıca hayat görüşü olarak da uzaktan yakından bir ideoloji birliğimiz bulunmamaktadır.
O hakim, biz ise müfettiş olarak devlette meslek yaşamımızı sürdürdük. Hakimlik ve müfettişlik birbirine benzer mesleklerdir. Her ikisi de adaletin tahakkuku adına vardırlar ve bu yönde hizmet verirler.
Gelelim şimdi işin hassas noktasına.
Önce Milliyet gazetesinde ki Melih Aşık’ın 15 Nisan Çarşamba günkü “Açık pencere” köşesinde çıkan haber ve yorumuna göz atalım:
“Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bu hafta sonu pazar günü kızını evlendiriyor... Haşim Kılıç’ın elinde türbanla ilgili anayasa değişikliği ve AKP’yi kapatma davası gibi Türkiye’nin geleceğini etkileyecek önemli davalar var. Şu sırada en küçük bir falso Anayasa Mahkemesi kararlarına gölge düşürebilir.. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi Başkanı, kızının düğününü ileri bir tarihe ertelememiş. Emin Çölaşan’ın ART kanalındaki sohbette belirttiği üzere, düğüne hükümet üyelerini de davet etmiş... Hediyeler okkalı olacak... Konuşulacak... Zamanı mıydı.”
Haşim Kılıç’ın muhafazakâr yapıda bir kişi, eşinin de başı örtülü, türbanlı bir hanımefendi olduğu kamuoyunca biliniyor. Bu yapısından ötürü Sayın Kılıç, kamuoyunda AKP’ye daha doğrusu dinci düşünceye yakın bir zat olarak değerlendiriliyor. Öyle ki kimi kesimler, AKP’nin kapatma davasında oyunun “kapatmama” yönünde olacağına dair yorum ve değerlendirmelerde bile bulunabiliyorlar.
Biz bu görüşlere katılmıyoruz.
Müfettişlik mesleğinde olduğu gibi her hakimin vereceği kararın, vicdani onaydan geçeceğine inanıyor, bir yüksek mahkeme başkan ve yargıcı olarak, Sayın Haşim Kılıç’ın da hukuk, yasalar neyi gerektiriyorsa o yönde karar vereceğine inanıyor, en azından inanmak istiyoruz…
Düğün, davetliler yönünden büyük olasılıkla ilerde çok tartışılacak.
Milliyet yazarı Melih Aşık’ın köşesinde yazılanlara bakılırsa, hükümet üyeleri de davetliler arasında yer alacaklarmış. Tabi her davetli gibi onlar da genç evlilere armağanlar verecekler.
Bir önsezi olarak söylüyoruz, büyük olasılıkla işte o davetlilik ve armağanlar, hiç kuşkunuz olmasın temenni etmeyiz ama ileride çok çeşitli olumsuz yorumlara neden olacak. Bundan da Anaya Mahkemesi yara alacak.
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bu konuda tarihe “muhteşem bir örnek” olarak geçti. Çankaya köşkünde oğlunu evlendirdi. Cumhurbaşkanı olduğu halde oğlunun evlendiğini kimse duymadı. Ne bir tantana, ne bir gösterişlilik ne de gözü doymaz hediye tutkunluk ve beklentisi! Hiç biri görülmedi. Her şey aile içinde yapıldı. Öyle ki düğünde köşkte yanan elektriklerin parasını bile Sayın Sezer kuruşu kuruşuna cebinden ödedi. (Burada Sayın Sezer’i yürekten alkışlıyoruz)
Hakimler, savcılar, müfettişler ve benzer görevlerdekiler, her zaman özveri mesleklerinin temsilcileridirler ve öyle de olmalıdırlar. Pek çok konuda, meslekleri gereği kısıtlı ve sınırlı bir özyaşam içerisinde olmaya mecburdurlar. Onurlu mesleklerin sahipleri onurlu davranmak zorundadırlar. Toplumda herkes gibi sıradan davranma lüksleri yoktur. Görevlerine halel getirmeyecek biçimde özenli ve düzenli olmaları ve yaşamaları, onların en dikkat edecekleri konular arasında yer alması gerekir.
Düğün nasıl olacak, kimler davetliler içerisinde yer alacak, geline ve damada ne tür armağanlar verilecek bunları bugünden söylemek ve kestirmek olanaklı değil. Ancak, eğer davetliler arasında hükümet erkanı yer alırsa, düğünden basına yansıyacak haber ve fotoğraflarda şimdiden söyleyelim Sayın Haşim Kılıç’ın yanlış yorumlanmaktan ötürü canını sıkacak kareler fazlaca olacak.
Sayın Kılıç’ın, bilinen son gelişmeler doğrultusunda, kapatma davası nedeniyle üstlenmiş olduğu hassas görevi itibarıyla; Sayın Sezer gibi sadece yakın aile bireylerinin katıldığı sınırlı davetliler grubu ile kızının düğününü yapmasını dilerdik.
Böyle yapmış olsaydı, davetliler açısından hem şahsının eleştirilmemesi, hem de Mahkeme’ye haksız yere gölge düşmemesi yönünden böyle bir tutum ve karar çok yerinde olurdu..
Biz böyle düşünüyoruz.
BURHAN ÖZBEY