ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİ TARİH SAHNESİNDE
İşin su götürür tarafı kalmadı… Sonunda olacağı buydu… AKP’nin kapatılma davasını karara bağlayacak olan Anayasa Mahkemesi üyelerinin (yargıçlarının) ciddi biçimde baskı altında olduklarını basından öğreniyoruz. (Radikal – 16 Mayıs 2008)
Bu durumu, ismi saklı tutulan bir üye Radikal’da açıklıyor. Bundan sonra, Mahkeme’nin AKP’nin kapatılma davasıyla ilgili vereceği kararın hangi yönde olursa olsun önemli tartışmalara belki de ciddi kamplaşmalara neden olacağını söylemek gerçek dışı olmaz. Ne yazık ki görünen durum böyle..
Son zamanlarda, özellikle 1 Mayıs olaylarından sonra polis devletine doğru bir gidiş mi var şeklinde ki endişeler, ciddi biçimde giderek artmaya başladı. Son olarak Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Sayın Osman Paksüt’ün araç takibi yoluyla “izleniyoruz” ve “dinleniyoruz” şeklinde ortaya attığı iddiaların, kamuoyunda bu yönde polise yönelik kaygıları iyice artırdığını söylemek sanırız gerçek dışı olmaz…
“Ne Osman Paksüt herhangi birisidir ne de başına gelen şey ‘şans’la veya Paksüt’ün ‘paranoyak olmasıyla’ izah edilebilir. Durum, her bakımdan vahimdir, her bakımdan çok ama çok tehlikeli bazı şeylerin varlığına karine oluşturmaktadır.
Paksüt’ün başına geleni, Anayasa Mahkemesi’nin bir başka üyesinin, Sacit Adalı’nın Kanal D Haber’e söylediği sözlerle birleştirin.
Kanal D soruyor: ‘Siz kapatma davası açıldıktan sonra herhangi bir baskıya ya da bir takip olayına maruz kaldınız mı?’
Adalı cevaplıyor: ‘Bu soruya evet ya da hayır şeklinde bir cevap veremem. Zaten her şey herkesin gözü önünde yaşanıyor. Hepimizin büyük bir baskı altında olduğu doğrudur. Hakkımızda çıkan her türlü haber bizi rahatsız ediyor ve daha çok diken üstünde olmamızı beraberinde getiriyor.’
(……)
Sadece Anayasa Mahkemesi üyelerinin değil, İstanbul ve Ankara’da hükümete muhalif olan veya olabilecek kişilerin özel ekipler tarafından izlendiği, onların özel hayatları dahil her şeylerinin didik didik edildiği ve aleyhte malzeme arandığı dedikodularına yakın zamana kadar prim vermeyen biri olarak söylüyorum: Bu gidiş hayırlı bir gidiş değil.”
Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan 17 Mayıs 2008 Tarihli “Sizin paranoyak olmanız…” başlıklı köşe yazısında düşüncelerini yukarıdaki gibi açıklıyor…
Bu durumlardan sonra, Anayasa Mahkemesi üyelerinin rahat olmadıklarını, çeşitli risklerle karşı karşıya oduklarını, artık tahmin değil kesin bir dille söyleyebiliriz... Danıştay saldırısından sonra, adaletin temsilcisi ülkemizde ki tüm yargıçların; kendileri ve aileleri yönünden yaşamsal tehdit ve tehlike altında olduklarını söylemek sanırız abartı olmaz. Hain emelli kişiler tarafından yapılacak sadırılar karşısında korunabilmeleri açısından ne tür önlem ve güvence altındadırlar bilemiyoruz… Ancak, böyle bir atmosferde, yönetim gücünü gittikçe yitirmekte olan bir hükümetin idaresinde ki ülkede, artık (Allah korusun) kaosa varabilecek her şeyi beklemek sanırız yanlış bir düşünce olmaz…
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Sayın Osman Paksüt’ün yaptığı son açıklama hayli düşündürücü hatta endişe verici. “AKP davasından çekilmem için baskı yapılıyor.” (Vatan 17 Mayıs 2008)
Dinci basına ateş püskürdüğü belirtilen Osman Paksüt, bu açıklamasıyla, durumun vahametini daha açık biçimde ortaya koymuş oluyor… İnsanın aklına acaba diğer üyeler de “izleniyor” ve “dinleniyor mu” sorusu geliyor. Kimileri şimdi bize diyebilir ki “sen de amma safmışsın be birader!..” Haklı da olabilirler… Kuşku yaratıldığı sürece, mevcut iktidardan olumlu ve sağduyulu yaklaşımlar beklemek beyhude.
Böylesine hassas bir dönemde, Anayasa Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın kızının düğünü nedeniyle AKP’den pek çok üst düzey kişiye davetiye göndermesi, düğüne konuk etmesi, bize göre son derece talihsiz bir yaklaşım ve hatalı bir davranış olmuştur. Normali aile arasanda yapılacak sade bir düğündü. O zaman kimse oturup düğünde ne kadar hediye(takı) geldi, kimler ne getirdi, AKP’lilerden ne geldi gibisinden bugüne kadar sürüp gelen ileride de hiç kuşkusuz çok konulacağı tahminlerden uzak olmayan, merak ve tartışma konusu olmazdı.
Her şeye karşın, Yüce Mahkeme’nin değerli yargıçlarının; hiçbir şeyden çekinmeden, kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan, dünya nimetlerinin esiri olmadan, vicdanlarının sesini dinleyerek, hukuka ve yasalara dayalı karar vermeleri gerekir. Öyle de olacağını düşünüyor ve temenni ediyoruz.
Gelecekte tarih sahnesinde sorumlu ve pişmanlık duyguları içerisinde kıvranan mahkeme üyesi durumuna düşmemek için; her türlü “tehdit ve tehlikeye” karşı, davanın gereğini vicdanları doğrultusunda yerine getirmeleri; saygıdeğer Yüce Mahkeme’nin tüm üyeleri için, bu aşamadan sonra muhakkak ki millet önünde bir vatan borcu olacak ve sayılacaktır.
Berlin’de yargıçlar olabilir ama herkes bilmelidir ki Ankara’da da yargıçlar var.
Yazımızın başlığını bir kez daha tekrarlayarak, son noktayı koyalım:
ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİ TARİH SAHNESİNDE…
BURHAN ÖZBEY