Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
ANAYASA MAHKEMESİ VE HAŞİM KILIÇ
Mahkeme Başkanı Sayın Haşim Kılıç’la ayni okul mezunuyuz. Mezun olduğumuz okul Eskişehir iktisadi Ticari ilimler Akademisi (İ.T.İ.A.)
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Anadolu Üniversitesi eski Rektörü Yılmaz Büyükerşen’in mezun olduğu ve yöneticiliğini yaptığı okul.
Sayın Büyükerşen bizden iki üç sınıf öndeydi. Sayın Kılıç’la okul arkadaşıyız demiyoruz, çünkü dönemlerimiz ayrı. Biz ondan üç beş sene daha kıdemliyiz.
O dönemde İ.T.İ.A. de; hukuk dersi olarak, Medeni hukuk, Borçlar hukuku. Hukuk başlangıcı, Ticaret hukuku, İş hukuku, İcra ve İflas hukuku gibi dersler okutuluyor, haftanın belli günlerinde sınırlı ölçüde hukuk eğitimi veriliyordu.
Şunu kendi açımızdan açık yüreklilikle söyleyebiliriz, okulda hukuk konusunda verilen eğitim, tekrar ediyoruz kendi açımızdan söyleyelim: bizi “hukuk biliyor” noktasına hiçbir zaman getirmedi.
Pek çok öğrencinin de; okulumuzdan mezun olduktan sonra, “ben yeterli bir hukuk eğitimi aldım, hukuk biliyorum” diyebileceğine olasılık tanımıyoruz.
Okulumuzdan mezun olan birinin Anayasa Mahkemesi gibi yüce bir kurumun üyeliğine seçilmesi, daha sonra başkanlık makamına oturması, normal de bizi mutlu etmesi gerekir.
Sayın Kılıç’ın kişisel özelliklerini, uygulamalarını ve içinde bulunduğu dünya görüşünü bilmeden, ayni okul mezunu olmamızdan ötürü, biz de bu normaliteye uyuyor, Sayın Kılıç’ın üyeliğinden ayni okul mezunu olmamızdan ötürü memnuniyet duyuyorduk.
Süre ilerleyip de Sayın Kılıç’ın ideolojik yaklaşım ve uygulamalarını üzülerek görüp öğrendikçe, kelimenin tam anlamıyla sevincimiz kursağımızda kaldı.
Başlangıçta HUKUKÇU OLMAMASINA karşın, (çünkü okulumuz iktisadi ve ticari ilimlerde eğitim veren bir okuldu) okulumuzdan bir arkadaşımızın Ülkenin yüce bir yargı organının üyeliğine seçilmiş olmasını, sevinçle karşılarken, Sayın Kılıç’ın geçen süre içerisinde ki uygulamalarına ve açıklamalarına tanık oldukça boş yere bir sevinç duygusuna kapıldığımızı anladık.
Öyle ki, zaman geçtikçe pek çok insan için Haşim Kılıç adı; neredeyse AKP adıyla ve bu partinin dünya görüşüyle yüzde yüz çakışır oldu. “Türban” ve “AKP’nin kapatılma” davalarına Sayın Kılıç’ın ret olarak oy vereceğini, pek çok insan gibi biz de önceden çok rahatlıkla tahmin edebiliyorduk. Çünkü eşinin başının türbanlı olması, Sayın Haşim Kılıç fotoğrafını beli ölçüde kamuoyuna net olarak yansıtabiliyordu.
Haşim Kılıç’ın kapatılan belde belediyeleri ile ilgilix; Danıştay’ın vermiş olduğu kararla ilgili, Mahkeme Heyeti’nin onayını almadan, kişisel görüşlerine dayalı olarak yaptığı, bu zamana değin hukukta görülmemiş açıklaması; yanlış, üzücü ve Yüce Mahkeme’ye olan güveni ciddi ölçüde sarsıcı maiyette olmuştur.
Düşünebiliyor musunuz? Mahkeme Başkanı çıkıyor kamuoyuna bir açıklama yapıyor, Mahkeme’nin diğer üyeleri (altı üye) “Başkan’ın görüşlerine katılmıyoruz, o onun kişisel görüşleridir” diye yazılı açıklamada bulunuyorlar.
Olanlardan sonra; Haşim Kılıç, şahsına yapılan istifa çağrılarına sanki hiçbir şey olmamış gibi “istifayı gerektiren bir durum yok” diyebiliyor.
Hal böyle iken, artık Anayasa Mahkemesi’nin huzurlu ve verimli bir çalışma yapabileceği beklentisi söz konusu olabilir mi? Böyle bir durum, Yüce Mahkeme adına ciddi ölçüde güven yitimi yaratmaz mı?
….
Yazımız uzun oldu ama Fatih Altaylı’ nın konu hakkında Haber Türk. Com’ da ki “Bir kurum daha gitti” başlıklı 25 Aralık 2008 - 13.37 tarihli yazısından kısa bir bölümü sizinle paylaşarak noktayı koyalım:
“Bir ülkenin kurumları bu kadar kısa sürede bu kadar yıpratılabilir mi?Yıpratılabilirmiş.AKP’nin müthiş başarısı olarak tarihe geçecek bir durum bu.Özellikle sisteme hakim olunduğu fikrine kapılan iktidarın son 3 yılda yaptığı atamalar ve yaptığı icraatlarla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sistemi çökmek üzere.Devlette en üst düzeyde müsteşarlık, milletvekilliği, bakanlık yapmış bir dostum durumu "Devleti bitirdiler. Devletin hafızasını yokettiler. Attığı imzanın neyle sonuçlanacağını bilmeyenleri olmadık görevlere getirdiler. Makam arabası, takım gazete, havalı bir kartvizit peşinde kamu görevinde yükselenler, hiç bir sıkıntıya çözüm üretemiyorlar. İşe yarayanlar ya kızakta ya devletten ayrıldı" diye özetledi durumu geçenlerde.Ve sonunda devletin sembolü olan Yargının en üst kurumu da sıfırı tüketti.Anayasa Mahkemesi paramparça oldu.Başkan Haşim Kılıç Anayasa Mahkemesi’ni fikri yakınlık içinde olduğu partinin uzantısı gibi görmeye başlayınca kurum kırıldı.Başkan Kılıç’ın AKP’ye bakışını zaten biliyorduk.Ancak bunu görevine bu kadar yansıtacağını tahmin etmiyorduk.AKP’nin kapatılmadığını açıkladığı basın toplantısındaki tavrı ve kullandığı cümleler ile AKP’liliğini ilan eden Kılıç, şimdi hakimlerden oluşan YSK’ya ve Danıştay’a savaş açtı.Başbakan Erdoğan’la beraber.Erdoğan’ın tavrını anlarım, siyasetçi.Ama Kılıç değil.Özünde olmasa da, görevi nedeniyle yargı olan Kılıç, yargıç gibi davranmıyor.Kurumu siyasallaştırıyor.Kurum siyasallaşınca da kendi içinde bölünüyor.Anayasa Mahkemesi Başkanı bir açıklama yapıyor, ertesi gün Anayasa Mahkemesi’nin 8 üyesi bir açıklama yaparak Başkan’ı eleştiriyor.Bu tartışmada sonuç ne olursa olsun kalıcı tek sonuç var. Anayasa Mahkemesi bütün saygınlığını inanırlığını, güvenirliğini yitirecek.AKP bir gün iktidardan gidecek.Kimse sonsuza kadar kalamaz.Ama AKP gittiğinde geride kalan tahribatı onarmak hayli güç olacak...”
BURHAN ÖZBEY