ANKARA, 06/07(BYE)--- Suudi Arabistan'da İngilizce yayımlanan Arab News gazetesinin 6 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yer alan başyazının çevirisi şöyledir:
Netayahu hükümeti Özgürlük Filosunun baş gemisi olan Mavi Marmara'da dokuz Türk'ün öldürülmesi için özür dilemez ve korsanlık için uluslararası soruşturmayı kabul etmezse diplomatik ilişkiler kopacak.
Eğer Türkiye bu kadar ciddi bir adım atmaya niyetleniyorsa bu sadece, Türk hükümetinin vatandaşlarının katledilmesi ve İsrail'in meseleyi düzgünce ele almaması karşısında devam eden öfkesini göstermektedir. Ankara'nın öfkesi şüphesiz İsrail'in, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bir İsrail kabine üyesiyle Zürih'te gizli bir görüşme yaptığını sızdırmasıyla iyice arttı. Türkiye, dünyanın Gazze yardım konvoyuna komando saldırısına yönelik öfkesi karşısında eski müttefikini daha ılımlı ve işbirlikçi bir tavır almaya ikna etmeye çalışıyordu.
Türkler, sessiz diplomasinin özellikle de kimseye ödün vermemeye hevesli bir yönetim varken İsraillilerde işe yaramadığını anlamış olabilirler. Türklerin, İsrail Başbakanı ile Başkan Barack Obama arasında bu hafta yapılacak görüşmenin arifesinde gelen ültimatomu muhtemelen Netanyahu üzerindeki baskıyı artıracak. Sağcı koalisyonunun daha radikal üyeleri İsrail'in kendisini daha fazla tecrit ettiğinin farkına varıyor olabilirler. Türklerin talepleri yerine getirilmezse Orta Doğu'daki iki müttefikini kaybedecek ve durum diplomatik ilişkilerin kesilmesine kadar gidebilir.
Bu arada, Washington'daki konuşmalar düşünülemez olana doğru ilerliyor. Ciddi kişiler şimdi Amerika'nın İsrail'e cömert desteğinin gerçekten de, sadece ülkeyi desteklemek için verilen nakit paralar olarak değil ABD'nin özellikle Müslüman dünyadaki dış politikası için zararlı sonuçları açısından da ağır bedeline değip değmediğini soruyorlar. Obama yönetiminin İsrail'e yönelik 60 yıllık kuklacı politikayı tersine çevirmek için bırakın gerekli iradeyi, gücü bulması bile pek muhtemel görünmüyor. ABD'nin Siyonist lobisi zaten tehdit eder gibi konuşuyor ve iyice kaynarsa başkan için gözle görülür siyasi tehlikeler yaratabilir.
Ne var ki, Netanyahu'nun işgal topraklarında, en azından Doğu Kudüs'te yasadışı yerleşim faaliyetlerini yavaşlatmayı reddetmesi, devam eden Gazze ablukası ve Gazze'ye sıkışmış Filistinlilere yardım götürmeye çalışan gemilere ölümcül korsanlık eylemiyle birlikte katlanarak ABD ile ilişkilerini daha da geriyor. Ödün vermezse Beyaz Saray ziyareti muhtemelen mart ayındaki yıkıcı karşılaşmanın bir tekrarı olacak. Başkan onun, belki Filistin Başbakanı Salam Fayyad ve İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak arasında pazartesi günü yapılan görüşme çevresinde gelişen belirsiz vaatlerin arkasına saklanmasına izin vermemeli.
İsrail'in kibiri Türkiye'yi yabancılaştırdı, Mısır'ı utandırdı ve Washington'u kızdırdı. Eğer bu hesaplı bir davranışsa o zaman oldukça kötü niyetli demektir. Likud ya da İşçi Partisi olsun herhangi bir İsrail hükümeti, Cumhuriyetçi ya da Demokrat herhangi bir ABD yönetimiyle karşılaşmasında kendi yolunu çizebilir. En azından şimdiye kadar olan buydu. Ama İsrail bazen, iş kendi çıkarlarını ya da onurlarını korumaya gelince diğer hükümetlerin, böyle sınırlamaları ya da engelleri olmadığını unutuyor