Bir sevda masalı diye başlayan mutlu aile tablosuna dönüşen, ömrün son bulduğu yerden tekrar doğan bir aşk hikayesi.
Bir adam var ki, onun için aşk, giydiği çorabı çamaşır ipinde havalandırmayı isteyecek kadar zahmetsiz. Onun için aşk, güzel bir uykunun tepesinde çalan zurna sesi. Onun için aşk, ütüsüz giydiği gömleğin kırışık modeli, onun için aşk, sessize alınan kadın sesi, onun için aşk, pişmemiş yumurtanın ak hali, onun için aşk, kuyunun dibindeki hep orada kalması gereken küçük çakıl taneleri, onun için aşk, ninesinin ağaç dalı gibi kesilen eli….
Bir kadın var ki, onun için aşk, dantelden geçen en küçük zinciri, incinin içinden geçen deliği, onun için aşk, erkeğinin yakasındaki ruj izi, onun için aşk, içe bükülen serçe parmağı, onun için aşk, hıçkırığının, kirpiğinden düşen telin esas sahibi, onun için aşk yüzüğünün parmağında yaptığı şişliği, onun için aşk, tuzluktan akmayan tuzun kapağındaki nemi, onun için aşk, ayağının ucuna basan bir dans partneri, onun için aşk, yüreğini kendisinden önce kafese almış bir adamın yanında ona da yer açmasını istemesi….
Bu adam ve bu kadın şu an evliler. Adam için imkansız görünen aşk, gelinliğin kuyruğu gibi kızın peşinden gitme hali alacak bilmiyor. Ne ayaküstü, ne yedi derslik, ne küçük, ne kırık ve saf olmayan bir aşk. Şu an evrelerinin başında olan bebeklerinin bebeklerini görecek kadar hızla koşuyorlar birbirlerine.
Mutluluklar ama mutsuzluğun sahnesinde
Uslanmışlıklar ama azmışlığın zerresinde
Sonsuzluklar ama bitişlerin arifesinde……diye başlayan bir şiir yazmıyorum onlar için
Onlar karı-koca olup da aşkı yatak odası perdelerinin iki ayrı kanadına bırakmamış nadide bir çift. Evliliklerini ve dünyaya gelecek bebeklerini kutluyorum
(Arif- Hatice Özbay)